Reklamı Kapat

Babalar ve Damatlar

Damat diye bir gerçek vardır. Birleştirilmiş ya da ayrıştırılmış sözcük değildir; damla ya da atla hiç alakası yoktur. Gerek dam gerekse at, insan nezdinde makul unsurlardır. İnsan, atsız bırakılmışsa da yıkık dökük dahi olsa bir dama ihtiyaç duyar. Dam üstünde un elediği de dam üstüne çul serdiği de vakidir. Ancak damla atın bileşimi damat oluşturmaz. Onu neyin oluşturduğu apayrı bir mevzudur.

Osmanlı döneminde padişah soyundan kız almış olan kimseye, sair dönemlerde bir kızın ailesinden olan büyüklere göre kızın kocasına, evlenmekte olan bir erkeğe, evlenme töreni sırasında verilen isme damat denir. Güveyi dedikleri de olur. Osmanlı hanedanında yirmidört adet paşa ünvanı alan, vezirliğe hatta sadrazamlığa kadar yükselen damat görünmektedir. Doğrusu zor zanaattır ama ‘gıdada para var’ geyiğinin çok fevkinde damatlıkta para vardır. Tabir caizse saraya damat olan köşeyi döner. Osmanlı’da zamanında söz konusu vezirlerden ihanet içinde olan bazılarının salt damatlık sıfatı dolayısıyla kelleyi kurtardığı, daha alt bir görevde istihdam edildiği bilinmektedir. Örneğin Çavuşzade Mehmet Paşa 1647’de Diyarbakır valisi olur. 1648’de isyan eden Abaza Hasan Paşa’yla iş birliği yapmış olmasına rağmen eşi Gevherhan Sultan nedeniyle affedilip Boğaz Muhafızı görevine getirilir. Sonra Şehrizor Eyaleti valisi yapılır. Mayıs 1653’te ilk kez kaptan-ı derya olur. Sonra bilmem hangi memlekete vali, sonra yeniden kaptan-ı derya yapılır, öylece hüküm sürer. Yine Osmanlı’nın sadrazam olup azledilen, sonra yine sadrazamlığa getirilen Hırvat asıllı Rüstem Paşa’sı meşhurdur. Padişaha damat olması söz konusu olunca Rüstem Paşa’yı çekemeyen rakipleri onun cüzzamlı olduğu dedikodusunu yayarlar. Bunun üzerine hassa hekimlerinden biri, bu söylentinin gerçek olup olmadığını araştırmak için paşayı muayeneden geçirir. Muayene sırasında gömleğinde bir bit bulunur. O günlerdeki tıp bilgisine ve halk inanışına göre bir cüzamlının üzerinde bit barınamaz olduğu kabul edilmektedir. Gömleğindeki bit, cüzzamlı olmadığına delil olarak kabul edilerek evlenmesine izin verilir. “Olucak bir kişinin bahtı kavi talihi yar / Kehlesi dahi mahallinde anın işe yarar” beyti Rüstem Paşa için söylenmiştir. Bahtlı adamın üzerinde bit çıksa işine yarar anlamındadır ve üzerinden bit çıkması sebebiyle dile getirilmiştir. Bu yüzden, tarihçilerin kendisine vermiş oldukları bir diğer isim “Kehle-i İkbal” (İkbal Biti) Rüstem Paşa’dır.

Tarihsel bilgiler ışığında ele almaya çalıştığımız damatlık kurumu bugün de pek farklı değildir. Damat olup sadrazamlığa getirilmek yahut geyik derisi bir koltuğa oturmak için herhangi bir müktesebat, bir nitelik gerekmez. Düğün dernek kurmak için belki biraz masraf gerekebilir ama elbette kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez. (Bir atasözü olarak alınmamalıdır; mahallede bir kasabın camında ‘taze kaz gelmiştir’ yazısını görüp altında 45 lira fiyat okumuşluğumuz, bütün piliç fiyatının ise sadece 12 lira olduğunu öğrenmişliğimiz vardır.) Belki kayın tarafından bakılırsa kaz gelecek yerden kız da esirgenmez ama meselenin pek de öyle olmadığı, damada damat olmak itibariyle değer atfedildiği, kayın tarafın ise kaza muhtaç olmadığı görülmüştür.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Ibrahim - Bu yazı acep, ülkemizin halihazırdaki İktisadi ve Hazine Nazırlığı vazifesi uhdesine bahşedilmiş bulunan damat hazretlerine atfen yazılmış bir yazı mıdır azizim ?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Haziran 17:38

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?