Reklamı Kapat

Seçim bekasını bırakın, ülke bekasına bakın

Altı aydır seçimle yatıp, seçimle kalkıyoruz. Artık ne içerideki problemlerimiz gündemde, ne de dışarıdaki sıkıntılarımız konuşulur oldu. İktidar ve ortağı seçim kazanmaya odaklanmış, bunu da beka haline getirmiştir. Lakin “etrafta olan bitenden haberdar değiller” desek olmaz. Mutlaka haberdarlar ama onların seçim kazanma hırsı, dışarıdaki olup bitenlerle ilgilenmeleri, alakadar olmalarını engeller hale gelmiş. Gelmiş ki gündem ve söylemlerinde dış politikayla alakalı herhangi bir eylem göremiyoruz. Bizim iktidar ve siyasiler içeride kayıkçı kavgası yaparken dışarıda olup bitenler kaygı verici hale geldi. ABD’nin tatbikat gerekçesiyle de olsa Dedeağaç’a askeri birliğini sevk etmesi, Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs semalarında leş kuşlarının uçması, İran ve Trump arasında bugünlerdeki üst perdeden karşılıklı atışmalar ve savaş çığlıkları atmaları bizi bir endişeye sevk etmedi değil. Geçmişte Erbakan Hocamızın bize anlattığı, “Siyonist İsrail’in Büyük Ortadoğu hayalleri içinde Irak, Suriye, İran sonra sıra Türkiye’ye gelecek” diyerek ta o günlerde yapmış olduğu uyarılar sanki şimdi bunların olacakmış gibi görünmesi yukarıda da belirttiğimiz gibi endişelerimizi artırıyor. Konuyla alakalı yaşadığım bir anekdotu sizlerle paylaşmak istiyorum.

2007 genel seçimleri idi. Bendeniz de Ankara 1. Bölge’den Saadet Partisi Milletvekili Adayı idim. Seçim çalışmaları esnasında Ankara İl Kadın Kolları Başkanı çok muhtereme bir hanımefendi vardı. İlim, irfan sahibi biriydi. Kadın kolları seçim çalışmaları içerisinde Diyanet Vakfı Kadın Kolları Başkanı’nı ziyaret etmeleri gerekiyormuş. Bu ziyaret esnasında bir milletvekilinin de kendilerine eşlik etmesini istemişler ve bendenizi uygun görmüşler. Söz konusu ziyarete gittik. Saadet Partisi Ankara İl Kadın Kolları başkanımızın anlattıkları karşısında Diyanet Vakfı Kadın Kolları Başkanı hıçkıra hıçkıra ağladı ve oradaki herkes duygulandı. Saadet Partisi Kadın Kolları Ankara İl Başkanı hanımefendi anlatıyordu: “Umreye gitmiştik. Kâbe’ye varıp ibadet edecektik. Bir Arap kadın bizi görmesine rağmen hiç aldırmadı. Hâlbuki alışmışız. Normalde biz Osmanlı torunuyuz diye kalkar elimize sarılır, öpmeye çalışırlardı. Bu bizim garibimize gitti. Biraz daha yaklaşınca kadın bize dönerek, ‘Allah’ım sen bunların da başına ver, Allah’ım sen bunların da başına ver’ diyerek beddua etmeye başladı. Yaklaştım yanına, ‘Hanımefendi sen ne diye bize beddua ediyorsun?’ dedim. Kadın anlattı: ‘Ben Iraklıyım. Bağdat’ta oturuyordum. Beş çocuğum vardı. Bir gece yarısı sirenler çaldı. ABD uçakları bombardımana başladı. Ben çocukları sakladım, kimini dolaba, kimini çekyatın altına koydum. Ben de karyolanın altına girdim. Sonra gün ışıdı. Sabah oldu. Bombardıman bitti. Çocuklarım ne halde diye bakarken, kiminin kolunu antrede, kiminin bacağını mutfakta parçalanmış halde buldum. Üç çocuğumun parçalarını bir yatak çarşafı içine topladım. Evin bahçesinde bir kuyu kazdım. Oraya gömdüm. Kalan iki çocuğumu aldım ve buralara kaçtım. O bizi bombalayan uçaklar sizin ülkenizden geldi. Onun için Allah sizin de başınıza versin. Görün bakın ki nasıl oluyor?’ dedi.”

İşte o günlerde Milli Savunma Bakanı’nın açıklaması bunu teyit ediyordu. Sadece İncirlik Hava Üssü’nden ABD uçakları 4990 sorti gerçekleştirdi. Biz bu hikâyeyi dinlediğimizde ve bakanın açıklamalarını duyduğumuzda kalbimiz ürperdi. Acaba olur mu? diye endişemiz artmıştı.

Bugünlerde olup bitenler aynen bize o günleri hatırlattı. Onun için iktidarın bir an evvel seçim bekasını bırakıp, ülkenin bekasına bakması gerekir. Siyonist İsrail’in emellerini boşa çıkaracak şahsiyetli dış politika lazım. Her zaman dediğimiz gibi birlik, beraberlik ve kardeşlik ortamının tesis edilmesi ve milli ruh ile hareket edilmesi gerekir. Aksi halde Erbakan Hocamızın söyledikleri çıktığı takdirde o zaman vay halimize… Rabbim ülkemizi, milletimizi her türlü tehlikeden korusun (âmin).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Adnan - Bu söylediklerinizi yahudiden üstün cesaret madalyası almış biri mi yapacak?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 29 Mayıs 18:48

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?