Reklamı Kapat

Birlikteliğin Gücü

Günümüzde insanlık büyük bir çıkmazın içerisindedir. Bu çıkmazı insanlığın hazin durumunda, mazlumların hayatın hengâmesinde kaybolan sessiz çığlığında, çocukların cesedi üzerinden üretilen derin stratejilerin kanlı neticesinde rahatlıkla görebiliyoruz. Sömürü ve zulüm, kaos ve çatışma, savaş ve işgaller, ne yazık ki insanlığın gündeminden hiç düşmüyor.

Bu çıkmazın içerisinde debelenen insanlık adına, Müslümanların üzerinde önemli sorumluluklar vardır. Çünkü küresel çapta değerlendirdiğimizde mevcut dünyaya itiraz edebilecek imkânın bil kuvve olarak Müslümanlarda olduğunu görüyoruz. Bu bir temenniden öte, karşıtlarının sömürme noktasında birleştiği mevcut dünyada bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor.

Peki, Müslümanlar bil kuvve olan müdahil olma iradesini bil fiile nasıl dönüştüreceklerdir? Üzerinde özellikle düşünmemiz gereken mevzu burada yatıyor. Tam bu noktada birleştiriciliğin gücünden istifade etmemizin önemi ortaya çıkıyor. Fakat Müslümanların parçalanmışlık içerisinde olduğu gerçeği de bir vaka. Bu parçalanmışlık içerisinde Müslümanlar mevcut dünyaya söz söyleyemedikleri gibi ırkçı emperyalizmin kurduğu düzenin arızlarına da maruz kalıyor.

Müslümanlar yeniden söz sahibi olmak istiyorsa, aynı kaygıyı paylaşanların birlikte hareket etmesini engelleyen yüklerinden kurtulması gerekiyor. Bu yüklerin en başında ulus devletin kutsanan sınırları gelmektedir. Devlet elbette toplumsal yaşamın bir gereğidir. Ama bu gereklilikte vahim olan durum, aynı coğrafyayı paylaşan insanların toprakla birlikte kalplerinin ve zihinlerinin ayrıştırılmasıdır. Mekânın aidiyetiyle oluşan vatan bilinci, sınırların kutsallaşmasıyla vatancılığa dönüşerek ters yüz ediliyor. Bu bilinç kaybı da ayrışmayı iyice körüklüyor.

Acılarını, sevinçlerini, aidiyetlerini sınırlarla ayrıştıranlar, bu coğrafyanın en büyük kamburudur. Bunu etnik bir sahiplenmeyle sosladıktan sonra Allah’ın bizzat tesis ettiği kardeşlikten düşmanlığa giden bir yol açılmış oluyor. Kökene yapılan atıfların en eskisi bildiğimiz gibi İblis olmuştur. İblis kendisinin ateşten yaratılmasını bir üstünlük sebebi olarak görmüş ve ilk defa kökeni üzerine tavır alarak kimliğin yüceltilmesine neden olmuştur.

Bir diğer yük ise son yıllarda yol açtığı yıkımı fazlasıyla hissettiğimiz mezhepsel farklılıkların siyasi düzeyde çatışmayı körüklemesidir. Müslümanların tarihsel seyir içerisinde mezhepsel anlamda bir çatışma yaşadığı pek görülmemiştir. Tarihteki mücadelelerin ekseni mezhepsel ayrılık değil, devletlerin güç mücadelesidir.

Ama günümüzde sırf mezhepsel farklılıklar birilerinin ölmesi için gerekçe olabiliyor. Hatta ölenlerin yası mezhepsel farklılıklara göre tasnif edilebiliyor. Bu vasatta Müslümanlar olarak birleştiriciliğin gücünden istifade etmemiz mümkün değildir. Bunun içim hem Sünni kesim, hem Şii kesim hem de Vehhabiler bu parçalanmışlıktan kurtulmak için İslam milleti adına sorumluluk şuuruyla hareket etmesi zorunludur.

Parçalanmışlığa yaptığımız bu itirazın yanında bu coğrafyayı paylaştığımız farklı inanç kesimleriyle de yaşadığımız ayrışmayı yok etmemiz gerekiyor. Dinde kardeşlerimizle yapacağımız birlikteliğimizi insanlıkta eşitimiz olan vicdan sahibi farklı inançtaki insanlarla pekiştirmeliyiz. Irkçı emperyalizmin kurduğu sömürü ve zulüm düzenine itiraz eden herkesin bu şemsiyenin altında yer bulabilmesi gerekiyor.

Birlikteliğin gücünden istifade etmek insanlığın içler acısı tablosuna bakarak ihtiyari değil mecburidir. Günümüz şartlarından mazeret üretmek, reel politik gerekçelerin ardına sığınmak, ulus devlet refleksiyle menfaati öncelemek birlikteliğin gücüne olan inanca engel teşkil etmemelidir. Günümüz şartları ne olursa olsun ve bize neyi dayatırsa dayatsın birlikte hareket etme iradesini göstermeliyiz. Günümüz şart ve reel politik ortamında bu birlikteliğin gerçekleşmesini mümkün görmeyenler şunu unutmasınlar ki, Allah’ın kudreti pratiğin hakikatinden daha büyüktür.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?