Reklamı Kapat

Konu bulamamak

Yazma heveslisi gençler her fırsatta iki sıkıntıyı dillendiriyorlar:

Bir; konu bulamıyoruz, iyi de ne yazalım?

İki; metni yazıyoruz, ama aklımıza bu metne koyacak başlık gelmiyor.

Adama demezler mi “madem aklına konu gelmiyor ne diye yazmaya soyunuyorsun, derhal gündelik elbiseni giy!” diye?

Hele başlık bulamama mazereti hiç anlaşılır gibi değil. O zaman yola nereden başlayıp nereye gittiğini bilmiyorsun demektir.

İnsanın dünyaya ayak basışıyla başlar “başlık” sorunsalı.

Dünyaya gelişini bir başlık altında anlatamayan kişi anlatamadığını da anlayamamış demektir. Başlık gidişle dönüş arasında bir ilgi bağıdır.

Konu bulamayan insan meselesi olmayan insandır.

Konuşacak ya da yazacak hiçbir şeyiniz yoksa, dünyanın ters giden işlerine sırtınızı dönmüşsünüz demektir.

KONUYU DAĞITMAK

Kendi tezini savunmakta yetersiz kalan kişiler genelde çareyi konuyu dağıtmakta bulurlar. Muhatap konuşan kişinin -ya da yazarak konuşan- cümleyi nereye bağlayacağını merak edip durur. İlgisiz olan şeyler acaba birkaç cümle sonra bir ilgi bağı ile tenasübe mi kavuşacak diye sabırla bekler. Ama nafile! Konunun başındaki ip sonuna bir türlü bağlanmamış, alakasız yerlere raptedilmeye çalışılmıştır. Bu karmaşa içerisinde konunun muhatabı olan kişinin elbette insicamı kaybolup dengesi sarsılacaktır. Temelsiz savlar yerlerde sürüklenmekte ve bu savları ayağa kaldırıp da yeniden açmazlarını ortaya koyma imkânı kalmamaktadır. Konuyu dağıtan kişi karşısındaki muarızının dengesini bozmuş ve topu taca atarak kendi lehine işleyecek şekilde zaman kazanmayı başarmıştır. Siyaset meydanlarında kullanılan dil böylesine dolambaçlı bir dildir. Konuyu dağıttığınız zaman karşınızdaki kişinin zihni ister istemez bocalamaktan doğan bir boşluk yaşayacaktır. Kürsüde bu durumun izleyicisi olan kişiler mantıksal korelasyondan ziyade kimin kullandığı dilin altında ezilip ezilmediğine bakacak, hükümlerini ona göre vereceklerdir. Umarım ben de sağıma soluma bakayım derken konuyu dağıtmamışımdır.

KONU KOMŞU NE DER?

Kelimenin etimolojisine indiğimizde karşımıza “konmak” sözcüğü çıkıyor. Konu, meselenin tam orta yerine konan şey demek olmalı. Bir anlaşmazlık neticesinde araya giren kişilerin sorduğu “konu ne?” ifadesi böyle bir duruma işaret etmektedir. Yani bu mesele buraya nasıl kondu ya da konuşlandı? sorusunun izini sürmektir. Konuyu anladıktan sonra detaya girersiniz. Bilmeden kendinizi bir konunun içerisinde bulduğunuzda nerelere evirileceğiniz hiç belli olmayacaktır. Bir yere konmuşsanız, oraya sizden önce ya da sonra konan kişilerle komşu olacak ya da onlara komşuluk edeceksiniz. Komşu kelimesinin aslı “konuşu”dur. Kelime yuvarlana yuvarlana bugünkü kullanılan sözcüğe dönüşmüştür: Komşu! “Konuşmak” kelimesi de bu sözcükten türemiştir. Kelime ve sözcüklerin bir noktada konumlanmasına konuşma diyoruz. Konuşmak fiilindeki işteşlik aynı yere yerleşerek birbirine komşu olan kişilerin birbirlerine bir şeyler söylemesidir. Konut; insanların yaşamak için kendilerini konumlandırdıkları, kondukları yerdir ki orada konuşarak birbirlerine konu komşu olurlar. Konaklar da aynı konu üzere bir araya gelmiş insanların konumlarına uygun yerleştikleri barınma mekânlardır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?