Reklamı Kapat

Tevhit -3-

Araf/172-173 tefsirinde, “Bezm-i elestteki yaratılışlarında Allah ile insanlar arasında yapılan sözleşmede âdemoğullarının şirke düşmemesi şartı da var.” Abdullah b. Abbas: “Nefis, Allah’tan başkasına tapanların tanrısıdır” görüşündedir.

“Hiç ortağım bulunmadığı halde, sadece ben sizin Rabbiniz değil miyim?” anlamına gelir. Dolayısıyla dünyaya geldikten sonra Allah-u Teala’nınRabliğini kabulle birlikte, O’nun şeriatının bir hükmüne dahi itiraz edilse, nefse, şeytana ve onlara uyanlar Allah-u Teala’ya ortak edilmiş olacağından bu söz tutulmuş olmaz” (Ruhul Furkan, Araf/172).

İman ve İslam’a tevhit cümlesini söylemek ve anlamını tasdik etmekle girilir. İmanın ve İslam’ın ilk şartı tevhittir. Tevhit cümlesinin içinde zımnen “Muhammed Resulullah” cümlesi de var. Her iki cümle de Kur’an’da geçmektedir. “La ilahe illallah” cümlesi Saffat Suresi’nin 35. ve Muhammed Suresi’nin 19. ayetlerinde, “Muhammedür-Resulullah” cümlesi de Fetih Suresi 29. ayetinde geçmektedir.

Tevhit cümlesinde iki unsur var: “La ilahe” (ilah yoktur) olumsuzluk ifade eder. “İllallah” (Ancak Allah vardır) kısmı ise olumluluk ifade eder. Mabut ve ilah olarak sadece Allah kabul edilmiş, yaratıklardan ilah edinenler, putlar reddedilmiş oluyor. Tağutlara, putlara hayır, sadece Allah’a, O’nun hâkimiyetine “evet” demektir.

“Ancak Müslümanlar olarak ölün” (Bakara/132) ayeti, Müslüman olarak ölebilmek için insanın son nefesine kadar tevhit üzere olması gerektiği anlamındadır. “Bu ikrar üzere ölen cennete girer” (Hadis).

Tevhit, “cevamiül kelim” (az kelimeyle çok anlamlı) cümlelerindendir.Allah(c.c)lafzı celali/ismi azamı da öyle.Sıfatlarını,isimlerini,hükümlerini,fiillerini eserlerini özetle tüm kemal sıfatlarını kapsayan, noksan sıfatlardan münezzeh olan Rabbülalemin’in Zat ismidir.O’nun(c.c)Zatı nasıl eşsiz,ortaksız, benzersiz ise,sıfatlarında,isimlerinde,hükümlerinde,fiillerinde de öyledir.

Tevhidimiz; nefse, şeytana, tağuta itaat etmemeyi gerektiriyor.

“Ey kalpleri çekip çeviren Allah’ım; kalbimi dinin üzerinde sabit kıl...” (s.a.v.)

“Beni Müslüman olarak vefat ettir.” Hz.Yusuf (a.s) (Yusuf/101) İman üç derecedir: İlmelyakin, aynelyakin, hakkelyakin.

“İman, ilimdir.” “İmanınızı yenileyin.” Sadaka, cihat iman alametlerinden (imanda sadakat) “Yalanla iman bir arada durmaz” (s.a.v.).

-İman beş kalenin içindedir:İhlas,yakîn,edayıfarz,itmamısünnet,hıfzuledep.

-Amelin kabul şartları: İlim, niyet, ihlâs, sabır (Muaz b. Cebel).

“Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak. Birisi hariç ötekiler ateştedir. Benim sünnetime uyanlar kurtulur. (fırka-i naciye) En zararlısı da haramları helal, helalleri de haram sayan fırkadır” (s.a.v.).

-”Ahir zamanda akşam ve sabahleyin mümin ve kâfir sıfatları değişebilecek.” 

-”Şirk koşmaksızın kelime-i tevhit cennete götürür.” (s.a.v.)

Tevhidin iki unsuru vardır; bir bütündür. “La ilahe illallah, Muhammed Resulullah”. İman, tevhit ancak iki unsurla birlikte vardır. Bir unsurunu inkâr, ötekini de inkârdır.

-”İman yetmiş küsür derecedir. Sevgi, temizlik, güven imandandır.”

-”Kendin için istediğini/sevdiğini kardeşin için de iste ve sev.”

-”Mümin elinden, dilinden insanların emin olduğu kimsedir.”

-”İmanın efdali/üstünü hubbufillah, buğzufillahtır” (s.a.v.). Allah-u Teala Hz. Musa’ya (a.s.): “Benim için en makbul ibadet benim için sevmen, benim için buğzetmendir” buyurmuş.

İ. Rabbani (Hz.): “İmanın alameti küfürden teberridir/kaçınmaktır. Bu da Allah’ın sevdiklerini sevmek, sevmediklerini/düşmanlarını sevmemek, düşman bilmektir. Hz. İbrahim (a.s.) büyüklüğü Allah düşmanlarından teberri etmesi nedeniyledir (Mümtehine). Allah’ın rızasını ve sevgisini kazanmak için kâfirden teberri gibi hiçbir amel yoktur.

“İslam’ın diğer ilimlerinde âlimlerin ihtilafı, âlimler için bir rahmettir. Tevhid, marifet ilmindeki ihtilaf ise sapıklık ve bidattir. Zahiri ilimlerde hata affedilmiştir. Sevap bile vardır (İçtihatta hata). Tevhid ilmindeki hata küfürdür.” (Ebu Talib el Mekki).

İmamı Rabbani (rah.): “Tasavvufa yönelenlerin öncelikle itikadını ehlisünnete uygun şekilde düzeltmesi gerekir.”

İtikadi farklar tevhidin farklı yorumlanmasıyla oluşmuş. “Emniyeti/güvenirliği olmayanın imanı yoktur.” Emanete hıyanet nifak alametlerindendir.” İman, dil ile ikrar ve kalp ile tasdiktir. İman ve İslam lügat yönünden farklı anlamlara gelmekle beraber terim olarak aynı anlamdadırlar. İmansız İslam ve İslamsız iman olmaz. İmanda şüphe, tereddüt ve istisna caiz olmadığı gibi, artıp eksilme de olmaz ve amel, imandan bir cüz değildir.

İmam-ı Azam (rah.): “Allah’ın varlığına inandığı halde Hz. Muhammed’in (s.a.v.) peygamberliğini veya zarurat-ı diniyyeden olan bir hususu inkâr eden kafir olur. Ehl-i kıble mümindir, tekfir edilemez.”  Din (tevhit) sabit, şeriat ise değişkendir. Tüm peygamberler aynı dini (tevhit), fakat farklı şeriatları getirmişlerdir.

Haydi yeni baştan/yeniden doğru tevhit ilmine, inancına, ahlakına, hükümlerine, salih amellere, yoluna... Ölüm var, ahiret var... Dünya kalıcı değil. İslam üzeri yaşayıp, iman, tevhit, şehadet ile göçebilmek dualarımızla.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?