Reklamı Kapat

Ramazan ayı üzerine

Ramazan ayı şüphesiz Müslümanlar tarafından manevi iklimin zirveye ulaştığı önemli bir dönem olarak yaşanmaktadır. İyilik ve güzelliğe dair tüm duyguların canlandığı, kötülüğün ve sahibinin prangalara vurulduğu bir dönem olarak bilinmektedir. Ramazan ayı yüce kitabımız Kur’an’ın indirildiği aydır. Dolayısıyla Kur’an ayıdır, Kur’an’ı okuma, anlama, yaşama ve ona teslim olma ayıdır. Emir ve yasakları tekrar hatırlama, öfke ve kötülüğü kontrol altına alma, disipline etme ayıdır. Ramazan ayı 30 gün sürer ama anlam itibari ile 365 günümüzü etki altına alması gerekmektedir.

Evet, buraya kadar yazdıklarımız ve daha fazlası camilerde, sohbet halkalarında, televizyonlarda ve daha birçok ortamda hoca efendiler tarafından anlatılan, herkesin dinlediği ama tesirinin bir türlü görülmediği önemli başlıklardı. Yapılan araştırmaların Ramazan ayı boyunca suç oranlarında ciddi bir azalma olduğunu gösterdiği doğrudur ama bu tesir neden Ramazan ayının bitmesi ile bıçak gibi kesilir? Neden Ramazan’da alkol ve benzeri kötü alışkanlıklara ara verilip sonra devam edilir? Hangi mantıkla beş vakit farz namazı normalde kılmayan kitleler her gün teravih namazını yani yatsı namazı ile 20 rekât nafile namazı aksatmamaya çalışılır?    

Ramazan ayının sunduğu değerler senenin kalan kısmını disipline almamıza vesile olmayacaksa, sabır ve sebat üzere duruş iftara kadar sürecekse, fitre ibadeti sadece bir yükümlülük olarak bilinecek ve açlığı anlamamıza, açlıkla mücadele etmemize vesile olmayacaksa, yoksulların yaşantısını, açlığın ve susuzluğun ne anlam ifade ettiğini anlamayacaksak Ramazan ayında neden oruç tutuyoruz ki? Hayatı boyunca bir bardak temiz su nedir bilmeyen milyonlarca insanı düşünmeyeceksek, Ramazan ayı biter bitmez Kur’an tekrar rafa kalkacaksa, Kur’an sadece yüzünden okunan, hatmedilen bir kitap olarak kalacaksa, hayatımıza etki etmeyecekse, hayat rehberi olarak kabul edilmeyecekse biz neden oruç tutuyoruz ki?

Ramazan ayının manevi iklimini, anlam dolu çehresini maalesef belediyelerin eğlencelerine teslim ettik. Her şey gibi Ramazan ayını da seküler hayatın egemenliğine mahkûm ettik. Hâlbuki Mekke Ramazan ayında fethedilmişti. Müslümanlar açısından Ramazan mücadele ve mücahede ayı olarak bilinirdi. En kıymetli iç muhasebe ve tefekkür yine bu ayda yapılırdı. Tam bir tadilat ayıydı Ramazan. Hem fiziki hem de ruhi bir tadilat ayı. Düşünmeden olmuyor. Anlamadan olmuyor. Anlatmadan, yaşamadan olmuyor.

Ramazan ayı Peygamberimizin (s.a.v.) ve Kur’an’ın yani İslâm’ın anlaşılması adına çok önemli bir sürecin adıdır. Sorunları çözmek, hayatın ve yaratılışın gayesini anlamak ve anlamlandırmak için Ramazan ayı önemli bir fırsattır. Aksi halde sadece kötülüklerin istatistiğini tutmaktan, üzülmekten, ağlamaktan, yapay projelerle vakit harcamaktan başka bir şey yapamazsınız. Bir yıl öncesinde 81.000 gencimizin madde bağımlısı olmasına asla anlam veremezsiniz. Yine aynı yıl 52 öğretmen adayının hangi sebepten intihar ettiğini anlayamazsınız.

Dini sadece camide, sağlığı sadece hastanelerde, eğitimi sadece okullarda, adaleti sadece saraylarda, medeniyeti sadece gökdelenlerde, itibarı sadece lüks ve şatafatta, ibadeti sadece Ramazan ayında arayanlar elbette İslâm’ı hakkıyla anlayamazlar. Ramazan ayını uğurlamayın anlamaya çalışın. Ramazan ayı İslâm’ı anlama adına güçlü bir hatırlatmadır.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?