Reklamı Kapat

Havra, Kilise, Cami ve içindekilerin korunması

Sri Lanka’da meydana gelen patlamalarda üç otel ve üç kilisede şimdilik ölenlerin sayısı 207 olduğu, 500’ün üzerinde yaralı olduğu haberi geldi.

Her yer kan, kan, kan. Bütün bunları yapan da insan. Hem de eğitimli insan.

Katili bilinemeyen veya gizemli olan öldürmelerde, insanlık ayağa kalkarken, katil biliniyorsa ve de parası ve askeri güçlü ise haklılığı konusunda akılları gergefe vererek katile gerekçe aranıyor. Şu anda dünya genelinde olduğu gibi bizim ülkemizde de en medeni ülke denilince akla Amerika geliyor. Ülkesine ihanet edenlerin ilk kaçacağı yer orası. Milleti soyup soğana çevirenlerin sığınağı. Ülkesinin inancına hakaret edenlerin firar edeceği yer orası. İnsan fıtratına uymayan şeyler yapanların utancından gideceği yer de orası.

İşte o devlet, son 20 yıl içinde Afganistan, Irak, Libya, Suriye’de üç milyona yakın insan öldürdü. On milyondan fazla insan yerinden yurdundan oldu.  Camileri bombaladı. Düğün evlerinde gelinlikleri kana buladı.

Ama kimse bunlara terörist demedi. Milenyum yılına erdik denildi.

Âlemlere rahmet, Hazreti Muhammed’in (Sallalahü aleyhi ve sellem) vefatının üzerinden miladi takvime göre 1387 yıl geçmiş.

İnsanlık vahşetin, dehşetin, katliamların, sürgünlerin, zehirli gazlarla öldürmelerin, savaş sanayinin özelleştirilmesinin, her yerde para karşılığı savaş yapacak ordular kurulmasının kanunlarla yapıldığı döneme girdi ve bunun adına da medeniyet denildi.

Sevgili Peygamberimizin 23 yıllık peygamberliği döneminde iki milyon beş yüz bin kilometre karelik toprak fethedilmiş ve bu savaşların hepsinde iki taraftan harp meydanında 240 kişi ölmüş. (Bak, Prof. Dr. Muhammet Hamidullah, “Hz. Peygamberin Savaşları”, sayfa: 11, Dr. Salih Tuğ çevirisi, Yağmur Yayınları, İst.1962)

Yıllar önce Sultanahmet Camii’nde bir Cuma günü va’zımda bu rakamı söylediğimde namaz sonrası yanıma gelen bir bey, “O zaman kılıçla harp ediliyordu. Kılıçla da ancak o kadar adam öldürülebilirdi” deyince ben de ona milattan önce Büyük İskender ile Keyaniyan kıralı Dara arasındaki harpte kılıçla yüz bin insan öldürülmüştü dediğimde, “Hatırladım, özür dilerim” demişti.

Halkına zulmeden, İslam’ın ilerlemesini engellemek isteyen, Müslümanların canına, malına kasteden kâfirlerle harp ederken bile dikkatli olmalarını istemiş Sevgili Peygamberimiz:

“Kilise ve havralarında kalan (harbe katılmayan) papazları öldürmeyin” buyurmuş. (Ahmet, Müsned Abdullah bin Abbas hadisi).

Bir hadisinde de: “Piri fani yaşlıları, küçük çocukları, kadınları öldürmeyiniz” buyurmuş. (Beyhaki Süneni suğra Hadis no 3620).

Savaşın birinde, birkaç çocuğun da öldürüldüğünü duyunca: “Bu millete ne oluyor da çocukları da öldürmeye başladılar” dediğinde bir adam: “Ya rasülellah, bunların hepsi müşrik çocuklarıydı” diye savunmaya gidince, “Sizin en seçkinlerinizin hepsi müşrik çocuğu idiler” dedikten sonra, “Dikkat ediniz, çocukları öldürmeyiniz, dikkat ediniz çocukları öldürmeyiniz” buyurdu. (Ahmet, Müsned, Esved bin Seri’ hadisi)

Sevgili Peygamberimizin eğitiminden geçen Hazreti Ebubekir, orduyu Şam’a gönderirken komutana: “Sana on şeyi emrediyorum: Çocukları, kadınları, ihtiyarları öldürmeyeceksin. Meyveli ağaçları kesmeyeceksin, binaları yıkmayacaksın, yemek için kestiğin dışında koyun ve sığırları öldürmeyeceksin, hurma depolarını yakmayacaksın, ganimetten çalmayacaksın ve korkmayacaksın.” (İbniEbiŞeybe, Musannef, Muhammed bin Fudayl hadisi).

Aradan geçmiş 1387 yıl. Hâlâ dünyanın en medeni insanları Müslümanlardır. 1453 yılında İstanbul fethedilmiş, o günden bu güne kadar İstanbul’da kiliseler çan çalmaya devam ediyorlar. Yunanistan’ın Atina  şehrinde 100 yıl içinde Osmanlı’dan kalma yüzlerce camiden  ezan okuyacak cami kalmamıştır.

Medeni Avrupa’da şu anda bile beş binin üzerinde camide hoparlörle ezan okumak yasaktır. Dünya üzerinde havra, kilise ve camilerin korunması için Müslümanların yönetimi ele almasına işaret eden ayetleri okuyalım:

“Zulme uğramaları sebebiyle, kendileriyle harp edilenlere (harp) izni verildi. Allah onlara yar¬dım etmeye elbette kadirdir.

Onlar yalnız ‘Rabbimiz Allah’tır’ dedikleri için haksız yere yurt¬larındançıkarıldı¬lar. Eğer Allah in¬sanlardan bir kıs¬mını (kâfirleri) bir kısmıyla (mü’minlerle) defetmeseydi/engellemeseydi, manastır¬lar, kiliseler, havralar ve içinde Allah¬’ın ismi çokça anılan mes¬cit¬ler yıkılırdı. O’na yardım edene Allah mutlaka yar¬dım eder. Şüp¬hesiz Allah kuvvetlidir, galip¬tir.

Onlara (Müslümanlara) eğer yeryüzünde (iktidar için) bir mekân verirsek, namazı kı-larlar, zekâtı verirler, iyiliği emrederler, kötülüğü ya¬saklarlar. İşle¬rin sonu Al¬lah’a aittir.” (Hac süresi ayet 22/39-41).

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?