Reklamı Kapat

İslamcı siyasetin imkânı: Eylemin İslamiliği

Geçen hafta İslamcı siyasetin çıkmazını açıklarken “öznenin Müslümanlığı” kavramı üzerinde yoğunlaştık. O yazımızda geçen diğer bir kavram ise “eylemin İslamiliği” kavramıydı. İslamcı siyasetin çağımıza yeniden nefes olabilmesi için bu kavramın bir fırsat olduğuna değinmiştik.

İslamcı siyaset kendi varlığını arzın halifesi olmasıyla açıklar. Arzın üzerinde ne varsa halife insanın sorumluluğundadır. Bu yüzden İslamcı siyaset, topraktan insana her şeyin yönetimini üstlenmek ister, hatta kendini bu konuda zorunlu hisseder. Aslında bu zorunluluk İslamcı siyaset için eylemin İslamiliği kavramını önemli kılıyor.

İslamcı siyasetin sahip olduğu bakış açısını doğru bir zeminde değerlendirebilmek için bu kavramı biraz daha izaha ihtiyaç olduğu muhakkak. Eylemin İslamiliği derken dinin şekilsel alanına hapsedilmiş eylemleri kastetmiyoruz. Burada kastedilen eylemin kaynağından ya da bizzat kendisinden daha çok eylemin ahlakla buluştuğu noktadır.

Bu noktaya varabilmenin öncelikli şartı doğru sorulara verilen doğru cevaplarda yatar. Eylemin İslamiliği, ancak niçin ve nasıl sorularına doğru cevaplar vermekle sağlanabilir. Niçin sorusu önemlidir ve bu soru bizi öznenin ontolojik kaygısına götürür. Bu kaygıya ulaşmadan öznenin doğru eylemlere varabilmesi zordur. Siyaset yapmanın amacı ve öznenin niyeti bu kaygıya götüren soruya verilen cevapla ortaya çıkar.

Tam bu noktada sorulabilecek en hatalı soru “kim” sorusudur. Çünkü “kim” sorusunun cevabı bize öznenin Müslümanlığını verir. Özne kim olursa olsun niçin sorusuna anlamlı cevap bulamayan kimsenin eylemsel anlamda doğru tercihlerde bulunmasını bekleyemeyiz. Bu yüzden kim sorusu siyaset gibi ahlaki karşılığı olan meselelerde öncelikli değildir.

Eylemin İslamiliği için cevap aramamız gereken ikinci soru nasıl sorusudur. Nasıl sorusu nihai bir sorudur ve bizi eylemin epistemolojik zeminine götürür. Eylemler nasıl sorusuyla kıvama gelir ve istikametini bulur.

Niçin ve nasıl soruları birbirinden bağımsız olarak düşünülemez. Bir neticenin amacı kadar, neticeye nasıl varıldığı da önemlidir. Çünkü nasıl sorusuna doğru cevap verilmeden niçin sorusunun cevabı üzerinden tasarrufta bulunmaya kalkmak, özneyi amaca giden her yol mubahtır anlayışına doğru sürükler. Bu yüzden sonuç odaklı siyasi duruşun ürettiği eylemin Makyavelci bir bakış açısına meyletmesi kaçınılmazdır.

Aynı şekilde niçin sorusuna doğru cevap bulmadan nasıl sorusuna doğru cevap almaya çalışmak isabetli olmayacaktır. Her ne kadar bu süreçte doğru işler yapıldığı düşünülse de, neticede Müslüman kimliğin yüklendiği sorumluluk dışındaki amaçlara hizmet edilmiş olur. Çünkü nasıl sorusuna iyi kötü, güzel çirkin, doğru yanlış bir sürü cevap bulma ihtimali vardır. Ancak niçin sorusuna verilen doğru cevap, özneyi bu tercihlerden iyiye, güzele ve doğruya iletecektir. 

İslamcılığın ne hamaset yüklenen geçmişi günümüze taşıyarak ne de mevcudun arızalarını İslam etiketiyle sunarak çağa söz söyleme şansı yoktur. Bu yüzden eylemin İslamiliği kavramı bir imkân sunuyor. Buna göre, her eylem çağın içerisinden çıkarken bunun Müslüman vicdanında tartılması zorunluluğu da vardır. Bunun için eylemin İslamiliği vurgusu zihinsel üretimi de beraberinde getirecektir.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?