Bedel Ödemekten Korkmak

1. Bazen karar alırken, bedelini göze almaktan korktuğumuz için karar almakta zorlandığımızı düşünüyor ya da karar alamamamıza başka bahaneler üretiyoruz. Bazen de kararı başkalarının bizim adımıza almasını istiyoruz. Karar almak bize aittir. Bedeli göze almak da. Bunun için istişare etmek de. Kararımıza engel olan şeyleri ortadan kaldırıp sonucu takip edip denetlemek de bize düşer.

2. Doğru bildiğimizi yaparken korktuğumuz en önemli şeylerden ikisi; birilerini incitmek ya da birilerinin bizi kınamasından korkmaktır. Oysa bilmek gerekiyor ki hak ve adalet uğruna kırmaktan kaçındığımız bu kişilerle başka nedenlerden dolayı illa kavga ediyoruz. Korktuğumuz ne varsa başımıza geliyor. Korkunun ecele faydası yoktur demek, ilk olarak kadere hiçbir şeyin engel olamayacağı demektir. Kaderde ne varsa o olur. Biz korksak da üzülsek de iş olacağına varır. Kendimizi parçalamamız o işin istediğimiz gibi olacağı anlamına gelmez. İş yine olacağı gibi olur ve biz sadece kendimizi parçaladığımızla ve isyan ettiğimizle kalırız.

3. Bazen hakkın tecelli etmesinde de korku, bizi adil ve hak üzere olmaktan alıkoyar. Örneğin bedel ödenmesi gereken bir yerde bu bedelin ödenmesine birilerini incitmemek adına engel oluruz. Adaleti uygulamaktan kaçarız mesela bazen ortada ailemiz var diye. Kendi menfaatimizi veya ailemizin menfaatini, toplumun menfaatinden üstte tutabiliyoruz arada. Bazen de zararı bize dokunacak diye hakikati gizler ya da adaletin tecelli etmesine engel oluruz. Özellikle ilahi cezayı gerektiren bazı durumlarda cezanın gelmesini istemeyiz ve hatta gelmemesi için dua ederiz.

Oysa bedel ödemekten korkmak bedele engel olmadığı gibi ayrıca vebalin ve bedelin artmasına sebep olacaktır. Bu yüzden hak ve adalet mesele olduğunda asla bedel ödemekten kaçmamak gerekiyor. Kaçmak sadece vebali artırıyor ve olacak olana da engel olmuyorsa bu durumda en azından vebalden kaçmak ve hak-adalet üzere olduğumuzu göstermek için kadere ve diğer şeylere razı olmak gerekiyor.

 

Kader Küllide Değişmez Ama Cüzide Değişir

Daha önce bu konuya birkaç kez değinmiş olsak da konu ile alakalı olması bakımından tekrar etmekte fayda var.

Kader küllide değişmez yani kaderde bela ya da nimet ne takdir edildi ise o olur. Bizim isyan etmemiz ya da kendimizi parçalamamız ya da korkup kaçmamız veya başka türlü tedbirler almamız buna engel olmaz.

Ama kader cüzide yani ayrıntıda değişebilir. İşte burada gayret ve sabır devreye giriyor. Bize bir bela gelecekse gelir. Sabretmek, belayı hafifletir ve Allah’ın rızasını celbeder. İsyan etmek ise imtihanı daha da artırır.

Zengin olacaksak çalışsak da çalışmasak da oluruz. Ama çalışırsak rahat bir hayat yaşar zamanı gelince zengin oluruz. Çalışmaz isek sıkıntılı bir hayat çekerek zengin oluruz. Ayrıca çalışırsak salih amel olur. Çalışmamak ise vebaldir ve Allah’ın rızasına engeldir.

Kader; ilim ve ahlak haricindeki meselelerde bu dediğimiz şekildedir. İlim ve ahlak ise gayret ve niyet ile olur. Gayrete; sonucu takip etmek, tevekkül ve tüm imkânları kullanmak da dâhildir.

İlim ve ahlak haricindeki meselelerde ise gayret ve niyet; sonucu değiştirmez ama sonucun etkisini ve ilahi rızayı etkiler.

Hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna iman etmenin, başımıza gelen diğer kötü şeylerin kendi elimizden olduğunu bilmenin ve son olarak insan için ancak çalışıp kazandığının olacağının bilincine varmanın gereği budur.

Burada “insana sadece çalıştığı vardır”dan kasıt; yukarıda da beyan ettiğimiz gibi kaderi ilim ve ahlak haricindeki meselelerde değiştirmek değil; kadere rıza göstererek veya gayret ederek Allah’ın rızasına nail olmaktır. Çalışmamak ve kadere rıza göstermemek durumunda ise sadece vebal vardır.

Son olarak şunu ifade etmek istiyoruz: İmanı sağlam olan kişi, elinden gelen gayreti gösterir. Elinden gelen gayreti gösteren ve sağlam iman sahibi kimse, kaderden endişe etmez; yani korkuya kapılmaz ve kadere razı olur. İnancı zayıf olan ve elinden geleni yapmayan kimse ise korkak olur ve kaderdekine de razı olmaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Turgut Akyüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?