Reklamı Kapat

Bir çilekeş sanatçı: Necip Fazıl

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM;

Necip Fazıl edebiyatımızın yüz akı sanatçılarındandır. Tahrip edici Batılılaşmaya karşı yerliliği savundu. Kıvrak zekâsı, hazırcevaplılığı, sağlam bir dil ve üslûba sahip oluşuyla toplumu etkilemeyi başardı. Döneminde yaşanan fikir kısırlığı, onu edebiyatın hemen her türünde eser verme noktasına sürükledi. İslâm’ı temsil adına hayatın her alanını doldurmaya çalıştı.

Sanatçılar yaşadıkları çağa tanıklık ederler. Tarihin bilinmeyen yönlerini daha çok sanatçılar kanalıyla öğreniriz. Onlar toplumun sesi ve öncüleridir. Öncü insanları tanıyanlar hayatlarındaki başarıları hızlandırırlar. Ezberci olmaktan kurtulur, analitik düşünmeyi öğrenirler. Okuyan, düşünen, araştıran, sorgulayan ve muhakeme yeteneğine sahip insanlar haline gelirler. Yaşadıkları toplumun fikir ve kültürünü beslerler.

Necip Fazıl, toplumun sorumluluğunu üstlenen sanatçıdır. Dünyalıklara kendini kaptıran, olup bitene kafa yormayan, bilgi sahibi olmaya yanaşmayan nesillere kollarını makas gibi açarak şöyle haykırır: “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!”

Şairimiz 26 Mayıs 1904’te İstanbul’da doğdu. Soyu, Yavuz Sultan Selim döneminde Maraş’ta hüküm süren Dulkadiroğulları’nınKısakürekoğulları koluna uzanır. Soylu bir aileye mensuptur.

Amerikan ve Fransız Koleji’nde okudu. Bahriye Mektebi’ne girdi. İstanbul Üniversitesi’nin Felsefe Bölümü’ne devam etti. 1925’te Millî Eğitim Bakanlığı’nca Paris’e öğrenime gönderildi. Fransa’ya ısınamadığı için öğrenimini yarıda bırakıp yurda döndü. Bazı bankalarda çalıştı. Ankara Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesi, Devlet Konservatuarı, Güzel Sanatlar Akademisi ve bazı okullarda öğretmenlik yaptı.

BÜYÜK BULUŞMA

Necip Fazıl’ın 1934’e kadar idealsiz, disiplinsiz bir hayatı vardır. Şiir yazarak sanatçı kimliğini ispatlamasına rağmen manevî arayış içindedir. Sanatında bir eksikliğin olduğunu hisseder gibidir.

Bir gün, çalıştığı bankadan vapurla Boğaziçi’ndeki evine dönerken Hızır bakışlı bir adamın gözünü kendisinden ayırmadığını fark etti. O kişi ona, zamanın Allah dostlarından Seyyid Ahmet AbdülhakîmArvasî Hazretleri’nin (ks) adresini verdi.

Bir ilkbahar günü, arkadaşı Abidin Dino’yla birlikte Eyüp sırtlarındaki Arvasî Hazretleri’nin (ks) evini ziyarete gitti. Onunla görüştü ve etkilendi. Necip Fazıl’ın hayatını değiştiren bu ziyarete “Büyük Buluşma” da diyebiliriz. Hikâyesi Üstad’ın “O ve Ben” isimli eserinde ayrıntılarıyla anlatılır. Hocasından etkilenişinin derecesini yansıttı şiirine: “Bana yakan gözlerle, bir kerecik baktınız; / Ruhuma büyük temel çivisini çaktınız!”

Necip Fazıl, Hocasını tanımadan geçirdiği hayatın pişmanlığı içindedir: “Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum; / Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum!”

Arvasî’nin (ks) manevî ve hikmet yüklü sohbetleri iç âleminde derin yankılar uyandırdı. Ölçülü, disiplinli, murakabeli bir hayatın içine girdi. Sanatını sürdürdü. Ağaç ve Büyük Doğu mecmualarını çıkardı. Posta, Yeni İstanbul, Millî Gazete gibi gazetelerde fıkra yazarlığı yaptı. Çeşitli alanlarda 100 cilde ulaşan kitaplar yayınladı.

Eserlerinde yerliliği ve millîliği savundu. Tezi İslâm’dı. Sanatın Allah’ı tanımakla rayına oturacağına inandı: “Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış; / Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış!”

MİLLLETİN HOCASI

Çeşitli okullarda hocalık yapmak Necip Fazıl’ı tatmin etmedi. Toplumun tamamına seslenmek istiyordu. Büyük Doğu’yu kürsü olarak kullandı. Toplumu uyandırmaya çalıştı. Yazdığı gazeteler, çıkardığı kitaplar da bu amaçla.

 Toplumsal konuları işledi. Osmanlı’nın son dönemlerinde Batı’ya özenti başlamıştı. Tanzimat Fermanı’yla özenti resmileşti. Beyinler Avrupa’nın hastalıklı fikirlerinin işgali altındaydı. Önce Batı’yla fikir planında hesaplaşmalıydı. Hayat tarzımızı, medeniyetimizin üstünlüğünü öne çıkardı. Avrupa’nın sığ ve maddeci düşüncesine karşı İslâm düşüncesinin derinliğini ortaya koydu.

Aklın ithal malı olamayacağını anlattı. Yerli düşünceyi benimsedi: “Bu yurda her belâ içinden gelir; / Hepleri hep, hiçin hiçinden gelir, / Gelemez, bir ithal malıdır akıl; / Kafdağı’dan, Çin’den; Maçin’den gelir.”

Yabancıya özenmiş, düşünmeyen, sorgulamayan aydınları ülkenin geleceğine sahip çıkmaya davet etti. Ezberletilmiş çaresizliğe baş kaldırdı: “Bıçak soksan kalbime / Sıcacık kanım damlar / Gir de bir bak ülkeme / Başsız başsız adamlar.”

Üstat, fikrinin çilesini çeken sanatçıdır. Özellikle hocasından dinlediklerini bir “emanet” olarak gördü; kendisine sorumluluk yüklediğine inandı. Öğrendiklerini topluma kazandırmaya çalıştı. Örneklikte, anlatmakta tavizsizdi. Maddi sıkıntı, mahkeme ve hapis gibi badirelerle karşılaştı. Sıkıntının derecesini baş eseri “Çile”sinde anlattı: “Gördüm ki, ateşte, cımbızda yokmuş; / Fikir çilesinden büyük işkence!”

25 Mayıs 1983’te Hakk’a yürüyüşünün 36. ve doğumunun 115. yılında dava adamı çilekeş üstadı rahmetle anıyorum. Mekânı cennet olsun!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Ayseye - .......Öyle ki, çoğu kişinin girebilmek için binbir zorluklara katlandığı Amerikan Koleji’nden atılması da, Necip Fazıl’ın okula gitmek yerine günlerini Gülhane Parkı’nda oynayarak, eğlenerek geçirmesinin bir sonucudur. Tıpkı bir türlü uyum sağlayamadığı daha önceki okulu Fransız Frerler Mektebi’nden alındığı gibi…

Alıntıdır

Yanıtla . 2Beğen 25 Mayıs 12:58

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?