Müslümanlar Arasındaki Kardeşlik Hukuku

Allah-ü Teâlâ Kur’an-ı Kerim’inde insanın genel olarak şerefli yaratıldığından bahsettikten sonra biz Müslümanlara ayrı bir önem atfetmekte ve “(Ey Muhammed ümmeti)! Siz beşeriyet (insanlık) için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, fenalıktan alıkoyarsınız ve Allah’a imanınızda devam edersiniz…” (Al-i İmran, 110) buyrulmaktadır.

Beşeriyet içinden çıkartılmış en hayırlı ümmet diye tesmiye olunan Müslümanların, kendi aralarındaki hukukunu tahkim etmek için Müslümanları kardeş ilan eden Allah-ü Teâlâ, “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz” (Hucurat, 10) buyurmaktadır. Başka bir ayette ise, “Müminlerin kalplerini birbirine ısındıran O’dur (Allah). Eğer sen, yeryüzünde bulunanların hepsini harcasaydın onların kalplerini (böylesine) ısındıramazdın. Fakat Allah, onların arasını uzlaştırdı. Muhakkak ki O, çok güçlü, hüküm ve hikmet sahibidir” (Enfal, 63) buyurmaktadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de, “Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim, Müslüman kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir. Kim bir Müslüman’ın bir sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet gününde onun sıkıntısını giderir. Kim bir Müslüman’ın kusurunu örterse, Allah da kıyamet gününe onun kusurunu örter” (Buhari, Mezâlim 3, Müslim, Bir 58) buyurmaktadır.

Peygamberimiz (s.a.v.) başka bir hadislerinde, “Birbirinizle kinleşmeyiniz, hasetleşmeyiniz, birbirinize yüz çevirmeyiniz (küsmeyiniz). Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz…” (Buhari, Edeb, 5) buyurmaktadır.

Öyle ya bütün dünyaya Allah’ın dinini yayma gibi bir misyonu üstlenen Müslüman’ın ilk önce birbiriyle kardeş olması, kendi arasında kardeşlik hukukuna riayet etmesi ve iç barışı, iç huzuru sağlaması gerekmez mi?

Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez” (Maide, 51) ayetiyle kâfirlerin dost edinilemeyeceği belirtildikten sonra Müslümünların birbiriyle dost olması gerektiği hatırlatılmakta ve şöyle buyrulmaktadır: “Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan, zekât veren ve rükû eden müminlerdir” (Maide, 55).

Birbiriyle kardeş ve dost olan Müslümanlar, kendi aralarındaki ilişkilerde kardeşlik ve dostluk ilişkilerini zedeleyecek her türlü davranıştan uzak durmalı; kardeşlik hukukuna riayet etmelidir. Kendisinden olmayan kâfirlere dahi savaş esnasında belirli bir hukuk çerçevesinde bakan, kâfirin dahi hakkına girmemeyi şiar edinen bir Müslüman’ın, hemen yanı başındaki kardeşine karşı, kardeşlik hukukuna riayet etmemesi düşünülebilir mi? Kaldı ki, iyiliği emredip kötülükten alıkoymak gibi bir görevi olan Müslüman, başkalarının harim-i ismetine halel getirecek fiillere giremez. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Müslaman, dilinden ve elinden Müslümanların zarar görmediği kimsedir…” buyurmaktadır.

Müslümanların, kardeşinin harim-i ismetine halel getirecek hareketlerde bulunduğu, haset, kin, nefret, gıybet ve iftira gibi fiilleri Müslüman kardeşine reva gördüğü günlerden geçiyoruz. Müslümanların aralarındaki kardeşlik hukukuna riayetsizliğiyle İslâm âleminin acınacak hâli arasında doğru orantı olmadığını kim iddia edebelir ki?!

Duyuru: 04.05.2019 Cumartesi, Saat: 17:00’de İSLÂMÎ İLİMLER, KÜLTÜR VE EDEBİYAT VAKFI’nda (İSEV) “Müslümanların Fetret Dönemi ve Kurtuluş Yolları” konusunu konuşacağız. Vakti müsait olan kardeşlerimizi bekleriz. Adres: Fevzipaşa Cad. Feyzullah Efendi Sok. No: 4/3 Fatih-İstanbul (Ali Emiri Kütüphanesi’nin karşısı).

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?