Reklamı Kapat

Ahmet Yesevi’nin diliyle ayet ve hadis

Kur’an-ı Kerim’de insan, ay, güneş, dağ, deniz, yıldız gibi tabiatta var olan her şeye “ayet” deniyor.

Yani tabiat kanunlarının her biri bir ayettir.

Yine Kur’an-ı Kerim’de iki durak arasındaki cümle veya cümlelere de “ayet” denir.

Tabiat ayetleri/tabiat kanunları zamanın değişmesiyle değer kaybetmediği gibi Kur’an ayetleri de zamanla değer kaybetmez.

“Biz Hz. Adem’in soluduğu havayı istemiyoruz, biz Hz. Havva’nın içtiği sudan içmeyiz. Biz iki binli yıllara özel bir hava ve su istiyoruz” demediğimiz gibi  Kur’an için de söylemeyeceğiz.

Çünkü tabiatı yaratan ve Kur’an’ı indiren Allah’tır.

Onun için Ahmet Yesevi hikmetli sözlerinin birinde, “Ayet ve hadisi kim okursa kulak ver” diyor. Ayet ve hadisten anlamayanların mümin olmadığını, ayet ve hadisi açıklayanlara  katı sözler söyleyenlerin dışının insan, içinin şeytan olduğunu, “Hikmetler”inin Kur’an’ın manası  olduğunu ve sünnet kaynağından aktığını ifade eder.

Rabbimiz, mümin insanı tarif ederken: “Her sözü duyarlar; en güzeline uyarlar” Buyurmuş (Zümer 18). Ülkeler arasındaki sınırları tanımayan, tel örgülere takılmayan, mayın tarlalarının üzerinden bir kuş gibi uçan, beton veya çelikten yapılmış duvarları delip geçen, “baş kestiren, savaş kestiren, ağu’lu aşı bala dönüştüren” sözler vardır. Bütün bu sözleri söyleyenleri, bir getiren, söyleten ve götüren vardır.

İşte o söz ve gönül sultanlarından biri ve en önemlilerinden olan Ahmet Yesevi’de Kur’an’a ve sünnete kulak vermemizi öğütler:

Ümmet bolsanğ ğariblerge tabi bolğıl

Ayet hadis her kim aytsa sami bolğıl

Rızk u ruzi her ne birse kani bolğıl

Kani bolup şevk şarabın içtim muna (Sayfa 48/5)

Sadesi:

Ümmet olsan, gariplere tabi ol sen;

Ayet, hadis her kim dese sami ol sen;

Rızık, nasip her ne verse, kani ol sen;

Kani olup şevk şarabını içtim işte. (Sayfa 49/5)

 

Mümin irmes hikmet iştip yığlamaydur

İrenlerni ayıtkan sözin tınglamaydur

Ayet hadis güya Kur’an anğlamaydur

Bol rivayet arş üstide kördüm muna (sayfa 68/9)

Kur’an’ı okumakta asıl olan anlamak ve anladığıyla amel etmek/eyleme geçmektir.

Ahmet Yesevi Kur’an’ı  anlamayanlardan şikayet ediyor. “Biz Ahmet Yesevi yolundayız” deyip de Kur’an okumayanlar dikkatle dinlesinler:

Mümin değil, hikmet işitip ağlamıyor;

Erenlerin dediği sözü dinlemiyor;

Ayet, hadis manasını anlamıyor;

Bu rivayeti arş üstünde gördüm işte (sayfa 69/9

Ahmet Yesevi, ahireti atan, dünyaya tapan, Allah’ın ayetleri veya Resulü’nün hadisleri söylendiğinde kaskatı kesilenlerin taşlardan daha katı olduğunu söylerken Bakara süresinin 74’üncü ayetinden feyz almıştır.

Taşdın katığ taşnı sorğan bi-haberler

Ukba işin arka taşlap dünya izler

Ayet hadis beyan kılsam katığ sözler

Zahir adem batınları şeytan bolur ( Ahmet Yesevi, Dîvan-ı Hikmet seçmeler, Kemal Eraslan Kültür Bak. Ank.1993,sayfa 192/8)

Taştan katı taşı soran habersizler,

Ukba işini arkaya atıp dünyayı izler.

Ayet hadis beyan kılsam katı söyler;

Dışları insan, iç yüzleri şeytan olur. (sayfa 193/8)

Günümüzde Allah’ın ayetlerine karşı harp açan insanların içi şeytan, dışı insan olduğunu, kalplerinin de kayalardan daha katı olduğunu okurken gözümüzün önünden bir şerit halinde geçen yüzsüzlere de acımadan, “Allah’ım, bunlara din, iman nasip et” demeden geçemiyoruz.

Gerçi Seyrani :

“Getirseler yüzbin Ferhat bir yere,

Hiçbir namerdin taşbağrını delemez” dese de biz ölünceye kadar Rabbimizin rahmet ayetleriyle yumuşatmaya devam edeceğiz.

Ahmet Yesevi, kendi hikmetlerinin aslında Kur’an’dan alındığını, bir hadis hazinesi olduğunu, bu hadis hazinesinden nasibini almayanların habis/pislik ve alçak olduğunu, bunların çorak gönüllerinin gülistana çevrilmesinin Kur’an’dan alınan hikmetlerle mümkin olduğunu şöyle bildirir:

Mini hikmetlerim kan-ı hadisdür

Kişi buy iltmese bilgil habisdür

Mini hikmetlerim âlemde sultan

Kılur bir lahzada çölni gülistan

Mini hikmetlerim ferman’ı Sübhan

Okup uksang heme ma’ni-i Kur’an (Sayfa 270/13-14)

Benim hikmetlerim kan-ı hadistir;

Kişi nasip almasa, bil habistir.

Benim hikmetlerim ferman’ı Sübhan.

Okuyup anlasan ma’nayı Kur’an.

Benim hikmetlerim âlemde sultan;

Kılar bir lahzada çölü gülistan. (Sayfa 271/13-14)

Not: Divan-ı Hikmet’te geçen şiirleri sadeleştiren Kemal Eraslan’dır ve sayfa numaraları onun yayınladığı “Ahmet Yesevi, Dîvanı Hikmet, seçmeler” isimli eserin 1993 baskısına göredir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?