Reklamı Kapat

Asıl beka sorunu…

Bugün 23 Nisan. Milli iradenin çatısı Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve egemenliğin millete ait olduğunun tescil edildiği günün 99. yıldönümü. Bu önemli günde böyle bir yazı kaleme almayı istemezdim ama gerçekleri dile getirmek zorunda olduğumu da biliyorum.

Bundan yüzyıl önce imkânsızlıklar içinde verdiğimiz bağımsızlık mücadelesi esnasında mı daha güçlüydük, yoksa bugün mü sorusunun cevabını maalesef göğsümü gere gere bugün diye cevaplayamıyorum. Dün omuz omuza vatan savunması yapan dedelerin bazı torunları, bugün ayrışmak için en küçük bir fırsatı(!) bile değerlendirmeyi dört gözle bekleyen insanlara dönüştüler. Bizi bir arada tutan, millet yapan özellikler büyük tehdit altında. Bugün artık iki tip insanın kuşatması altındayız;

Birincisi akıllarını kiraya verenler, diğeri ise akıl tutulması yaşayanlar.

Bu iki tür insan aynı zamanda tetikçilik ve kiralık katillik gibi görevleri üstlenmek için aşkla, şevkle(!) ön sırayı kimseye kaptırmayan heyecanlı gönüllüler gibi hareket ediyorlar. Neden mi, çünkü siyasetin dili toplumu zehirliyor. Bazı siyasi kişilikler tribün amigoluğu yapmayı, siyaset yapmaya tercih ediyorlar. Milleti birbirine düşürmek hatta düşman etmek için sanki özel görevlilermiş gibi hareket ediyorlar. Onların söylediği bir sözü sokaktaki vatandaş kullansa, savcılar harekete geçer ama söz konusu siyasiler olunca herkes suspus oluyor. Genel işsizlik yüzde 14,7, gençler arasındaki işsizlik ise yüzde 26,7 olmuş kimin umurunda. Amerika adım adım Ortadoğu’daki, Suriye’deki kuşatmayı genişletiyormuş, Rusya iyiden iyiye bölgedeki pozisyonunu tahkim ediyormuş, Çin “Kuşak Yol” projesi ile Yunanistan üzerinden Avrupa’yı mesken tutmuş yat kulağının üstüne gitsin. Kıbrıs’ta bir şeyler oluyormuş, Doğu Akdeniz ellerimizin arasından kayıp gidiyormuş kime ne. Libya’da, Trump’la Putin Hafter’in yanında olduklarını göstermişler, yok canım yapmazlar de, boş ver görme geç. Türkiye’de seçim kazanmak, “Kazanılmış Kaleleri” korumak varken bütün bunlarla kim uğraşacak? Biz Türkiye’de iktidar olalım yeter, neyimize yetmiyor. Her şey bir tarafa da, insanı en çok üzen nokta nedir biliyor musunuz? Dışarıda bütün bunlar olurken, bizler içeride birbirimizi yemekle meşgulken, bölgemizde, dünyada neler olup bittiğini duymak bile istemiyoruz. Farkında mıyız emin değilim ama kendi ellerimizle kendimizi uçurumun kenarına doğru taşıyoruz. Şu işe bakar mısınız, anayasal devlet düzenindeki yeri net olarak tarif edilmiş, “ana muhalefet” lideri bir şehit cenazesinde fiili saldırıya uğruyor, o da kendisini korumak için bir eve sığınıyor, sığındığı evin etrafı sarılıyor ve 1,5 saat o evde mahsur kalıyor ve ancak zırhlı araçla oradan ayrılabiliyor. Katılırsınız, katılmazsınız, beğenirsiniz veya onaylamazsınız, hatta en acımasız şekilde eleştirilmeyi hak ediyorlar diye de düşünebilirsiniz ama hiçbir şey bu yaşananların makul olarak kabul edilmesinin gerekçesi olamaz. Ne desek, bu olayın topluma verebileceği zararları hangi kelimelerle anlatmaya çalışsak, her birisi mutlaka yetersiz kalır. Ne yazık ki ülke olarak Pazar günü ne cenaze ahlakına, ne şehidin manevi şahsiyetine, ne de bu milletin misafirperverliğine, hülasa hiçbir kaide, kural, gelenek ve göreneğe uymayan bir olay yaşadık.

Akıl tutulması dedim ya, daha dün Diyarbakır’da İmralı’dan getirttikleri mektubu coşkuyla alkışlayanların, Dolmabahçe Mutabakatı’nın altına imza koyanların, valilere, kaymakamlara teröristlerin silahlarıyla yurtdışına çıkmalarına kayıtsız kalmaları talimatları verenlerin bugün, dün bütün bunları kendileri yapmamış gibi hareket etmeleri de ayrıca çok ilginç değil mi?  Bence bu yaşananları iyi analiz eden yabancı istihbarat örgütleri, aramızdaki ajanlarını geri çağırır, kahvelerini yudumlayarak bizleri izlemekle yetinirler. Bunlar zaten bizim adamlarımız gibi hareket ediyorlar, boşuna riske ve masrafa girerek elaman istihdam etmeyelim derler.

Son olarak size bir şey söyleyeyim mi, en büyük tehlike, en büyük gaflet ve asıl beka sorunu bu milletin evlatlarının arasına kin, nefret ve nifak tohumları ekmektir.

Ancak her şeye rağmen şu gerçeği de adım gibi biliyorum. O da kalbi selim ile hareket eden bu milletin sağduyusu, birikimi, tecrübesi ve gelecek tasavvuru bütün bu oyunları bozabilecek engin bir ruha sahiptir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

03

Şeyhmüslüm - Milli Görüş gömleğini çıkaranların iktidar sarhoşlukları sizin bu söylediklerinizi anlayacağınısanmiyorum. Çünkü; iktidar nimetleri ve iktidar koltuğu çokşirin geidi gibi görünüyor. O nedenle beka sorunu diye bir şey göndeme getirdiler. Beka sorunu bugü değil dünya kurulduğundan beri vardır. Buda hak ve batıl mücadelesidir.

Yanıtla . 0Beğen 23 Nisan 10:20
02

Münir - Bu engin ruhu fazla zorlamamak lazım. Libya, Irak, Suriye gibi önde gelen İslam ülkelerini yıktılar. Gride Türkiye ve İran gibi İslamiyetin dağları kaldı. Bize de ancak bir volkan gibi kendi içimizden zarar verebilirler. Bu volkanı engellemenin yolu adalet, hukuk, şeffaflık, demokrasi, özgürlük gibi akla, mantığa, bilime uygun evrensel değerlerdir. Bunun farkında olan halk buna uygun idateci seçer, farkında olmayan ise niyeti ne ise ona göre seçer ve sonucları da ona göre olur.

Yanıtla . 0Beğen 23 Nisan 06:19
01

Ts-61 - Aynen belirttiğiniz gibi Sn. Başkanım.! Rabbimiz te-ala siz büyüklerimize sağlıklı, hayırlı ömürler versin.! Allahü teala, bu milleti biribirine düşürmek isteyenlere fırsat vermesin!! Amiin.

Yanıtla . 0Beğen 23 Nisan 01:28

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?