Reklamı Kapat

Yine seçim, yine gerilim!..

Seçimlerin gerilime, karşılıklı ithama sebep olmaması gerekiyor. Seçim döneminde karşılıklı eleştiriler olur, olması gerekir. Çünkü partiler farklılıklarını ortaya koymak durumundadırlar. Bunu ortaya koyabilmek için de özellikle iktidarların yanlışlarını muhalefetin millete göstermesi, bu yanlışların düzeltilebileceğine dair teklifini de bir program dâhilinde seçmene sunması gerekir. Yoksa ülkenin içinde bulunduğu durum ve geleceği konusunda söyleyecek sözü olmayan partilerin seçime girmelerine bile gerek olmayabilir. Ne var ki, bizde işler giderek rayından çıkıyor, seçim kampanyaları farklı görüşleri ortaya koymak yerine toplum biz ve onlar şeklinde ayrıştırılarak gerilim artırılıyor. Bu tavrın bir strateji gereği uygulandığını düşünmek yanlış olmaz. Eğer, bir seçim kampanyasında muhalefet birleştirici bir tavır sergiliyor da kamplaştırmayı iktidar kanadı körüklüyorsa o zaman toplumun ülkenin içinde bulunduğu sıkıntıları görmesini engellemeye yönelik bir niyet olduğu akla gelebilir.

Söz gelimi ülkenin içine sürüklendiği ekonomik bunalım artık gizlenemez, çizilen pembe tablolarla dikkatlerden kaçırılamaz hale gelmiş bulunuyor. İktidar kanadı eğer özellikle dolarda fırlamalar söz konusu olduğunda bunu bir takım dış çevrelerin oyunu olarak lanse ediyor, bununla da kalmıyor, muhalefetin eleştirilerini bir takım iç mihrakların dışarı ile işbirliği olarak takdim ediyor, dönüp kendi uygulamalarına hiç bakmıyorsa sorunun çözümü mümkün olmayacaktır. Bunca yıldır tek başıma iktidardayım buna rağmen her alanda dışa bağımlılıktan ülkeyi kurtaramadık diyerek bir öz eleştiri ihtiyacı duymuyor, ülkeyi muhalefet ve bir takım dış güçler idare ediyorsa bu işte bir yanlışlık vardır. Çünkü ülkenin içine yuvarlandığı sıkıntılardan birinci derecede iktidar sorumludur.

Hâlbuki muhalefetin haklı eleştirilerine kulak verilebilir; bunun da ötesinde muhalefet liderleri ile görüşmeler yapılabilir. Bundan iktidar da muhalefet de bir şey kaybetmez. Sadece ülke kazanır. Çünkü bu tür yaklaşım ayrışmayı giderir.

Eğer her eleştiri ihanet ve bir takım mihraklarla işbirliği olarak yorumlanacak olursa sorunlar sürekli katlanır. Bu noktada geçtiğimiz günlerde doların birdenbire uçuşa geçmesi, 6.20 TL’ye ulaşması da aynı şekilde ifade edildi. Bunu körükleyenler elbette vardır. Söz gelimi sürekli olarak para ile para kazanan küresel sermaye çevreleri ülkemizi kendilerine bağımlı hale getirmek için bir takım adımlar atabilirler. Ama buna karşı alınması gereken tedbirler olması gerekir. Eğer yapılabilecek bir şey yok deniyorsa iktidarın o koltuğu işgal etmesinin anlamı kalmaz.

Dolardaki bu yükseliş medyaya, “6.02 TL’den 6.20 TL’ye yükselen dolar, özel sektörün 220 milyar dolar borcunun bir gecede 40 milyar lira artmasına neden oldu. TL’nin değer kaybı yılbaşından bu yana yüzde 14’e ulaştı” şeklinde yansıdı. Bunu bir takım çevrelerin kötü niyeti olarak nitelendirmek gerçeklere göz ve kulakları kapatmak anlamına gelmez mi? Hâlbuki bu gerçek karşısında nelerin yapılabileceğine yoğunlaşmak başta iktidar olmak üzere muhalefet için öncelikli görev değil midir? Şu sıralarda dolar 6.20 TL civarında seyrini sürdürüyor. Bu ise fiyatlara tesir ediyor, halkın geçim sıkıntısını artırıyor.

Ekonomideki krizin dış politikadaki uygulamalarla da yakından ilgisi vardır. Bu yanlış uygulamaları tespit edip, yeni uygulamalara geçmek gerekirken, bu gerçeği gizlemek için içeride bir takım bahanelerle gerilimi yükseltmenin sorunlara çare olmadığı ortada. Bu bakımdan İstanbul seçimlerinin yenilenmesini gerilim politikasını sürdürmek için bir bahane haline getirmek sorunları daha da büyütecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?