Bu Gelen Ramazan’dır

İnsanla insan, insanla yaratıcısı ve insanla tabiat arasında bir arabulucu bekleyen bakışlara müjdeler olsun: Ramazan geldi!

Bir imkân olarak geldi; paslanan yüreklerimizin pasını silip cila olur diye.

Bir fırsat olarak geldi; kaçırdığımız iyilik ve güzellik zamanların kazasını yapmaya vesile olsun diye.

Barış olmak üzere geldi; bir lokmanın kavgasını yaparken kaç insanın gözyaşını kuruttuğunu unutanlara selamet getirsin diye.

Sabır olmak üzere geldi; kontrolünü kaybeden dünyaya kendine çeki düzen fırsatı sunsun diye.

Ramazan küsleri barıştırır, doymazları açlıkla terbiye eder. Bir nevi öğretmendir kulak verene, söz dinleyene.

Dünya hayatının bir abartıdan ibaret olduğunu, insanın gözünde büyüttüklerinin bir çeşit fitne olduğunu söylemeye gelir her sene aynı vakitlerde. Mesajını söyleyip geldiği yere gider.

Hoş geldi, sefalar getirdi!

İMSAKLA İFTAR ARASI SECCADE

Verilen sözü tutmaktır oruç. Önce Rabbine sonra kendine karşı. Vaktin belli ilkeler çerçevesinde tasarruf edilmesi üzerine sözleşmektir. Yapmaklar üzerine değil daha çok yapmamaklar üzerine tesis edilmiş bir sahası var orucun. Oruçlu iken yapılmaması gerekenler, insanın fizyolojik ihtiyaçlarının baskısından kurtularak özgürce insanlığının tadını çıkarmasını sağlar. Oruç sahip olmalar, harcamalar, tüketmeler zincirinden kurtulan insanın tıkıldığı hücreden tahliyesidir. Varken yiyememek, had bilirlik, zaafını fark etmek ve de nimetlerin gerçek sahibini hatırlamak gibi terbiye unsurlarını barındırır içerisinde. Oruç tabi ki aç kalmak değildir. Açlığının farkına varmaktır. Tokluğunda bir müddet uzak kalmaktır. Açlıkla tokluk arası mesafeye kıbleye dönüp seccade sermektir. İmsakle iftar arası bir seccade.

İMSAK BİR MİSAKTIR

Sahur niyet vakti. Gün boyu yapmaması gerekli şeyleri aklında tutmalı sahur yapan insan. Yememeyi, içmemeyi ve cinsi mukareneti aklında tutarak nefsinden çıkarmak. Bütün nefsi arızalar insanın fizyolojik ihtiyaçlarını abartmasıyla husule gelir. Yalan, gıybet, iftira, kıskançlık, haset, kin, nefret gibi daha birçok negatif insan davranışı yeme-içme ve cinsellik üçlüsünün hayatın odak noktasına yerleşmesiyle kendisine yer bulur. İmsak ahitleşme ve de misak vaktidir. Ağırlıklarını atan bir mümin gün boyu ruhunun refakatinde iftar vaktine kadar her zamanki düzenekten farklı olarak saatler arasında dolaşır.

İFTAR YÜZÜNÜ FITRATA DÖNMEKTİR

Yeniden insan olduğunu ve aczini hatırlamaktır iftar. Verdiği sözü tutabilmiş olmanın muştusudur. Acıkılan şeyin ne denli ufak bir şey olduğunun farkına varmaktır. Bir yudum su, iki kaşık çorba, bir parça ekmek. Suya duyulan hasretle denizi içme arzusu ne büyük bir anlatımdır insan için. Hiç doymayacağını ve hiç kanmayacağını zanneden zavallı insanın saatlerce beklediğini dakikalar içerisinde tüketmesi hayata dair ne derinlikli bir örnektir. Doğası gereği yeme içme ve diğer fizyolojik faaliyetlerini erteleyen insanın arınmış ve yenilenmiş bir şekilde yeniden fıtratı ile buluşmasıdır iftar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?