Reklamı Kapat

Black Hole Camii

Cami, kilise ya da ilahi düşüncenin bir tür biçem ile vücut bulduğu çeşitli mimari yapılar, monümantel/abidevi değeri olan eserler insanın aşkına/aşkınlığına getirdiği en üst değerlendirmelerdir. Bunun için başta yüceliğin bir sembolü olan gökyüzünün ve onu konu alan astronominin insan bilinci tarafından tasavvuru, ilmi göstergeleri mabet mimarisinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Buna ilaveten dönemin bilim anlayışıyla harmanlanan hikmet ve irfan geleneği doğal olarak insanı özgün bir tasarıma iter. Bundan dolayı gerek insanlık tarihi gerekse medeniyetler tarihi açısından büyük bir birikim devralınmaktadır. Söylemesi dile kolay ama bir Mimar Sinan’ın yetişmesi bin yılımıza mal olmuştur. Bu mirası taşıyabilecek donanımda olmak ise apayrı bir meziyet, apayrı bir mesuliyettir. Nasıl ki Selimiye Camii bilinenin aksine Mimar Sinan için bir son, nihai bir hakikat değilse bizim için de olmamalıdır. Defter dürmek kimsenin haddine değildir.

Mimari açıdan yelpazenin açılma biçiminin payı da kayda değerdir. Geniş bir perspektiften medeniyet vurgusu yapıldığında Batı, Doğu mimarisi; bir döneme atıfta bulunulduğunda Osmanlı, Rönesans, Grek mimarisi; bir üsluba vurgu yapılacaksa barok, rokoko, gotik mimari denir. Ya da büyüklüğüne ve özgünlüğüne göre “mescit, cami, ulu cami”, “şapel, kilise, katedral” gibi tanımlamalar getirilir.

Üstat Turgut Cansever’in şu ifadesi meseleyi oldukça rahatlatmaktadır: “İnançlarımız yani idrakimizin bize sağladığı, doğruluğuna inandığımız bilgi yaptıklarımıza aynen yansır. Yaptığımız ile inandıklarımız birbirinden ayrılmaz bir bütünlük teşkil eder. Çevrenin inşasında tercihlerimiz, yani mimari ve sanat tercihlerimiz inandıklarımızın eylem ve eserlerimizdeki tezahüründen ibarettir. İnancımızın tam bir tezahürüdür.”

Başka bir yönü ile düşündüğümüzde ise aslında “eğitimli bir zihin” bir esere baktığında yapanı hakkında bilgi sahibi olduğu gibi zaman bakımından dönemi, bilim anlayışı, irfan mektebi, rasyonel temellendirmeleri, siyasal konjonktürü, aşk estetiği gibi teferruatlar hakkında da bilgi sahibi olabilir. Sembolizasyondan dolayıdır ki insan ne yaparsa yapsın “zamanın ruhundan” kendini kurtaramaz.

Yani siz bir yere ulu cami gibi sembolik değeri yüksek bir yapı inşa ettiğinizde, bir mühür vurduğunuzda oranın sırf cami siluetine sahip olmasından kaynaklı bir kesimin mistik duygularını harekete geçirebilirsiniz. Ancak çok yönlü olarak zamanın ruhunu yansıtamadığınızda taklitçilik, gösteriş entrikaları, muhtelif derinliklerden yoksunluk sırıtıverir. Bu durum meselenin vukufiyetine, ilmine, zekâsına, estetiğine, erdemine vesaire bir nebze aşikâr olanlar için ise son derece üzücüdür.

Bir çocuğun babasının şapkasını takıp, “Ben, baba oldum” demesi gibi; 300 kelimelik dağarcık ile tarihi el yazmaları eserlerin önünde entelektüel pozlar verip fotoğraf çekinmek gibi; olanca günah işledikten sonra bir gusül abdesti ile her şeyden arınacağına inanmak gibi; hadsizliğine bahane olarak ateşin topraktan üstün olduğuna kanaat getirmek gibi gülünçtür.

İstanbul’un Anadolu yakasında bir tane bile selâtin cami yokmuş. Padişah mı var ki selâtin cami olsun! Artık bir şeyleri aydınlatmalı. Mızrak çuvala sığmıyor. İnsanın ilahi çağrışımı diyoruz, aşkın düşünce diyoruz, mabet ve mimari gelenek, gökbilimi vesaire diyoruz ama sonuç ortada. “Yok, bir selâtin cami.”

Her neyse diyerek buraya bir virgül koyalım. Cami mimarisinde bahsi geçen dönemin evren tasavvuru, gezegen sayıları, yıldızlar ve geometrik düzen, yörünge şekilleri, gezegenlerin dönüş biçimleri gibi bir dizi malumatlar mabet mimarisinde ana kubbe, saçaklanma, sütunlar, doku malzemesi, tezyinat, boyut algısına bağlı olarak çevre düzenlemesi gibi birçok meseleyi doğrudan etkilemektedir. Bundan dolayıdır ki mabetler bir nevi dönemin özellikle bilimsel ve kültürel yönlerini yansıtan küçük evren modellemeleri olarak görülmüştür. Aynı insan gibi!

Ancak bilim dünyasındaki yeni gelişmeler zamanımızın mabet mimarisini nasıl etkileyecek gibi bir soru zihnimde deveran edip duruyor. Özellikle de heyecanla gösterime giren “Black Hole/Kara Delik.” Merakla bekliyoruz.

Biraz zaman alacağa benziyor ama büyük bir zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız var. Bilimden siyasete, felsefeden mimariye, estetikten erdeme… Ömrümüz yeter mi bilmiyorum lakin hakkı hakikatiyle yüklenmiş, aşk abidesi, mimari dehası “Black Hole Camii” şimdiden gözümde tütüyor.

Aşkla bekliyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yusuf Yalanız - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?