Ne oldu!

Bizim arkadaşımız, bizim mahallenin adamı, son yıllarda öyle şeyler yapıyor ki, inanamıyorum! Hâlbuki biz böyle konuşmamıştık, biz böyle değildik. Hani güçlü de olsa eğer zulmediyorsa karşı çıkacak ve zayıfı koruyacaktık? Hani bizim davamız vardı, konjonktürelolarak her devrin adamı olmayacaktık? Biz dava adamı olacaktık, kimse bizi tanımasa da olur deyip vazifemizi hakkıyla yapacaktık? Bizi bilmesinler ama davamızı anlasınlar yeter diyorduk? Ne oldu?

Hani Allah’tan başka kimseye tapmayacaktık? Hani ideallerimize inanacaktık ve gücümüzü inancımızdan alacaktık? Hani derdimiz iktidar olmak değildi, yürüyecektik, kimseye aldırmayacaktık, gücümüzü fikirlerimizden alacaktık? Paraya, makama ve başkaca şeylere tapmayacaktık? Üç beş dünyalık için sığ sularda yüzer olduk, hani okyanusun derinliklerine açılacaktık? Ne oldu?

Alkıştan, iltifattan, övgüden, avantadan beslenmeyecektik, hani düşüncenin gücünden, tefekkürün derinliğinden, münazaranın veriminden kuvvet alacaktık? Biz nasıl oldu da her defasında, yapılan her türlü haksızlığa rağmen “çok yaşa padişahım” der olduk? Hani gerekirse “kral çıplak” diyecektik? Ne oldu?

Hani nabza göre şerbet vermeyecektik, sakala göre tarak çekmeyecektik, dokuz köyden de kovsalar yalnız Hakk’ı haykıracak ve gerçekleri dile getirmekten her ne pahasına olursa olsun vazgeçmeyecektik? Hani her davete ayrı bir kürkle gitmeyecektik? Hani bir hırkamız bir de hurmamız olacaktı ve hasır üzerinde uyuyacaktık? Hani biz Kureyş’li kuru ekmek yiyen bir kadının oğlunun ümmetiydik? Ne oldu?

Hani sabunun aslı olacaktık, kirli elleri temizleyen, manevi kirleri yok eden? Sabun köpüğü olmayacaktık, birazcık suyla yok olup giden. Hani bizim kutsalımız adalet olacaktı, hani suçlu olan kendi evladımız da olsa cezasını verecektik? Hani menfaat, çıkar ilişkileri, fırsatçılıkla hiç işimiz olmayacaktı? Hani çıkarımız ahlak olacaktı, ahlakımız çıkar olmayacaktı? Hani zor zamanların adamı olacaktık, haksızlık karşısında susmayacaktık? Ne oldu?

Hani kuytularda, gölgelerde, arka sokaklarda, garip gurabanın, fakir fukaranın gönlünde yaşayacak, mücadele edecektik? Hani film adamı olmayacaktık, bazı menfaatler uğruna her role girmeyecektik, hani başrol olmak gibi bir derdimiz olmayacaktı ve sahnede ölmek istemeyecektik? Hani her güç sahibine “emredersiniz efendim” demeyecektik, her iktidara “neden?” diye soracaktık? Ne oldu?

Hani asla vazgeçmediğimiz yol arkadaşlarımız olacaktı, çıkar ilişkilerimiz değil, dostluk ve kardeşlik bağlarımız olacaktı? Hani kendi davamızın neferi olacaktık, her para verene asker olmayacaktık? Hani bir yıl sonrası için tohum ekecek, on yıl sonrası için fidan dikecek ve yüz yıl sonrası için insan yetiştirecektik? Hani kendimiz için değil de kardeşimiz için yaşayacaktık? Hani âlem-i İslam’ı ayağa kaldırıp yeni bir dünyayı kuracaktık? Ne oldu? Nasıl oldu? Ne ara oldu? Neden oldu? Allah aşkına bize ne oldu?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Yahya Senturk - Teşekkürler Fatih kardeşim bizler davadan ne kadar ayrılmışız adaletten ,davadan,hukuktan,şeraattan ne çok ayrılmışız değilmi dostlar gelin aklımızı başımıza alakım fekekate gidiyoruz.

Yanıtla . 0Beğen 07 Mayıs 16:38
01

Şeyhmüslüm - Meger koltuk ve iktidar nimetleri herşeyden daha tatliymış...

Yanıtla . 2Beğen 03 Mayıs 17:06

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?