Her şey bize O’nu hatırlatır

Cocukluğumuzda Allah’ın sıfatlarını öğrenirken Sübuti Sıfatları: Hayat, İlim, Semi’, Basar, İrade, Kudret, Kelâm, Tekvin diye ezberlemiştik. Kelam sıfatıyla Rabbimiz, Peygamberleriyle konuşmuş, bazı peygamberlerine kitaplar ve sayfalar indirmiş ve o kitaplarla kişinin Rabbiyle olan ilişkileri, kişinin insanlarla olan ilişkileri, kişinin tabiatla olan ilişkileri düzenlenmiş.

Tekvin sıfatıyla Rabbimiz, tabiat kanunlarını yaratmış ve o tabiat kanunlarının tamamını insanlığın menfaatlerine uygun olarak yaratmış.

İnsani ilişkilerimizi en doğru şekilde devam ettirebilmek için bütün insanları yaratan Allah’ın koyduğu kanunları öğrenmek için Kur’an ayetlerini anlamamız gerektiği gibi, fiziki hayatımızı düzenli devam ettirebilmek için de tabiat kanunlarına uymamız gerekir.

Kur’an kanunlarını bilmek için her ayetin, kelimesinin, her harfinin ne manaya geldiğini bilmemiz gerektiği gibi, fiziki hayatımızın düzenli olması için de yaratılan denizin, yıldızın, çiçeğin, çocuğun, taşın, kuşun, dağların, derelerin, ormanların, hayvanların kısaca yaratılan her şeyin, maddesini, kütlesini, atomunu, hücresini, elementini ve her şeyini bilmemiz gerekir.

Tefsir yazmak, okumak ve onunla amel etmek ibadet olduğu gibi Allah’a, peygamberine ve Kur’an’a iman eden bir insan fizik, kimya, biyoloji, deniz bilimleri, yıldız bilimleri, bitki bilimleri, maden bilimleri, tıp, eczacılık gibi bütün ilim dallarıyla uğraşmak farzı kifaye olduğundan ibadet sayılır.

Yalnız, her tefsirci Kur’an-ı Kerim’den kendi kültür kabı kadarını, çağının ihtiyacı kadarını aldığı gibi, bütün kâşifler de tabiattan kendi kültür kabı kadarını ve çağının ihtiyacı olanını alırlar.

Kıyamete kadar tefsir yazımı devam edeceği gibi kıyamete kadar keşifler de devam edecek.

 Bütün ilimler İslâmî ilimlerdir.

Tabiatı yaratan Allah, peygamberlere kitaplar gönderen de Allah celle celalühtür.

Müfessir, Allah’ın kelâmını tefsir ederken, fizik, kimya, biyoloji, astronomi, deniz bilimleri, madenler, ormanlar ve topyekûn yaratılanlarla ilgilenen ve o tabiattaki kanunları keşfetmeye çalışanlar da Rabbimizin tabiata koyduğu kanunları keşfettiklerinden İslâmî ilimlerle meşgul oluyorlar.

Onun için bütün ilimlerin öğretim üyelerine saygılı davranmalarını, ceketin önünü iliklemeden konuşmamalarını, kelimelerin en naziklerini seçmelerini, ateist bile olsa taşıdığı ilim hatırı için saygıda kusur yapmamalarını anlatıyor ve sınıflara girerken mabede girermiş gibi girmelerini söylüyorum.

“Onun içindir ki daha önce geçen ilim adamlarımız insanlık ailesinin ihtiyacı olan ilim dalları için ‘farz-ı kifaye’dir, yani o toplumun ihtiyacını giderecek kadar ilim adamı yetiştirmek toplumun bütün bireylerine farzdır. Ancak bu ihtiyacı birkaç kişi karşılarsa diğerlerinin üzerinden farzı yerine getirme sorumluluğu düşer demişler” diyorum.

“Beni bir dağda buldular,

  Kolum kanadım kırdılar.

  Dolaba layık gördüler,

  Onun için inilerim.

  Ben bir dağ ağacıyam,

  Ne tatlıyam, ne acıyam.

  Ben Mevla’ya dûacıyam

  Onun için inilerim.”

Diyerek, bir ağacın iniltisini bize duyuran  Yunus Emre:

“Sordum sarıçiçeğe benzin neden sarıdır? Çiçek eydür derviş baba ahım dağlar eritir” diyerek, sarıçiçekle konuşur ve onunda ahları ve vahları olduğunu haber verir.

Rabbimizin: “Yedi gök ve yerdekiler bu ikisindekiler O’nu tespih ederler. Onu hamd ile tespih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ancak siz onların tespihini anlayamazsınız. Şüphesiz o Halim’dir, Ğafur’dur. (İsra süresi ayet 17/44) ayeti  er-Rahman Suresi’ndeki, “Otlar ve ağaçlar (Allah’a) secde ederler” ayeti şairlerimizin kulağını hem insanlara hem tabiata hem Kur’an’a çevirmesine sebep olmuştur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?