Özel hayat Müslümanlığımızı koruyalım

Müslümanlığımızın görünür yüzünün belki de hiç olmadığı kadar prim yaptığı zamanlar yaşıyoruz. Açıktan yaptığımız amellerimizin, İslam adına ortaya koyduğumuz işlerimizin, söylediğimiz sözlerimizin insanlar tarafından beğenildiği, tebrik edildiği ve hatta dünyalık kazanımlara tahvil edildiği günler görüyoruz.

Ancak Müslümanlığımızın görünür tarafı olan sakalımızı, başörtümüzü, namazımızı ve İslami kimliğimizi taşıması gereken İslami kişiliği/şahsiyeti inşa etme konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz.

Müslümanlığımızın görünür taraflarının prestij sağladığı bu dönemlerde, asıl Müslümanlık kalitemiz, kamuya açık İslami kimliğimizde ve davranışlarımızda değil özel hayat Müslümanlığımızda ve İslami kişiliğimizde gizlidir.

Unutmayalım ki, insanların arasındayken, toplum içerisindeyken beğenilen ahlak ve davranışlarımıza, İslami hassasiyetlerimize ve ibadetlerimize bakan Allah’ımız, evlerimizde eş ve çocuklarımızın yanındayken sergilediğimiz davranışlarımıza, ahlakımıza, İslami hassasiyet düzeyimize ve ibadet titizliğimize de muhakkak bakacaktır.

Yani asıl İslami kalitemiz, toplumsal kaygılar yüzünden ön kimlik kullanmak zorunda kalmadığımız evlerimizdeki halimiz ve özel hayatlarımızdaki Müslümanlığımızla yakından ilgilidir. 

Günde birkaç saat beraber olduğumuz insanların, bir sohbet, toplantı veya İslami bir faaliyette yan yana durduğumuz kimselerin değerlendirmelerinden ziyade bir ömrü beraber geçirdiğimiz eşlerimizin veya yanlarında tüm rahatlığımızla hareket ettiğimiz, serbestçe konuştuğumuz ve sırlarımızı açtığımız en yakın dostlarımızın, Müslümanlığımız hakkında yapacakları şahitlikler, İslami kalitemiz hakkında gerçeğe en yakın değerlendirmeler olacaktır. 

Binlerce insanın içerisindeyken takındığımız İslami kimliğimize, bir mitingde attığımız slogana, bir sohbette dinlediğimiz derse, bir dernekte yaptığımız İslami faaliyete bakan Allah’ımız, yalnızken, internetle baş başa kaldığımız zamanlardaki duruşumuza, odamızdaki televizyon karşısında takındığımız tavrımıza da elbette bakacaktır.

İslami hareket içerisindeki yoğun faaliyet geçmişimiz kadar bilgisayarımızdaki internet explorer geçmişimiz ve ekranlarımızdaki uydu kanallarımız da akıbetimiz açısından belirleyici olacaktır.

Melekler, toplum içerisindeki gıybet hassasiyetimizi, davamızı savunurken sarf ettiğimiz sözlerimizi, İslam’ı anlatırken dile getirdiklerimizi kaydettiği gibi; akşam eşlerimizle sofraya oturduğumuzda komşularımız ve akrabalarımız hakkında konuştuklarımızı, dost meclislerinde ve dava kardeşlerimizle birlikteyken diğer cemaatler, vakıflar, ilim adamları hakkında söylediklerimizi de kayıt altına alıyorlar.

Aynı hareket içerisindeki Müslüman kardeşlerimizle olan ilişkilerimiz kadar, kaynanalarımızla, kayın babalarımızla, gelin ve damatlarımızla, komşularımızla, elimizin altındaki çalışanlarımızla olan tüm münasebetlerimiz de yarın amel defterimiz açıldığında karşımıza çıkacak.

Normal şartlarda üstün ahlak sahibi, melek gibi bir Müslümanken, şahsi menfaatlerimize ve kazanımlarımıza dokunulduğunda, sinirlendiğimizde, öfkelendiğimizde, isteklerimiz yerine gelmediğinde, insanların zulüm ve hakaretlerine maruz kaldığımızda farklı bir varlığa dönüşme potansiyelini taşıyorsak, sıkıştığımızda kolayca yalan söyleyebiliyorsak, kafamız bozulduğunda rahatça küfredebiliyorsak İslami kalitemiz henüz istenilen seviyeye gelmemiş demektir.

Toplu halde kılınan namazlarda tadili erkâna, nafilelere, tesbihata, duaya verdiğimiz önemi tek başımıza kaldığımızda gösteremiyorsak bir yerlerde bir sorun var demektir.

Halk içerisinde tam bir sünnet hayranıyken özel hayatımızda, evimizde, sünnetten tek bir eser bile göremiyorsak tedavi edilmesi gereken ciddi manevi hastalıklarımız var demektir.

Ve en önemlisi İslami yaşayış, davranış ve faaliyetlerimizin insanlar tarafından beğenilen görünür taraflarına verdiğimiz önem kadar, aynı davranışların sadece Allah tarafından görülen ve beğenilen niyet boyutuna önem vermiyorsak ciddi sıkıntılarımız var demektir

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülaziz Kıranşal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

04

Ts-61 - Ağzınıza, yüreğinize sağlık Syn. Hocam.! Bizleri kendimize getiriyorsunuz.! Allahü teala sizden razı olsun.!

Yanıtla . 1Beğen 01 Mayıs 23:59
03

hakikat - hocam yazılarınız gerçekten insanları bilinçlendiriyor. Ülkemizde maalesef İslamiyet'i geleneklerimize göre yaşar hale gelmişiz, kişisel menfaat uğruna tüm değerlerimizi görmezden geliyoruz, yeni modaların peşine takılıp ya sünneti ret ediyor yada bidatlerle dolu bir hayat sürüyoruz maalesef. Allah C.C. hepimize hidayet nasip eder İnşallah. bizleri dünya ve ahirette samimi kullarından eylesin. Bu bağlamda yazılarınızı her gün bekliyoruz.

Yanıtla . 1Beğen 29 Nisan 08:36
02

Ramazan - Allah razı olsun.. Sirkelendim kendi adıma...

Yanıtla . 0Beğen 28 Nisan 23:37
01

Abdurrahman Serdar -

Velhasıl günümüz Müslümanı dışı kalaylı, içi vayvaylı. Ha bir de gönül Belediyeciliği lafı çıktı, salonlarda ve TV.lerde, Hiç aynaya veya yönetimlerine, yöneticilerine bakarak yapılmış bir konuşma değil. Bir Arif kişi, " LİSAN-I HALİNLE de KUR'ANI oku " diyor.

Az kalsın unutuyordum. AKP Antalya'dA neden KAYBETTİ ? Hani, O, ERKEKLERDEN (BAKANDAN DA) yarım ara ÖNDE KENDİNDEN GEÇMİŞ (ve istediği dünyalığı kazanmış) Kuruntu küpü Başörtülü, ne oldum delisi Bayan var ya. O haali, hem Gayretullah'a, hem de Yaylacı Yörük mülümanların içine oturmuş da ondan.

AKP İSTANBULU neden KAYBETTİ. Adam, " herşeyi BEN yaptım, ben " , Bin ALİ

de KiMMİŞ dercesine deneme TRENİNİN başına geçtiğinde, ben İstanbul'un kaybedildiğine kanaat getirmiştim. Asıl MÜTEAHHİTLERLE çalışan kişi ya huyuna, ya suyuna çekiyor,

Yanıtla . 0Beğen 28 Nisan 22:50

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?