Reklamı Kapat

Ekonomik krizin neresindeyiz?

Kim ne derse desin, hükümet erkânı ne kadar “Enflasyon düşme eğiliminde, çekirdek enflasyon düşüyor, çarşı pazardaki yangını görüyoruz ve önlem alıyoruz” şeklinde bol keseden yorumlar yapsa da Türkiye, çok zor ve sıkıntılı günlerden geçiyor.

Bir yandan sanal gündemlerle estirilen rüzgâr, bir yandan iş-aş ve ekmek derdindeki insanların gizli biçimde yüreklerine akıttıkları gözyaşı… Ekonomik bir buhran yaşıyoruz. Sıkıntılar üzerinde değil, teferruat gündemler üzerinde boşa kürek çekiyoruz.

İktidar ve muhalefet partileri yaklaşık 1 ay boyunca İstanbul seçimlerinin yenilenip yenilenmemesi üzerine kayıkçı kavgası yaptı. Türkiye’nin enerjisi bu süreç boyunca boşa harcatıldı.

Oysa, gerçek gündemin Cumhurbaşkanı’nın “Kızgın demiri soğutmak” şeklinde verdiği beyanatta olduğu gibi, ekonomi olması gerekiyor. Yanan çarşı pazar olması gerekiyor… Sıkıntılarla boğuşan KOBİ’ler, iç ve dış borçlar olması gerekiyor.

Ekonomi elbette rakamlar bilimidir… Makro ve mikro rakamlar üzerinden çıkarımlar yapılır ve ona göre kararlar verilir. Ama Türkiye’de makro rakamlar da mikro rakamlar da maalesef, milletin aleyhine gelişmekte, işsizlik yüzde 15’i bulmakta, enflasyon ise yüzde 20’li rakamlarda gezinmektedir. Biz bu resmi rakamlardan işsizliğin en az yüzde 25 olduğu kanaatindeyiz. Hele genç işsizlik oranı, yüzde 40’larda gezinmektedir.

Hükümet erkânı, kâğıt üzerinde oynadıkları rakamlarla ortalığı güllük gülistanlık göstermeye, toz pembe tablolar çizmeye, sanal ekonomi tablolarıyla milleti uyutmaya devam etsinler. Bizler, bu gidişin hayra alamet olmadığını, 2001 krizinden daha beter bir durgunluğun başladığını, esnafın istim üzerinde olduğunu ısrarla dile getiriyoruz.

Ekonomi bir rakamlar bilimidir… Ama bu rakamların ortaya koyduğu tabloyu oluşturan ana kolon, güvendir. Piyasanın algılarıdır… İnsanların alışveriş kültürüdür… Milletin piyasadan kokladığı havadır… Bu havada bir kötü koku almaya başlandığı andan itibaren, bakanlar kurulu televizyonlarda her şey çok güzel diye, “Yemin Billah” etse dahi algıları düzeltemezsiniz.

Görüntü maalesef budur: Piyasalarda bir birim daralma söz konusuysa, çarpan etkisiyle psikolojik algı ise üç birim daha kötü durumdadır.

Ekonomi rakamlar bilimidir ama, psikolojik algısı rakamların çok daha üzerindedir. 2001 krizinde piyasaların güven algısını ve güven eşiğini aşan olay, bir esnafın dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in önüne attığı yazarkasa olmuştu. Bu olay, bir gecede dövizin arş-ı âlâya çıkmasına, piyasaların batmasına, esnafın tamamen tükenmesine yol açmıştı.

Kesinlikle ifade etmek durumundayız: Global piyasaların tetiklediği rüzgârdan daha kötüsü, iç piyasada yaşanmaktadır. Bu dip dalgayı uzun zamandır, yalaka ve azgın medya dışında kalan birkaç aklıselim medya organında bizler gibi gelen tehlikenin farkına varanlar açıkça söylemekteydi. Fakat kulağının üstüne yatarak, haftada bir kamuoyunun ağzına iç gündem sakızı vererek memleketi idare ettiğini düşünenler, okyanusun tükenmeyeceğini, karanın görünmeyeceğini zannediyorlardı. Okyanus da bitti, deniz de… Kara göründü…

Maalesef medya, Türkiye’de sanal bir gündem oluşturarak gerçek gündemin önüne koyuyor. Medyanın derdi, gerçekleri gündeme getirmek değil, milletin çarşı pazarda cüzdanına düşen yangın değil.

Piyasanın tadı bozuldu, siyasetin tadı bozuldu, demokrasinin tadı bozuldu...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?