Reklamı Kapat

Kendi değerlerimize sahip çıkmak

Kendimize Batı’yı örnek almaya başladığımızdan bu yana ne kendimiz gibi kalabildik, ne de Batılı olabildik. Neticede bir kimlik belirsizliği yaşamaya başladık. İş sadece bununla da kalmadı. Bize örnek gösterilenler de aradan geçen bunca zamana rağmen bizi kendilerinden kabul etmediler, aralarına kendilerinden birisi olarak almadılar, almıyorlar. Bu tavırlarını da gizlemeye gerek duymuyorlar. İnsanımızı işlerine geldiği ve yaradığı sürece aralarına alıyorlar ama kesinlikle kendileri ile eşit görmüyorlar. Bunun çeşitli örnekleri var. Söz gelimi her fırsatta bizleri barbar, kan dökücü hatta soykırım uygulayıcı olarak nitelendiriyor ve bunu her fırsatta yüzümüze haykırıyorlar. Kendi geçmişlerinde yüzlerce soykırım örneği bulananlar bizi Ermeni soykırımı yapmakla suçluyorlar. Hem de olayların sorumlusu Ermeni çeteler olduğu halde.

 Avrupa’dan ve dünyanın çeşitli köşelerinden Amerika’ya göç edenlerin bu kıtanın yerli halkını katlettiklerini bilmeyen kalmamasına rağmen kendilerini insan hakları savunucusu olarak takdim ediyorlar. Ama sıra İslam dünyasına geldiğinde işler değişiyor. Onlar için İslam dünyası sadece sömürülmesi gereken yerler. Söz konusu zenginliklerin sahiplerine de sömürgeciler verdiği ve bıraktığı ile yetinmek kalıyor. Buna rağmen bizlere insan hakları dersi vermeyi hak olarak görüyorlar. Bu hakkı kendilerinde buluşlarının sebebi sanıyorum bunca dışlanmaya rağmen İslam dünyasının hâlâ kendi değerlerine sırt çevirerek sömürgecilerin değer yargılarını ulaşılması gereken hedef olarak görüyor olmalarıdır. Böyle olunca öncelikli olarak kendi değer yargılarımıza dönmemiz, Haçlıların yüzüne, “Sizin değerleriniz sizin olsun, bize kendi değerlerimiz yeter” diyebilmemiz gerekiyor. Bunu söyleyemediğimiz, aramızdaki sorunları çözebilmek için Haçlıları hakem olarak görmeyi sürdürdüğümüz sürece onlar kendilerini efendi olarak görmeyi sürdürecekler.

Bu noktada başta Haçlı-Siyonist ittifakı olmak üzere dışımızda kalan çeşitli ülkeler aralarında ne kadar fark olursa olsun, dünün düşmanları bugün aralarındaki ihtilaflara son noktayı koyabilmek için yine kendilerinden birini arabulucu olarak devreye sokabiliyorlar. Bizim nesil bilir ki, bizler başta ABD olmak üzere Batı toplumları tarafından ya komünist düşmanı ya da ABD düşmanı olarak yönlendirildik. Bunun sonucu olarak toplum ikiye ayrıldı, yıllarımız birbirimizle çatışmakla geçti. Sovyetler Birliği’nin dağılması ile bu çatışmalar son buldu. Ancak, geçen zaman içinde Batı dünyası ile komünist blok karşı karşıya gelip birbiri ile çatışmadı. Hatta dünyanın sömürülmesi konusunda birbirlerini desteklediler. Sovyetlerin korkuttuğu ülkeler kendilerini ABD’nin kanatları altına attılar. ABD’nin korkuttukları da Sovyetler Birliği’nin kanatları altına sığındılar. Ama hangisinin kanatları altına sığınmış olurlarsa olsun, neticede sömürülmeye devam ettiler. Bu sömürülen ülkeler bir araya gelerek sömürgecilere karşı birlik oluşturmayı beceremediler.

Bu konuda son günlerdeki gelişmelere iki örnek vermek istiyorum. Öncelikli olarak dünün düşman kardeşleri olarak bildiğimiz ABD ve Avrupalı yandaşları ile Rusya Suriye’de paylaşım peşindeler birbirleri ile karşı karşıya gelmiyorlar. Yine geçmişin düşmanı Kuzey Kore ile ABD liderleri bir araya gelerek aralarındaki sorunları çözmeye çalışıyorlar. Sonuç alamadıkları zaman aracı olarak devreye Rusya giriyor. Sonuç olarak İslam dünyası dışındaki ülkeler birbirleri ile geçmişte yaşadıklarını unutarak bir araya gelebilirlerken Müslümanlar olarak bir araya gelemediğimiz sürece sanıyorum hakkımızdaki kararları Haçlı-Siyonist ittifakı vermeye devam edecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?