Reklamı Kapat

Utanç vesikası

Tek esprisi (ki burada espriden kasıt diğerlerinden “tek farkı” ama kendileri de gerçekten bir espri, hatta kötü bir espri) “güce tapınmak” ve gerçekleri menfaatlerince eğip bükmek, yani alenen yalan söylemek olan malum bir haber kanalı var.

Gülmek, eğlenmek, bir an olsun dünyanın acı gerçeklerinden kopmak istiyorsanız, bu kanalı izlemeniz kafi gelecektir. Hele ki, herhangi bir soru sormadan, hiçbir şeyi sorgulamadan, önünüze konan her şeyi hap gibi yutarak izlerseniz, birkaç dakika içinde “büyük resim” zihninize birden bire beliriverecektir. Şayet normal bir ruh ve zihin yapısıyla izlerseniz de, Türk siyasetinin ve ona göbekten bağlanmış ve omurgasını tamamen kırıp atmış Türk basınının trajikomik ve mide bulandırıcı halini gözlemleyebilirsiniz.

Bu bahsi geçen kanal, birkaç hafta önce, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türk ekonomisi ve bankalar hakkındaki olumsuz değerlendirmelerinden yakınıyor ve buradan hareketle vatandaşın algısına yönelik olarak akıl almaz önermeler ve şaşırtıcı iktidar güzellemeleri sergiliyordu her zamanki trajikomikliğiyle.

Halbuki, bahsi geçen kuruluşların bir zamanlar, (ki o “bir zamanlar” iktidar partisinin Batı’dan yana talihinin açık olduğu, türlü iltifatlara mazhar olduğu, küresel “yamyam” sermayenin Türkiye’ye aktığı yıllardı) Türk ekonomisine yönelik övgüleri de aynı güce tapan medyada “pek muteber” yorumlar ve değerlendirmeler olarak yer alırdı.

İktidar medyasının ve “algı operasyonu tarzı habercilik”in amiral gemisi olan kanalın altyazısında “Türkiye ekonomisine yeni küresel saldırı” ifadesi vardı. Tam bu noktada, Mart ayında “döviz piyasalarına ilişkin olarak yanıltıcı ve manipülatif bir şekilde döviz alımına yönlendirme” suçlamasıyla hakkında soruşturma başlatılan JP Morgan geldi. Bu kurum, Mart ayında soruşturmaya maruz kalırken, Nisan ayının ortasında ise Washington’da düzenlediği yatırımcı toplantısında Hazine ve Maliye Bakanı’nı konuk etmişti.

“Algı haberciliğinin amiral gemisi”, bir zamanlar övgülerini yere göğe koyamadıkları kurumları hedef tahtasına oturtuyordu. Ama asıl mesele ise bu klasik “küresel saldırı”, “dış güçler” vs lafları arasında birden bire, “Türkiye ekonomisi, demek ki çok iyi durumda ki, böylesi saldırılara maruz kalıyor” çıkarımı yapılabildi!

Tarihin en iyi dönemini yaşadığı söylenen ve maalesef toplumun bir bölümünün kayıtsız şartsız buna inandığı bir ortamda, Türk ekonomisinin içinde bulunduğu kriz hali ise giderek toplumun tüm kesimlerini boğan bir buhrana dönüşüyor. İsmi haber kanalı olan ama yaptığı hiçbir şeyde ne gazetecilik ne de asgari ölçülerde hakikatin zerresi bulunmayan bir yapı, insanlarla dalga geçerek bunu söyleyebiliyor. İşte güce tapınmanın ve menfaatin, hakkın ve hakikatin yerini alması böyle bir garabet ve rezalettir.

Bu ülkenin gariban insanları ucuz sebze meyve için kuyruklara giriyor, bu ülkenin orta direği kredi kartlarına ve kredilere bağımlı olarak hayat pahalılığı ve enflasyon altında eziliyor. Soğan, patates kuyruklarına “varlık kuyruğu” denebiliyor! Türk ekonomisinin kırılganlıkları ve zayıf olduğu noktalar, bundan 5 sene önce o dönemin hükümetinin ilgili bakanı tarafından da dile getirilmişti halbuki.

Hiçbir olumsuzluğu ve yanlışı, iktidar sahiplerine layık görmeyip, her meselede bir günah keçisi, bir “dış güç”, bir “bilmemne lobisi”, bir “büyük resim” gösterme gayreti, olsa olsa zavallılıktır. Aslına bakılırsa da bu halkı kandırmaktır.

İnsanların cebinde para yokken, alım gücü yerlerde sürünürken, birçok insan işsizken, kalkıp da “çok parlak bir dönemdeyiz” diyen medya(!), tarihin utanç vesikaları arasına girer zamanı gelince.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?