NATO Güney Kıbrıs’ı Neden Davet Etti?

Geçtiğimiz Cuma günü NATO’da bir devir teslim töreni vardı. Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanlığı’na Amerikalı Orgeneral Wolters getirildi. Bu törene NATO üyeleri ile birlikte Avrupa Birliği üyesi ülkelerin temsilcileri de davet edildi. AB üyesi olduğu için dolayısıyla Güney Kıbrıs Rum Kesimi de NATO’nun Avrupa karargahının davetlileri arasındaki yerini aldı. Türk heyeti de NATO ile herhangi bir bağı olmadığı halde törene davet edilen Güney Kıbrıs’ın orada oluşunu protesto etti ve törene katılmadı. Yazının buraya kadar olan bölümünü okudunuz ve benim gibi muhtemelen siz de çok doğru bir tepki verilmiş diye düşündünüz. Haklısınız. Sonuç itibarıyla doğru ama öncesinde neler yaşandı, bugünlere nasıl gelindi sorusuna cevap aranmadı. Güney Kıbrıs nasıl AB üyesi oldu sorusunu soran olmadı. Herkes gelişmelerin sadece bugünle sınırlı olduğunu düşündü. Oysa öyle değildi. 15 yıl öncesine gidersek ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılır. 24 Nisan 2004 tarihinde bu iktidar Kıbrıs’ta Annan Planı referandumunda “evet” çıksın diye seferberlik ilan etmiş ve o süreci gözü kara bir şekilde yürütmüştü. Bunun üç gerekçesi vardı. Birincisi “masadan kaçan taraf değiliz” propagandası yapmak, ikincisi “kazan-kazan” stratejisi ile her iki tarafın da kazanacağı algısını yerleştirmek, üçüncüsü ise “çözümsüzlük çözüm değildir” anlayışına göre hareket etmek. Bu temeller üzerine yürütülen kampanya KKTC’de etkili oldu ve Türk tarafı yüzde 65 “evet” oyu ile planı kabul etti. Gel gör ki, Rum tarafı yüzde 75 “hayır” deyince, Türkiye’nin hayata geçmesi için her şeyi yaptığı plan sonuç itibarıyla kabul edilmemiş oldu. Bugün AB, NATO ve Güney Kıbrıs üzerinden su yüzüne çıkan tartışmalar da aslında bundan sonra başladı. Bu sonuçlara rağmen hem de tam 1 hafta sonra yani 1 Mayıs 2004’te Güney Kıbrıs “Kıbrıs Cumhuriyeti” adı altında AB üyesi yapıldı. Söylerken zorlanıyorum ama Türkiye öylesine bir tuzağa düşürüldü ki, bugün biz 2 devletli çözümü dile getirdiğimizde, konuya taraf kim varsa hepsi, “Siz Annan Referandumu’na evet diyerek adada iki devletli çözüm istemediğinizi gösterdiniz” diyorlar. Bütün bunlarla birlikte Avrupa’ya dahil edilmiş bir Güney Kıbrıs’ın Doğu Akdeniz’deki gelişmelerin merkezine oturtulduğunu düşünürseniz, kuşatmanın ne denli planlı olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz.

Bunun yanında yine konuyla bağlantılı olarak hatırlanacağı gibi geçtiğimiz ay medyada “6. Filo Türkiye’ye saldıracak” diye haberler çıkmıştı. The US Naval Enstitute (ABD Denizcilik Enstitüsü) geçen yıl Fleet Tactics and Naval Operations (Donanma Taktikleri ve Deniz Harekâtı) diye bir kitap yayınlamış ve o kitapta ‘Ege Savaşı’ ile ilgili kendilerince olası senaryoları ortaya koymuşlardı. Bu planlardan birisine göre, Doğu Akdeniz’deki enerjinin Avrupa’ya taşınmasında Türkiye’yi devre dışı bırakmak gibi bir hedefle hareket eden senaristler doğal olarak Türkiye’yi bu senaryoda “düşman ülke” olarak konumlandırmışlardı. Ayrıca yine bu senaryoya göre Yunanistan’ın, Güney Kıbrıs’a balistik füzeler yerleştirme kararı ve Türkiye’nin bu duruma verebileceği tepkiler üzerinden de bazı savaş oyunları yazılıp, çizilmişti. Şimdi şöyle bir düşünelim. 2018 yılında hem de ABD Denizcilik Enstitüsü tarafından detaylı bir kitap yayınlanıyor. O kitaptaki savaş senaryolarına göre ABD’nin Türkiye’ye saldıracağı söyleniyor. Yine orada dile getirilenlere göre savaşın çıkış sebebi Türkiye’nin Akdeniz ve Ege’de olası faaliyetleri gerekçe gösteriliyor. Yunanistan ve 2004 yılında sinsice AB üyesi yapılan Güney Kıbrıs ise getirilip işin merkezine oturtuluyor. Bütün bunlar olurken de NATO hiçbir bağının olmadığı (!) Güney Kıbrıs’ı AB kılıfının içine gizleyerek önemli bir törene davet ediyor. Şimdi bütün bu olayları sıradan veya denk düşmüş diye geçiştirebilmemiz mümkün mü? Dün “günü kurtarmak” adına bugün olacakları hesaplamadan bir dış politika anlayışıyla hareket etmenin ülkeyi nerelere getirip bıraktığını net olarak görebiliyor muyuz acaba? Tam da bu dış politik şartlar içerisinde milletin birliği ve beraberliği üzerinden siyaset geliştirme zorunluluğu ortadayken, içerde tansiyonu yükseltmekte ısrarcı olanların tavırlarını nasıl yorumlamalı bilemiyorum. Buradan bir çıkış bulmak zorundayız. Yoksa etrafımıza örülen duvarları aşmamız mümkün olmayacak. Son derece sistematik bir şekilde kuşatılıyoruz. Buna rağmen iktidarın kutuplaşma dilinde ısrarcı olması akıl alır bir iş değil. Töreni protesto etmek güzel de NATO’ya o davet imkanını oluşturan şartlara nasıl oldu da katkı sunduk diye kendi kendimize sormayacak mıyız?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

06

Abdurrahman Serdar - Adamlar kıdım kıdım planlarını uyguluyor, çevremizi sarıyor ; biz de seyrederekten, "NATOluyuz, NATOlu diyoruz. Korkak hergün ölür, yiğit 1 gün, demişler

Ne edip, edip başka şeyler düşünmeliyiz. yeni "pakt"lar, yeni dostlar edinmeliyiz. Tarihi iyi yorumlamalıyız. TERÖRÜ gerekirse biz de kullanmalıyız. Kaliforniya Ormanlarına acımalıyız.

imrenerek seyretmeliyiz

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Mayıs 23:26
04

Ali - Nato ve Rumları bir güzel fırçalarız olur biter

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Mayıs 16:08
05

True Legend - @Ali 04 nolu yoruma cevabı: Wah sakalli hüsnü wah neylen fircalayacaksin rusyadan aldiğimiz s 400 savunma sisteminlenmi yoksa senin gibi sakalli hüsnülerlenmi o yaziyi okuyupta anlamadiğin besbelli wah kasketli wah

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Mayıs 18:12
03

Bülent Altun - Esselmualeyküm akp'nin beceriksizliğinin faturası bunlar

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Mayıs 11:54
02

Rmz - Tamda dış ilişkiler uzmanını göre bir analız net güzel bir yazı kaleme almışsınız . Örülen duvarlarda milli görüşçüler olarak gedik açmak zorundayız.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Mayıs 11:43
01

Münir - İngilterenin Kıbrıs'taki üssüne 100'ün üzerinde F35 savaş uçağı konuşlandırma planı ve ABD'nin S-400 alımına karşı çıkması bize bu konuda ipucu verebilir. Birliğimiz en önemli gücümüzdür. Bu da adalet, hukuk, demokrasi, şeffaflık gibi evrensel değerlerle olur. Din de bunu sağlayabilir ancak bu durum mümin olanlar için geçerlidir, kağıt üzerinde Müslüman görünenler için değil.

Ve ayrıca savunma sanayiinde % 100 yerlilik oranına en kısa sürede ulaşmalıyız. Hava savunma sistemi gibi bazı alanlar ivedilik arzetmektedir. İnşaallah, geçmişte olduğu gibi (Balkan savaşları vs.) bazı büyüklerimizin! aptalca davranışları yüzünden torunlarımızdan beddua almak durumunda kalmayız. Venezuella, Libya, Irak, Suriye, Yemen, Sudan bize iyi ders olmalı. Önce iç savaş çıkar sonrasında zaten kendileri SIRTLANLARI davet ediyorlar. Allah (c.c.) iyileri korusun, bilmeden yanlış yolda olanlara basiret versin, bilerek yanlış yolda olanları kahretsin. Amin..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Mayıs 04:00


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?