Reklamı Kapat

Hep yokuşa koşan millî görüş erleri

O  ne amansız mücadeleydi, Yarabbi! Millî Görüşçüler hep yokuşa koştular; hiç inişleri olmadı onların! Ama yılmadılar; yıkılmadılar; vazgeçmediler; hedefe kilitlendiler. Mücadelenin çetinliği dava erlerinin azmini kıramadı; bir kere olsun ümitsizliğe düşmediler. Hep ileriye baktılar; hep ileriye…

Ölümsüzlüğü tatmışlardı sanki… Dünya-âhiret bütünlüğüne öylesine inanmışlardı ki! Yunus’un dilini kavramışlardı: “Ölümden ne korkarsın / Korkma ebedi varsın!” Erdem Bayazıt günümüze taşımıştı bu gerçeği: “Ölüm bize ne uzak, bize ne yakın ölüm, / Ölümsüzlüğü tattık, bize ne yapsın ölüm.”

Cahit Zarifoğlu, Yedi Güzel Adam’ında ölümsüz mücadeleyi yürüten dava erlerindeki azmi ve yolları önündeki zorluğu dile getirir: “Bu insanlar dev midir / Yatak görmemiş gövde midir / Dağlar önüme durmuş / Ki dağlanam / Durdular ite çakala karşı yârin kapısında.”

Davası büyük olanın sevdası da büyük olurdu. O sevda yokuşları iniş, dağları düz hale getirirdi. Dost’a ulaşmak fedakârlık isterdi. Allah dostu Cüneyd-i Bağdadî’nin (ks) sözü: “Yarabbi! Kolaylık görürsem üzülürüm; çünkü rehavete kapılır, aldananlardan olurum. Zorluk görürsem sevinirim; çünkü o zorlukları aşmaya çalışır, derecemi yükseltirim.”

Ölümsüz davanın 20. asırdaki lideri Erbakan Hoca Millî Görüş yürüyüşüne dinamizm kazandırdı. Esaslarını ortaya koydu. “İman varsa; imkân vardır” diyerek ümitsizliği yıktı; “Millî Görüşçü vazgeçmez” diyerek davanın devamlılığını vurguladı.

DUALAR SAADET’E

SAADET Partisi seçimden seçime çalışan bir parti değildi. Saadet’in mesajına halkın ihtiyacı vardı. Seçimler bitti. 1 Nisan’da değerlendirmesini yaptılar; yeni çalışmalarını programladılar. 5 Nisan’da 20 Millî Görüşçü Kuruluş’un (MİLKO) yöneticileri toplandı. Yeni hedeflerini belirlediler. Bütün kadrolar görevlerinin başındaydı.

Yüksek İstişare Kurulu (YİK) toplantısının ardından, 19 Nisan’da Genel İdare Kurulu’nda (GİK) geniş istişareler yapıldı. 20 Nisan’da İl Başkanları, İl Müfettişleri, Gençlik ve Kadın Kolları’nın yöneticileri toplandı. Genel Kongre’ye hazırlık için ilçe ve il kongrelerinin startı verildi.

Ankara’daki toplantıda, Genel Başkan Karamollaoğlu devletin bütün birimlerinin iktidara çalıştığı, adaletin rafa kaldırıldığı bir seçim süreci geçirdiklerini anlattı. Herkes, kadroların hakkıyla görevlerini yaptığı, baskı ve gerginliklerin zirve yaptığı zor bir seçim döneminin yaşandığı konusunda hemfikirdi.

Seçimlerde hakaret, yalan, iftira söylemleri havada uçuştu. Gerginlikler, kamplaşmalar tehlikeli noktaya ulaştı. Ayrıştırma, görüşlerin AKP ve CHP üzerinde temerküz etmesine yol açtı. Diğer partilerin taraftar ve sempatizanları sonuçta “belirleyici” olmaya yöneldi. CHP’ye kızanlar oyunu AKP’ye; AKP’ye kızanlar CHP’ye kullandı. Sonuç sirk aynası gibiydi. Partilerin normal şartlardaki oyunu yansıtmıyordu.

Saadet’liler hep sorumlu davrandı. Olgunluğunu korudular. Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mesut Doğan MHP’li eski bir belediye başkanının teşekkürünü açıkladı: “Kutuplaştırmanın karşısında oldunuz. Temel Başkan ve sizler Türkiye’yi büyük bir tehlikeden kurtardınız.”

ÖZGÜL AĞIRLIĞI YÜKSEK

OLAYLAR şartları içinde değerlendirilir. AKP, devlet imkânlarının yüzde 95’ini kullandı. Karamollaoğlu’nun ifadesiyle asker, emniyet, yargı, valiler, kaymakamlar, korucular gibi devletin birimleri seçime müdahil edildiler. Saadet’in tanıtma imkânları onların binde 1’inden azdı.

Ortağı MHP’nin ifadesiyle, AKP yüzde 32.8 oy aldı. Yüzde 95 devlet imkânını kullanan AKP’nin aldığı oy tam bir hezimetti. Binde 1 tanıtma imkânına sahip olmayan Saadet Partisi oyunu yüzde 1.36’dan yüzde 3’e çıkardı. Saadet Partisi, “seçimlerin yıldızı” olarak değerlendirildi.

Hürriyet’ten Sedat Ergin, son yerel seçimlerin en kârlı çıkan siyasî aktörlerden birinin Saadet Partisi olduğunu yazdı: “SP, Türkiye genelinde kaydettiği artışı kendisinin içinde bulunduğu dezavantajlı rekabet koşullarına rağmen elde etmiştir. SP’nin önümüzdeki dönemdeki özgül ağırlığının etkisini dikkatle izlemek gerekiyor.” (16.04.2019)

Siyasî gözlemciler, Saadet’in oyları az da olsa özgül ağırlığının yüksek olduğunda birleşiyorlar.  Birçok yerdeki sonuçlarda “belirleyici” olmaları bunun ispatı. Saadet Partisi’yle birlikte hareket eden partilerin “avantajlı” duruma geçeceği görüldü.

Pek siyasî analizler yapmamasıyla tanınan Mehmet Şevket Eygi, AK Parti’nin seçimleri kazanmanın şartlarına ve sebeplerine uymadığını belirterek yazısını noktaladı: “AK Parti SP ile anlaşmış olsaydı seçimi yine kazanacaktı.” (Millî Gazete, 20.04.2019).

Saadet’liler örnek bir çalışma ortaya koydular. Tohumlar ekti; halkın gönlünü kazandılar. Saha Saadet Partisi’ne hazır hale geldi. Halk trollerin saldırılarına itibar etmedi. Saadet’in siyaset dili kabul görmeye başladı.

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?