Reklamı Kapat

İdeolojilerin sonu ve ilâhî mesaj

Özellikle 20’inci yüzyılın sonlarına gelindiğinde artık terakkinin tekâmüle erdiğini iddia eden Francis Fukuyama, aslında bu sona erişi kapitalist liberalizmle özdeşleştirme çabası içindedir. Fukuyama’ya göre kapitalist liberalizmin sonu tarihin ve insanlığın sonudur.

1991 yılında Francis Fukuyama’nın “kapitalist liberal sistemin insanlık düşüncesinin ve tarihinin sona ulaştığı son evre” ilan etmesinin altında yatan sebeplerin başında Orta ve Doğu Avrupa’da komünizmin başarısızlığa uğraması gelmektedir. Fukuyama’ya göre komünizmin çöktüğü yerin, Marksizm’in en güçlü olduğu yerde ortaya çıkışı tesadüf değildir.

Fukuyama, dünyayı iki kutuplu görmüş, sanki dünya komünizm ile kapitalizmden birisini tercihe mecburmuş gibi bu iki tercih arasında sıkışan bir dünya tasavvuruyla olayları yorumlamıştır. Fukuyama, komünizmle kapitalizm arasındaki mücadeleyi liberal kapitalizmin kazandığını, buna karşılık komünizmin çöktüğünü ileri sürer. Verdiği örnekler ise Orta ve Doğu Avrupa’dır. Yogoslovya’nın dağılma sürecine girmesi, Rusya’nın durumu ve Doğu ve Batı Almanya arasındaki duvarların yıkılmasıdır.

Hegel, Fukuyama’nın “liberal kapitalizmin sonu aynı zamanda ideolojilerin de sonudur” tezine karşı çıkar. Hegel’in görüşlerinin benzerini G. Vico savunur ve Eskatolojik tarih anlayışına karşı çıkarak döngüsel bir tarih anlayışını savunur. Vico, tarihin gerçek ereğini, nihai bir nokta olarak değil, batış ve yükseliş olarak tasarlar. Tıpkı insanın doğumu, gelişimi ve ölmesi gibi. Yine ölenlerin yerine yenilerinin doğma süreci gibi. Keza bitki ve hayvanların da sürekli bir döngü içinde bu süreci tamamladığı görülür.

Öte yandan Karl Marx’a göre toplumların geçirdikleri her aşama aslında daha ileriye doğrudur. Bu aşamalardan kapitalizmin aşaması iki sınıf, başka deyişle burjuva ve proletarya sınıfları arasındaki mücadele sonunda yerini komünizme, yani işçi sınıfının egemenliğine bırakacaktır. K. Marx, devamlı ileriye doğru bir döngüsellik tezinde haklı olsa da bu evrilmenin komünizme doğru olmayacağı görülmüştür.

B. Bell ve S. M. Lipset, post-endüstriyel olarak tanımladıkları yeni dönemde, gelişmiş Batı toplumlarını kastederek, ideolojilerinin sonunun geldiğini iddia ederler. Bell, “The of İdeology: On the Exhaustion of Political Ideas in the 1950s” adlı eserinin son bölümünde “bir zamanlar eyleme giden bir yol olduğu düşünülen ideolojinin artık çıkmaz sokak haline geldiğini” söyler ve haklıdırlar.

20. yüzyılda sanayileşmiş toplumlarda ortaya çıkabilecek bir kısım sorunlara hiçbir şekilde çözüm üretilemeyeceği, bu sebeple ideolojilerin sonunun geldiği anlayışını savunanlar, modern toplumların tüm sorunlarını çözdüğü tezinde o kadar cüretkâr davranamamaktadır. Bize göre, dünya var oldukça, insan var oldukça, düşünce, mükemmeli arayış ve terakki devam edecektir. Bu ilerleyiş döngüsünün lokomotifi de ideolojidir. “İdeolojilerin sonu” iddiası da bir “ideolojidir”.

Fukuyama’nın gözden kaçırdığı nokta dünyanın sadece bu iki ideolojiden mürekkep olmadığı gerçeğidir. Ne komünizmin ne de kapitalizmin insanlığın kurtuluşu için ideal ideolojiler olmadığı, insanlığın İlâhî mesaja yani İslâm’a muhtaç olduğu gerçeği ortadadır. Bugün Batı toplumunun ortaya attığı ideolojilerin insanlığın refah ve mutluğuna çare olmadığı görülmüştür. Yeryüzünü sömürüyle, kan ve gözyaşıyla yaşanmaz hale getiren de bizzat batıl ideolojilerdir. Öne sürdükleri ideolojilerin, insanlığın kurtuluşuna çare olmadığını gören batıl ideoloji sahipleri, ürettikleri ideolojiden başka hiçbir ideolojinin hayat bulma şansı olmadığını zannetmektedir. Oysa son ve mükemmel din İslâm, bütün ideolojilerin çaresiz kaldığı yerde başlar. Bunun için Kur’an-ı Kerim’deki “Hâk geldi batıl zail oldu. Batıl yok olmaya mahkûmdur” (İsra Suresi, 81) ayeti ilahi mesajın hep var olacağına, batılın ise yok olmaya mahkûm olduğuna işaret eder.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?