Reklamı Kapat

Beka problemi rafa kalktı

31 Mart mahalli seçimleri öncesi propaganda döneminde siyasilerin vatandaşa verdiği mesajı, üslubu, söylemi ve tavrını bir gözden geçirirseniz, bugünkü yaşananların sürpriz olmadığını anlarsınız. Sürekli beka vurgusu yapan iktidar ve ortağı, kendinden olmayanları ötekileştirerek “illet, zillet” diyerek, hakaretler yağdırıp sürekli öteleştirme, kutuplaştırma, şantaj ve tehditvari söylemlerini kimse unutmadı. Hele de muhalefeti tehdit ederek seçim kampanyaları yürütmeleri bu kaçınılmaz sonu doğuracaktı. Allah’tan ki muhalefet sağduyulu davranarak bu üsluba, bu tarza karşılık vermedi. Bilhassa Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu’nun sağduyulu, birleştirici çağrıları etkili oldu. Buna muhalefet liderleri kulak kabarttı ve büyük ölçüde uydular. Ne yazık ki seçim kaybetmeye alışık olmayan ve de hazmedemeyen iktidar, özellikle İstanbul ve Ankara’yı kaybedince adeta kimyaları bozuldu. Beka problemi rafa kalktı. Bu defa İstanbul seçimini yenileme çabaları şimdiye kadar siyasette görülmedik entrikaların yaşandığı bir durum haline getirildi. Bütün bunların arkasından iktidarın lideri seçim dönemini unutmak, birlik ve beraberliğimizi yeniden perçinlemek ve “kızgın demiri soğutma dönemi” demesine rağmen, iktidarın küçük ortağı maalesef üslubunu, söylemini bir türlü değiştirmedi ve bu tür söylemlerine devam ediyor. Bakıldığında demiri kızdıranlar demiri soğutmalıdır esasında. Ama maalesef değirmenin alt taşı dayanıyor da, üst taşı hiç durmuyor.

Ana muhalefet partisi başkanına şehit cenazesinde yapılanlar vahim bir tabloyu ortaya koyuyor. Ortamı bu duruma getirenler ders alacak ve aklıselim davranacakları yerde hâlâ söylemlerinden kin ve nefret akıyor. Milli Savunma Bakanı’nın sarf ettiği söz umarız ki maksadını aşan sözdür. Aksi düşünüldüğü zaman bunun ne anlama geldiğini her aklıselim anlar. İktidarın diğer ortağının söylemleri ise tamamen garabettir. Sanki Türkiye Cumhuriyeti bir devlet değil de bir kabile yönetimi… Kişiler gidecekleri yeri kontrol edecek, tehlike var mı yok mu diye araştıracak ona göre gidecekmiş. Peki, sormazlar mı devlet ne iş görüyor? Bu devletin görevi ne? Vatandaşın güvenliğinden kim sorumlu? Bu sözün sahibi Devlet Bey olunca çok da yadırganacak bir durum değil. Bu zatı dinledikçe bir siyasetçi, bir devlet adamı değil de sanki ilkokula giden bir çocuk konuşuyor gibi… Bu ve buna benzer siyasetçilerde fiziksel engel yok ama sanki bir davranış bozukluğu ve fikir engellisi olduğunu düşünmek, uzak bir ihtimal değildir. Biz de engelli olduğumuz için engellilik emarelerini bilmeye aşinayız.

“Bugüne kadar içinde bulunduğumuz ekonomik krizden, işsizlikten pahalılıktan, yoksulluktan nasıl kurtulacağız?” diye herhangi bir proje, program, fikir ve düşünce sunduklarına veya ortaya koyduklarına rastlamadık. Rastlayan var mı? Bilmiyoruz. Siyaset kurumu, problemleri çözme hususunda fikir üretme yeridir. Bunların başında da parti liderleri gelir. İşte millet bu zat-ı muhteremden ve diğerlerinden bunu bekliyor. Ama nerde? Kavga varken… Allah ülkemizi düştüğü sıkıntılardan kurtarsın. Siyasetçilere de akıl, şuur ve izan nasip etsin. Âmin. Vesselam…

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?