Reklamı Kapat

Bereketli toprakların masalı

Ülke olarak zenginliğimizi en fazla pazarlarla ölçmüşümdür. Kimileri dudak bükse de sanayi ürünlerinden ziyade, tarımın çok renkliliği en büyük hazinemizdir.

Pazarın güzellik kraliçesi de zeytin. Zeytinin onlarca renk, biçim, süzülüşlerini bir tablo gibi izlerim. Tarımda zirvede daima buğday başakları ve zeytin dalları durmaktadır. Ki mitolojide tanrılara sunulan en değerli hediyedir zeytin.

İzmir pazarlarına bakıyorum da, İstanbul ile kıyaslanamayacak bir çeşitlilik ve fiyatları yarı yarıya bile değil üçte bire zeytinler. Anadolu’nun bu en eski, neredeyse antik çağları, Roma’yı, tek tanrılı dönemleri görmüş barışın ve özgürlüğün simgesi zeytin ağaçlarını bekledikleri dağlarda da izlemeye doyamam.

Bir annenin elleri gibi boğumlu gövdesinden zarif dalları ve o küçük yaprakları ile sanki yavrularını bağrına basmaya hazır bu valide ağaçları ne kadar seyredeyim ki usanayım.

Pazarın bir başka güzeli sebil gibi yığılmış enginarlar ve baklalardı. Sebze ağırlıklı beslenen Egeliler, poşet poşet alırken enginarı. Belki de bu yüzdendir patatese olan bağımlılık. Fazla tanımadıkları için kerevizleri, bamyaları, yer elmasını; orta ve doğu Anadolu, Karadeniz için yegâne yiyecek olarak patates kaldı.

Yaklaşan Ramazan’la birlikte yine gıda terörü start alacak; bakliyat, et, tavuk ürünleri fırlayacaktır. Tarıma devletçe önem verilmediği gibi halkın tembellik genleri de ülkemizi hızla yoksullaştırmakta, bununla ilgili şu haber çok manidar; “5 bin lira maaşla çoban bulamıyorlar. Küçükbaş hayvancılığın önemli merkezlerinden Şanlıurfa’da, ilkbahar ve yaz aylarında çok sayıda çoban yeme içme ve diğer ihtiyaçlarının karşılanması dışında 5 bin liraya kadar maaş alabiliyor; besiciler, yüksek ücrete rağmen hayvanlarına bakacak kimse bulamadıklarını belirtiyor”.

Elbet çobanlık zor, gözün üzerinde olacak, yıldırımlardan, yağmurlardan, kurtlardan sürüyü koruyacaksın. Ne ki zaten büyük sürülerin 2-3 çobanı bulunmakta. Al kitabını oku, defterine yaz, kavalını çal besteni yap, çayını demle, heybenden azığını çıkar, manzaraları seyret.

Sadece televizyon yok, ondan canları sıkılmakta. Patates faciasını atlatmaya çalışan arkadaşlarımdan duymaktayım, balkonda saksılarda artık soğan patates yetiştirdiklerini. Stuttgart’tan değerli arkadaşım Emine Keskin, domates ocaklarını açmış, yolladığı görüntülerden izleyip bilgilendim, ocakların içerisine ısırganların fazlasını bırakmış ki toprak güçlensin, yine ısırganları suya yatırıp domatesleri için gübre olarak kullanacakmış.

Emine’nin bahçesini yıllar önce görmüştüm; karalahanaları coşmuştu, kazanı yaktı, odun ateşinde karalahana çorbası pişirdi tadına doyamadık. Bu çalışkan Karadenizli Hanım, bahçesi evine uzak da olsa, arabasına atlayıp, ayağına şalvarını geçirip sebze ve meyveler üretmekte artık ulu ağaç olan dutlarında, kirazlarında, elmalarında bülbüller orkestra kurmuş.

Doğu Anadolu’da mandıra sahibi olan aile dostumuza, ne güzel çocuğunuz kendi sütlerini emin içecek diyorum. Hayır diyor, inek çiftliğimizde hayvanlarımızı hazır yemlerle beslediğimiz için sütünü içemiyoruz ancak kapı önünde ellerimizle beslediğimiz koyunumuzun sütünü içebilmekteyiz.

İlle de şehirde devlet güvenceli iş isteği köyleri boşaltmakta. Şehirde kira, yol, giderler ve yoksul hayatta olsa köyün zorlu işlerinden kurtulmuştur. Devlet, bir an önce köyünde oturup, toprağını boş bırakmayıp nakışlayan köylüye maaş bağlamalıdır. İstanbul’un tarih boyunca iaşe sorunu olmuştu.

Osmanlı mutfağının manavlarının yaşadığı, Geyve’de, internete düşmüş bereketli toprakların sudan ucuz fiyata satıldığını görünce kahroluyorum. Okuyan kesim şehre göçüp, yaşlılar da artık yapamadığından bereketli topraklar, sonradan görme zenginlere senede bir ay kalacakları yazlık ev olarak kaldırılıp kenara atılmakta, ülke soğana muhtaç olmakta.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Abdurrahman Serdar -

Devlet işsize, sözüm ona toruna bakana .... beleşten ödeme yapacağına

TARIMDA ÇALIŞAN Çalışkan insanlara aldığı ücrete ilaveten veya kendi üretici ise, işçi imiş gibi ÜCRET DESTEĞİ vermelidir. Ayrıca, LÜX TAŞIMA Aracı olan UÇAK için Akaryakıt desteği verdiği yerde, MEYVE-SEBZE TAŞIMALARINA da AKARYAKIT DESTEĞİ vermelidir.

İLAVETEN Çitçinin ĞÜBRESİNE, İLACINA ..... DESTEK olmalıdır. Bu üreticilerin tüketicilerine de destek olmalıdır. Vasıfsız İŞÇİLERİ bir an evvel betona, taşa, villaya, gökdelene yöneitip, hizmet ettireceğine, TARIMA döndürüp, tekrar tarımda ÇALIŞMASINI temin etmelidir, burada destek ödemesi vermeli; burada ev sahibi olmasına arka çıkmalıdır.

CHP'li çök bilmiş Belediyeler SURİYELİLERİ memleketlerine gönderse, çalışacak İŞÇİ, KALFA bulunamayacak. Allah belasını versin bu AB kapısını, turzmi aralıyanların ; okumuş sayısını fazla göstermek için 10 dersten ZAYIF alan öğrencilere bile sınıf atlatıp, mezun ediyorlar. Sonunda, Devlet kapısına üşüşüyor bu boş adamlar. Sanayi ve sanatkarlar da İŞÇİ ve KALFA bulamıyor, bu odun adamlardan iş yapmıya, çalışmıya yanaşan

olmuyor, neticede.

Cumhurbaşkanı masa başında oturan TEORİK MÜŞAVİRLER yerine, A. Konukoğlu, L.Topbaş, H. Babacan..... gibi HAYATIN içinden gelmiş klşileri MÜŞAVİR YAPMALI, MARİA, YİĞİT.... GİBİ yalaka laf ebeleri yerine.

Yanıtla . 0Beğen 21 Nisan 19:26
01

Bilal - Sizin de dediğiniz gibi mandracılar bile kendi sütlerini içmiyorlar fabrika yemi yüzünden. HER ŞEYİ mahfettiler HER ŞEYİ kuruttular. Zeytini nereden alırsam alayım hangi marka olursa olsun KORKUNÇ TUZLU KORKUNÇ BOYALI. Hper tansiyon olunca farkettim ve artık yemiyorum ne et ürünlerini ne süt ürünlerini ne de zeytin turşu gibi münafık yöneticilerin mahvettiği güzelim gıdaları. Kuruttular haketen bu toprakları. ABDnin hormonlu şirketlerinden herşeyi ithal ediyorlar ne tad var ne lezzet, basıyorlar tuzu.

Yanıtla . 0Beğen 21 Nisan 12:22

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?