Reklamı Kapat

Hukuk varsa huzur vardır

Bismillâhirrahmânirrahîm;

TÜRKİYE’NİN “seçim gündemi” bitmek bilmiyor. Ortalama 1,5 yılda bir seçim yapan ülke durumuna geldik. 31 Mart’tan sonra, “4,5 yıl seçim yok” derken; İstanbul seçimlerinin iptali üzerine, yine gündem YSK’nın kararı ve İstanbul seçimlerine kilitlendi. Dahası, Eylül’de yeni bir seçimi konuşanlar bile var. Başka bir işi yok mu bu ülkenin?

Ne oluyoruz? Türkiye, FETÖ tehlikesini 50 sene sonra bir darbe sonucu fark edebildi. Üniversite giriş sorularını 15 sene çaldırdık. “En güvenli yaptığımız iş seçimler” derken ona da şaibe bulaştı. Sandık güvenliği ve hukuk sistemimiz zaafa uğradı. Organize hileler, çeteler ve oyların çalındığından söz edildi.

Seçimleri kimin kazanıp kazanamadığı değil maksadım. Seçim sürecinde yaşanan anormallikler ve haksızlıkların bugünleri hazırladığını düşünüyorum. Çünkü işleyiş nasılsa sonuç da ona göre şekillenir.

Seçim ciddi iştir. Büyük masraflar gerektirir. Görevliler ve milyonlarca seçmen bu işe zaman harcarlar. Bütün ihtimalleri dikkate alarak seçime hazırlanmak zorunluluğu vardır. Toplumu ilgilendiren işler boşluk kabul etmez. Seçimin sağlıklı yapılmasında görevli kurumlar seçim sürecinde eksiklikleri tekrar tekrar gözden geçirmelidir.

Seçimin güvenlik ve hukukundan sorumlu İçişleri ve Adalet Bakanı mutlaka “tarafsız” olmalı. Söz konusu bakanlar seçimlerde fanatik partizanlar görüntüsüyle boy gösterdiler. İtici oldular. Kendilerine oy vermeyenleri itham ettiler, dışladılar. Böyle uygulamanın sonucundan hayır umulur mu?

 SORUMLULUK SINAVI

DÜĞÜN, bayram, şenlik havasında yaşanması gereken seçimlerde tatsızlıklar yaşatılmasına hakkımız var mı? Hele, kamplaştırma, ayrıştırma aracı yapılmasına. Kimse partilere ve kendilerine oy vermeyenlere karşı “düşmanca” tavır alma hakkına sahip değildir. Seçimlere savaşa gider gibi gidilmez. Beraber yaşadığı vatandaşına karşı illet, zillet, hain, terörist, âdi türünden yakıştırmalar işi ayağa düşürdü; dışa karşı kötü örnek oluşturdu.

İçte “düşman” aramaktan daha tehlikeli bir yaklaşım olabilir mi? Düşman dışta, suçlu içte aranır. Suç işleyenin cezasını bağımsız yargı verir. Türkiye bir hukuk devletidir. Kanun hâkimiyeti ve hukukun üstünlüğü esas alınır. Suçlulara göz açtırılmaz. Hukuk hepimize lâzımdır.

Ya medyanın hali… Bazı medya kuruluşları efendilerinin gözüne girmek için yalan, iftira, hakaret ve kara propagandaya sarıldı. Vicdan ve insafı bir tarafa bıraktılar. Kendileri gibi düşünmeyenleri karaladılar. Necip Fazıl, “Bir vicdanın bilemem kaçtır hava parası” demişti. Bu tür medyada “vicdan” kalmadığına göre, yerine “kukla” kelimesini koymak gerek.

Siyasilerin haksızlıklarını kendi içlerinden uyaranlar oldu. Eski AA Genel Müdürü ve Yeni Şafak Yazarı Kemal Öztürk hükümet ve medyanın bu yolla “inandırıcılıklarını kaybettiğini” (14.03.2019) yazdı. Başka bir yazısında, “Bu üslûp sürerse daha kötü olaylar yaşayabileceğimizi” (23.04.2019) anlattı. Gerçeklerden rahatsız olanlar Kemal Öztürk’ü görevinden uzaklaştırdılar. Bu minvalde başka yazarların da uyarıları oldu.

 HUKUK DARBE ALDI

HUKUKÎ kararlar toplumu rahatlatmayı amaçlar. Toplum vicdanını yaralar, karar “tartışmalı” hale gelirse yeni sıkıntıların yolu açılır. YSK’nin İstanbul seçimlerini iptal kararına ilk günden itibaren büyük tepkiler yağdı.

Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk, “YSK’nın aldığı kararla mantık kurallarını çiğnediğini” (06.05.2019) söyledi. AYM eski Başkanı Haşim Kılıç, “YSK’nın aldığı kararla hakemlik görevini yerine getiremediğini” anlattı. Bazı hukukçular, “Hukukun bittiği yerdeyiz” derken; içlerinde, “AKP seçime doğrudan müdahale etti” (06.05.2019) diyenler oldu.

AKP üst yönetimlerinde görev almış bazı kişiler de tepkilerini gizleyemediler. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız” derken; eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu, “YSK’nın iptal kararı temel değerlerimizi zedeledi” sözünü etti. 

Karar sürecinde YSK’ya baskı yapıldığı basına yansıdı. Hükümetten ve YSK’dan buna itiraz gelmedi. Dava sürerken bazı YSK üyelerinin AKP yöneticileriyle görüntü vermesi olayla ilgili tereddütleri büsbütün artırdı.

Toplumun huzur ve barışını sağlama rolünü üstlenen hukuk şakaya gelmez. Hukuk kurumu “tarafsız olma” ve “adaletle hükmetme” görevinden zerre taviz veremez.

Hukuk herkes için adaletin tecellisini amaçlar. Malcolm X der ki: “Adaletin yanındayım: Kimin için, kime karşı olduğu fark etmez.”

Emile Zola’nın Dreyfüs Savunması hukukun vazgeçilmezliğini anlatır: “Hükümetler düşsün, her şey yıkılsın, yeter ki adalet ayakta kalsın. Adalet üzerine Fransa’yı yeniden kurarız. Fakat adalet yıkılırsa Fransa yok olur.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Ahmet S - On numaralık bir yazı teşekkürler yazar dostum adalet olsunda herşey yıkılsın

Yanıtla . 0Beğen 18 Mayıs 03:49

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?