Reklamı Kapat

Dini Müslüman Olmayanlara Da Anlatabilir Miyiz?

Başlığı böyle atmak istemezdik ama meselenin ilk başladığı yer burası. Fakat maalesef bu tavır, sadece burada kalmıyor. Bu tavır, farklı alanlara da uzanıyor.

  1. Namaz kılanlarla uğraştığımız kadar namaz kılmayanlarla uğraşmıyoruz. Yani namaz kılanlara hatalarını söylediğimiz kadar hiç kılmayana anlattığımız bir şeyler anlatmaya çalışmıyoruz. Bu durum diğer meselelerde de böyledir. Tabi ki dinde zorlama yoktur ve insanları zorla Müslüman yapamayız. Ama tebliğ sadece Müslüman’a değildir. Eleştiri de sadece bizden olana yapılmaz. Müslüman’ı bir eleştiriyor isek diğerlerini en az iki eleştirmeliyiz.
  2. Dostlarımızın yanlışlarıyla uğraşmak da böyledir. Zira nasihat sadece dosta değildir; herkesedir. Dosta bir laf varsa düşmana daha çok söylenecek söz olmalıdır.
  3. Hayatımızın birçok alanında yaptığımız bir başka yanlış ise hep eski dostlarımızla olmak istememizdir. Çok alakalı değil ama yeri gelmişken söylemek gerekiyor. Toplumda boşandığı halde eski eşini hâlâ eskisi gibi eşi zanneden bir sürü insan var. Oysa eski eş, eskidir. Boşanmıştır. Olmuş bitmiştir. Bu yüzden insanlar bir sürü zulme ve hatta cinayete sebep oluyorlar. Sosyal hayatta da durum çok farklı değildir. Ailemiz ve akrabamızla hep eskisi gibi olmak istiyoruz. Dostlarımız da hep dost kalsın arzu ediyoruz. Oysa güzellikle bitirebilmek gerekir bazen dostluğu veya ortaklığı. Bunu yaparken de illa eski güzel şeyleri bozmak yani illa kötü ayrılmak gerekmiyor. Ama geçmişte olduğunu da kabul etmek ve iyi-kötü her şeyi geçmişte bırakmak da gerekiyor.
  4. Geçmişi geçmişte bırakabilmek için iyi şeyleri de bırakmak gerekiyor. Geçmişte şunu aldım ya da verdim demeye gerek yoktur. Örneğin dostumuzdan ayrılmamız gerektiğinde ona şunu vermiştim veya o bana şunu yapmıştı demeye de gerek yoktur. Zira geçmişi kapatabilmenin yolu, her şeyi ile kapatabilmektir. Ayrıca kavgada yumruk sayılmaz. Yani dostla geçmişte kalmış olan şeylerin alacak-verecek hesabını yapmaya da lüzum yoktur.
  5. Siyasette de durum böyledir. İnsanlar hep eskiden birlikte olmak istedikleriyle birlikte olmak isterler.
  6. Oysa yeni imkânlar ve yeni kişiler vardır. Tebliğe muhtaç olan yeni insanlar. İyilik ve dostluk bekleyen nice kimseler. Hatta ticarette de eski iş yürümüyorsa yeni fırsatlar ve imkânlar olduğunu bilmek gerekiyor.
  7. Özetlemek gerekirse İslam dini, belli ibadet ve riyazat durumları hariç inzivayı hoş görmemiştir. Kendi içine kapanmak ve kendi etrafındakiler ile yetinmek de bir nevi inzivadır. Oysa dışarıda nice imkân ve nice muhtaç insan vardır.

İnsanlara Önce İmanı Anlatmalıyız

  1. İnsanlara önce imanı anlatmak gerekiyor. Ancak bundan sonra onların diğer sorunları ile ilgilenebiliriz. Ama önce iman. Ve tebliğde önce daha kötü durumda olanlar ve daha çok yardıma ihtiyacı olanları öncelemek en doğrusudur. Bu yüzden büyük düşünmek gerekiyor. Birine ya da bir olaya takılıp kalmak doğru değildir.
  2. Burada konu ile alakalı değinmek istediğimiz bir başka mesele, İslami ilimlerden mevcut kelam ve akait ilimlerinin, Müslümanları ikna etmeye daha çok ağırlık vermeleridir. Tabi ki müminlerin itikatları muhafaza edilmeli ve şüphelere cevap verilmelidir. Ama tebliğe muhtaç nice insanlar vardır. İslam, tüm insanların kurtuluşu içindir. O yüzden diğer insanların şüphelerine ve hatta sorunlarına çözüm üretilmelidir.
  3. İnsanların soru sormasına engel olmak bir çözüm değildir. Tabi ki Allah Resulü (S.A.V.), bazı soruların sorulmasını hoş görmemiştir. Fakat bütün insanları buna ikna etmek mümkün değildir. Kendimiz için böyle bir tavrı benimseyebiliriz. Ama karşımızdakilerin sorularına cevap vermeye çalışmak bize düşüyor.
  4. Fakat diğer taraftan illa başkalarını ikna etmek zorunda olmadığımızı da bilmeliyiz. Yani bunun için kendimizi parçalamaya gerek yoktur. Üstümüze düşeni yaptıktan sonra acaba eksik mi cevap verdik diye olaylara takılıp kalmak yanlıştır. Elimizdeki tüm imkânları kullandığımızı düşünüyor isek yola devam etmeliyiz. Ebu Cehil’e Efendimizin (S.A.V.) defalarca gittiği doğrudur. Ama daha sonra gitmeyi bırakmış ve yeni imkânlar aramıştır. Zira yeryüzünde sadece o yok idi.
# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Turgut Akyüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?