Reklamı Kapat

Az yaşadı; büyük izler bıraktı

 BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM;

     TOPLUMUN yolunu açan “öncü” insanlar vardır. İnsanları iyiliğe sürüklemeyi bilen “merkez” şahsiyetler. Sevgi, şefkat ve diğer insanî duygularla toplumu kuşatan fedailer. Himaye edici yapıları ve iletişim yetenekleriyle karşısındakileri mutlu eden kurmaylar. Adnan Demirtürk bu özellikteki insanlardandı.

     Karadeniz’in hırçınlığı ve iç kesimlerindeki dağlık arazi yapısının onun hayatında izler bıraktığını düşünüyorum. Deniz “sonsuzluk” idealini besliyor; dağ ise zorluklara direnme ve yükselme duygusu kazandırıyor. Yavuz’un annesi Gülbahar Hatun’un Vakfıkebir’i devlete vakfetmesi, sanki Adnan Demirtürk’te “vakıf insan” kimliğinin oluşmasına yol açmış.

     Bunlara, babası Mustafa Bey’in Akçaabat’tan Vakfıkebir’e göç etmesini de ekleyebiliriz. Hareketli ve mücadele dolu bir hayatın içinde bulmuş küçük Adnan kendisini. 13 yaşında iken babasını kaybetmesi Adnan Bey’in aile içindeki sorumluluğunu artırmış.

 Ticaret Lisesi’nden Fen Bilgisi Öğretmeni İrfan Kaya Adnan Bey için, “İstikbali parlak olduğu daha o günlerden belliydi” der.

     Vakfıkebir’in Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazanan ilk öğrencisi oldu. Başkente öğrenim için gitmişti; ama hayatını değiştiren sürpriz olaylarla karşılaştı. Erbakan Hoca gibi bir dünya liderini tanıdı. Temsil ettiği Millî Görüş hareketini dava edindi. Erbakan Hocayı “lider” olarak bildi. Bir ömür liderine ve davasına sadık kaldı.

     Adnan Demirtürk’ün dava sadakati “adanmışlık” noktasındaydı. “Sen Erbakan gibi konuşuyorsun” diyenlere; “Biz taklit etmiyoruz, onu yaşıyoruz” derdi.

  İDEAL VAZİFE ADAMI

     ADNAN Demirtürk davasına ve liderine inandı. Türkiye ve dünyanın kurtuluşunu Millî Görüş hareketinde gördü. Bu uğurda çalışmaya kilitlendi. Tam bir vazife adamıydı. Teşkilat içi bir görev verildiği zaman hiç itiraz etmez; “hemen”, “derhal”, “başüstüne”, “emredersiniz” diyerek işe koyulurdu.

     Okulunu bitirince yüksek maaşlı iş teklifleri aldı. Fakat onun gözü davasındaydı. Davayı kitlelere ulaştırmak için gençleri yetiştirmek gerekiyordu. “Kaymakamlık sınavına gir” diyenlere, “Kaymakam olursam halkın işlerini takip etmekten davama hizmet edemem” diyordu. Davasını her zaman merkeze aldı.

     “Mananın maddeye hâkimiyeti” anlayışıyla “Selâm Muhasebe Bürosu”nu kurdu. Hem geçimini sağlıyor, hem de gençleri yetiştirmeyi sürdürüyordu.

     Vakfıkebir’de, Trabzon’da, Ankara’da Millî Görüş’ün çeşitli kademelerinde önemli görevler üstlendi. 6 Eylül 1997’de, 32 yaşındayken Millî Gençlik Vakfı’na “genel başkan” seçildi.

     Türkiye 28 Şubat’ın baskıcı günlerini yaşıyordu. Sivil kuruluşlar kabuklarına çekilmişlerdi. Ortalıkta Millî Gençlik Vakfı’ndan başkası görünmüyordu. Kadrolarını topladı. Yeni çalışma döneminin özelliğini “kader birliği, gönül seferberliği, ağız tadıyla çalışmak” olarak açıkladı.

      Kendisi en önde koşuyor; kadrolarını bilgilendiriyor; onlara çalışma aşk ve şevki kazandırıyordu: “Arkadaşlar! İhlâsla çalışalım. İhlâs; dünya yansa içinde bir kalbur samanı bulunmamaktır. Yılmaz, yorulmaz, yıkılmaz bir gayretle çalışalım. Yorgunluk, bıkkınlık, ümitsizlik, karamsarlık, kırgınlık, küskünlük, dargınlık sözcüklerini bir paçavra gibi hayatımızdan söküp atalım.”

BİTMEYEN ÇALIŞMA AZMİ

     ADNAN Demirtürk olumsuzluklara rağmen kadrolarını toparlamayı başardı. Tedbiri elden bırakmadı. Ferasetli bir strateji izledi. Sistematik çalıştı. 20 aylık döneminde 55 ili ziyaret etti. Etkinlikler gerçekleştirdi. Eğitim çalışmalarına önem verdi. Kadrolarına heyecan ve çalışma azmi kazandırdı. O güne kadar genel merkez yetersiz mekânlarda hizmet veriyordu. Ulus’taki 5 katlı bir binayı Millî Gençlik Vakfı Genel Merkezi olarak hazırladı. Tefriş ve donanımıyla yakından ilgilendi. 23 Nisan 1999’da açılışını yaptı.

     Yeni genel merkezin açılışında yaptığı konuşma Adnan Demirtürk’ün büyük denizlere yelken açtığını göstermektedir: “Arkadaşlar! Benim için bu bina şimdiden eskimiştir. Bundan sonraki hedefimiz, Esenboğa yolu üzerinde 100 dönümlük arazi satın alarak İslâm dünyasına hizmet verecek büyük bir külliye yapmaktır.”

     Kadrolarına sık yaptığı nasihatlerden biri şuydu: “Tılsımı bozmayın. Tılsım, kanlı bir kefenle Allah’ın huzuruna gitmeye sevdalı olmaktır.”

     Adnan Demirtürk, Millî Görüş çalışmalarında örnek oldu; güzel bir imtihan verdi. Bereketli bir ömür yaşadı. Liderin öğrettiği teşkilât prensiplerine uydu. Plan, program ve disiplinli çalıştı. Dönemin sıkıntılarına rağmen canlı, kararlı bir teşkilât oluşturdu. Az yaşadı, ama büyük izler bıraktı.  Hâlâ, “İdeal bir Millî Görüşçü” olarak anılır.

     15 Mayıs 1999’da Samsun’daki programlardan dönerken Havza civarındaki trafik kazasında MGV Genel Başkan Yardımcıları Ahmet Zahit Turan (24) ve Talha Özcan Eyüboğlu (23) ile birlikte Hakk’a yürüdüler. Vefatlarının 20. yılında üçünü de rahmet ve minnetle anıyoruz. Mekânları cennet olsun!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

04

Sebati Ozer - Allah Rahmet eylesin

Mekani cennet olsun

Trafik kazasinda vefat eden diger kardeslerimizede Allahtan Rahmet diliyorum

Guzel insanlar

Yanıtla . 0Beğen 16 Mayıs 02:06
03

Dava Eri - Hidayet doğan

ALLAH rahmet eylesin mekanı cennet olsun

Rabbim böyle liderleri davamızdan eksik etmesin

Yanıtla . 0Beğen 15 Mayıs 05:48
02

Tarık Eregan - Allah'ım gani gani rahmet eylesin cenneti Firdevs e nasip etsin efendimize komşu eylesin inşallah ruhları için el Fatiha

Yanıtla . 2Beğen 14 Mayıs 15:22
01

Müsteşar - Mekanı Cennet olsun.

Yanıtla . 2Beğen 14 Mayıs 14:19

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?