Reklamı Kapat

Rahmet deryasında yaşıyoruz

Balığın su içinde yaşaması gibi, bütün Müslümanlar da rahmet deryasında yaşamaktadırlar.

Kuşun havada yaşaması gibidir bu günlerde Müslümanların hayatı.

“Ama farkında değiliz” denebilir.

Balık da denizde yaşadığını bilmezmiş.

Denizin değerini kumda oynamak için çıktığında anlarmış.

On bir ay, Batı’nın fuhuş, uyuşturucu, sömürü, soygun, öldürücü, yok edici, köleleştirici gibi bütün pislikleriyle bunaldığımız bir anda Ramazan hilali görünüverdi.

Kur’an-ı Kerim’in bir tek ayetinin uygulamaya koyulmasıyla toplumun havasının değiştiğini görüyoruz.

Fuhuşta, hırsızlıkta, uyuşturucuda azalma olduğu polis ve jandarma kayıtlarında görülebilecek şekildedir.

Ya Kur’an’ın bütün emirleri ve yasakları uygulanırsa…

Camilerde, evlerde, dairelerde, kışlalarda, karakollarda ve her yerde Kur’an ziyafetleri veriliyor.

İftar ziyafeti akşamdan akşama verilirken Kur’an kıraati yirmi dört saat devam ediyor.

Bütün televizyonlar, değerli hocalarımızı ekrana çıkarma yarışına giriyor, Kur’an-ı Kerim’i güzel okuyanlarımıza bütün ekranlar açılıyor.

İmsak ve iftarda iki defa yemek yerken beş vakitte namaz kılınıyor ve bu aya özel olmak üzere teravih namazı kılınıyor.

60 defa Rabbin huzurunda kıyamda duruyoruz.

60 defa rükûa varıyoruz.

120 defa secdeye baş koyuyoruz.

Dostlarla bir araya geliyor, dost yüzü görüyoruz, gönlümüzü cilalıyoruz.

Rabbimizin kelamı olan Kur’an-ı Kerim’i okumasını bilenler okuyor, okumasını bilmeyenler de dinleyerek hatim yapıyor.

İnsanlığın hava gibi, su gibi ihtiyaç duyduğu adalet ayetlerini okuyoruz.

İçeriğini bilmediğimiz ilaçların isimlerini okuyarak derdimize deva olmasını ister gibi okuyoruz.

Okumaya da devam edeceğiz.

Hiç değilse kaybolan adaletin ayetlerinin unutulmasını önlüyoruz.

Yeni neslin hem okuyarak hem anlayarak gelişini de görüyor ve istikbalin İslam’a ait olduğu umuduyla yaşıyoruz.

İstatistiklerin hepsine güvenmeyiniz.

İstatistiği yaptıranla yapanın istediği aranır, bulunur ve ona göre duyurulur.

En iyi istatistik, kendi köyünüz, mahalleniz, yakın çevrenizdir.

Havaların güzel, serin olması, tereddütlü olanların da oruç tutmasına katkıda bulundu.

Bu güne kadar mazeretsiz tutmadığını bildiğiniz tanıdıklarınızın yarından itibaren tutmasını sağlayacak girişimde bulnursanız onun tuttuğu orucun sevabı ne kadar ise size de verileceğini hatırda tutarak hareket ediniz.

Orucunu tutan, namazını kılan arkadaşınız, komşunuz, meslektaşınız hangi parti, dernek, loca, mektep, meşrep, mezhepten olursa olsun, yan bakmamaya, dışlamamaya dikkat edilsin.

Yanlışlarımız, bir araya gelerek kendiliğinden düzelir.

Biz, birlikte olmanın yollarını arayalım.

Yakınlarımızdan yanlış yapanları tatlı dil güler yüzle uyaralım.

Zekât, fitre, fidye gibi mali görevlerimizi yerine getirirken yardımlaşmaya en yakınlarımızdan başlayalım.

Yardım yaptığınız insanlara karşı daha nazik davranınız.

Eziyet veren maddi destekten güzel bir sözün daha iyi olduğunu bildirir Kur’an-ı Kerim’imiz.

Verdiğimiz mali destek helal olsun, diliniz de baldan tatlı olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Cihan - Musluaman olmak, olabilmek, Islam ile sereflenmek, Allah'i bilmek, bilebilmek... Iste en buyuk nimet....

Yanıtla . 0Beğen 22 Mayıs 23:40
01

Abdurrahman Serdar -

Geçende, Prof. GENCER Hoca, İslam için NUR, Hristiyan Batı için NAR kelimesini kullandı. Açıklayınca, çok daha iyi anladım. İslam NURDUR diyor, girdiği yeri AYDINLATIR.

Batı NARDIR, diyor. Girdiği yeri yakar. Nitekim, Batı, bencil duyguları ile Dünyanın her yanını yakmıya uğraşiyor. Allah da onların ORMANLARINI yaksın.

Evet, Kur'an bir ayeti ilecemiyette görülen pekçok kötülüğü önledi. Fakat, Özgürlükten, insana saygıdan bahseden, bazı BATI Yosması UTANMAZLAR,

oruçlu kişilere karşı, sigara dumanını tüttürerek bu DEĞERLERE Layık ve samimi olmadıklarını bir kere daha ortaya koydular. İnsan olmak, hele hele müslüman olmak ZOR (!) bir şeymiş, gerçekten.

Konya'da oruç yiyenler bu konuda, İNSANLIĞI epeyce hak ediyor, diye duyuyoruz.

Bu bir kısım BATILI ve BATICI geçinen insan müsveddeleri o kadar seviyesiz ki,

onlar için evet, ALÇAK kelimesini kullanmak bile abes oluyo.

Nitekim, İSTİKLAL Harbi'nin öncelerinde bir kısım RUM VE ERMENİLER - yurdun

içinde bulunduğu bedbin halin de etkisi ile olsa gerek - pekçok insanımızı İÇKİ Mübtelası yapmışlar. Anlatılanlara göre, mesela, Karadeniz'de her fındık ağacının altında bir/kaç sarhoş

peyda olmuş.

Birinci Meclis açıldığında, ilk görüşülen kanun teklifinden biri de Men'i Müskirat

(içki yasağı) Kanunu. Bir kısım BATI Kafalı mebuslar bu Kanuna - halkı ölüme götürdüğünü görmek ve verdiği zararı saymakla birlikte - BÜTÇE VERGİ GELİRİ gerekçesiyle, bile bile KARŞI

çıkmışlar. (Meclis Zabıt Ceridesi). Bu Rakı'ları imal ve ithal eden, Artin, Agop gibi azınlıklarla işbirliği yapanlar, her akşam kafayı bulanlar var karşı çıkanlarda.

Hani günümüzde de, sağlığa zararlı (Haram) olduğu kesinlik kazanmış (mesela ABD'de 1000 doktorun ittifakı ile) olduğu halde, SİGARAYA taraf nefisperest bazı çağdaşlar ve şeyhler

oldu gibi

Yanıtla . 2Beğen 22 Mayıs 11:49

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?