Reklamı Kapat

Bu Sistemle Nereye Kadar?

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin her geçen gün Türkiye’yi taşıyamayan bir yönetim modeline dönüştüğü daha net anlaşılıyor. Gerek 16 Nisan sürecinde gerek sonrasında konu ile ilgili düşüncelerimizi bazı yazılarımızda dile getirmeye çalışmıştık.

Bugün ortaya çıkan yeni gelişmelerle birlikte sistemin aksayan yönlerini bir kere daha dile getirmek gerektiğine inanıyorum.

Peki, bu sistem neden Türkiye’yi taşıyamıyor? Çünkü başta en tehlikeli sorun olan kamplaşmayı milli birliğe zarar verecek şekilde artırdı. Politik atmosferin tamamen çatışma üzerine kurgulanmasına yol açtı. Hesap verebilir bir yönetim anlayışının terk edilmesi gibi sorunlu bir yola girildi. Bakanlar bile kendi alanlarında inisiyatif kullanamaz duruma geldiler. Devlet küçülecek, karar süreçleri hızlanacak, gereksiz bürokrasi ortadan kalkacak söylemlerinin birer temenniden ibaret olduğu anlaşıldı. Çünkü devlet düne göre daha da merkezi bir hal aldı. Ankara şişmanladı. Basit bir kararda bile adres olarak Ankara işaret edilir oldu. Meclis sorunların tartışılması ve çözüm adresi olmanın ötesinde siyasi partilerin kendi aralarında söz düellosu yaptıkları bir meydana dönüştü. Yürütmede istikrar olduğunda Meclis’te bütün kesimler temsil edilecek propagandası boş çıktı. Hatta yüzde 10 barajı daha da kalıcı bir hale geldi. Partili Cumhurbaşkanlığı toplumun tamamını kucaklamanın önündeki en büyük engel olmaya başladı.

Aslında bu sistemi kurgulayanlar, Türkiye’de yüzde 70 sağ seçmen olduğu varsayımıyla yola çıkmışlardı. Her hal ve şart altında yürütme “sağda” kalacağı hesabı üzerine hareket ettiler. Bir de 7 Haziran seçimlerinde yüzde 13’leri gören HDP’nin etkisini daha da artıracağı ve gelecekte HDP’siz hükümetler kurulamayacağına dair çıkarımlar bu sistemin hayata geçirilmesinin bir gerekçesi oldu. Ancak aradan daha 3 yıl geçmemişken bile sistem sahiplerinin öne sürdükleri sebeplerin sağlam temellere oturmadığı net olarak görüldü. Dayatma yollara tevessül edildiği için sistem daha ilk zamanlarda kuruluş mantığına göre hata vermeye başladı. 70/30 tezinin üzerine iş bina etmenin ne denli yanlış olduğu ortaya çıktı. CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’da aldığı yüzde 48 küsur oy bile, 70’e 30 ayrımının her an değişebileceğini gösterdi. Diğer taraftan bu sistemde HDP’nin gücünü daha da artırdığına ve pozisyonunu güçlendirdiğine dair işaretler de çoğaldı. Hatta tam da bu yüzden kimi iddialara göre İstanbul seçimlerinin YSK tarafından iptal edildiği gün İmralı üzerinden ortaya çıkan gelişmeler, iktidar kanadının 23 Haziran’da yenilenecek seçimlerde HDP oylarına yöneldiği şeklinde yorumlara neden oldu. Cumhur İttifakı’nı oluşturan partilerin İmralı açıklamaları HDP’li seçmene ince mesajlar olarak kabul edildi ve bu yönelmenin delili olarak sunuldu. Oysa öyle bir sistem kurulmalıydı ki, bu tabi ki başkanlık da olabilir,  milletin tamamı kendisini sistemin içinde bulsun. O sistem toplumun bu topraklara olan aidiyet hissini daha da artırsın. Ancak şimdi bu sistemle insanlar arasında derin zihni kopuşlar başladı. Süreç çok daha tehlikeli noktalara doğru hızla gidiyor. Bugün ne yazık ki devlette kurumsal aklın işlemesinde sıkıntıların olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız. Hatta kimi kurumların yasaların kendilerine çizdikleri alanda bile kişiliklerini koruyamadıklarına dair yorumlar var. Toplumu doğru okuyan, şeffaflığı önceleyen, istişareyi merkeze alan bir anlayış olmadığı için sorunlarımızın her geçen gün daha da arttığına şahit oluyoruz. Bu sistemin çok acil olarak bir revizyona ihtiyacı var. Kişilerden, partilerden, iktidarlardan bağımsız bir anlayışla yeniden masaya yatırılması lazım. Bu sistemle Türkiye uzun süre yol alamaz. Yasama, Yürütme, Yargı arasında bir an önce denge ve denetleme mekanizması hayata geçirilmelidir. Devlet ehliyet ve liyakate göre yapılanma planlarını bir an önce gündemine almalıdır. Devletin herkese, her vatandaşına eşit mesafede olduğunu söylemesi yetmez, göstermesi şart. Yoksa bu sistem ülkeyi içinden çıkılması çok daha zor labirentlere mahkûm edecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?