Reklamı Kapat

Siyaset iflas!

Kısır siyaset, Türkiye’yi esir aldı. Mesela son 5 senede kaç seçim yapıldığını hemen söyleyemiyoruz, düşündükçe bile hatırlayamıyoruz çoğunlukla. Sistem değişikliği gibi bir öneri ortaya atıldı, bu öneri adamakıllı tartışılmadan halkın onayına sunuldu ve kabul gördü. Ancak ne gibi bir faydası olacağı, parlamenter sistemden ileri yönü nedir, konuşulmadan geçiştirildi.

Bu sistem değişikliğiyle beraber siyasi iktidarın da dili iyice keskinleşti, kirlendi. Artık her seçim “ölüm kalım” seçimi ilan edilir oldu, savaşa gider gibi, düşmanla çarpışır gibi bir psikoloji topluma aşılanır oldu. “Koalisyonlar bitecek” diye sunulan yeni sistem, “ittifakları” yani bir nevi koalisyonları hemen her aşamada zorunlu kılar oldu.

Sertleşen ve pervasızlaşan siyaset dili, siyasetin tavrına da yansıdı ve yansıyor. Kurulan iki ittifaktan birisi kendine “Cumhur” derken, diğeri de “Millet” adını aldı. Gelin görün ki, iktidar kanadı muhalefete “illet”, “zillet”, “şer” gibi hakaretleri etmeyi kendinde hak görebiliyor. Yetmiyor, emri altında bulunan ve hiçbir gazetecilik ölçütüne uymayan seviyesiz medyası eliyle de bu hakaretleri çeşitlendiriyor. Seçim sürecinde bunun en pespaye örneklerini yaşadık.

Bir yerel seçim, tuhaf bir şekilde “beka” ile ilintilendirildi, ülkenin yarısı bilfiil “terörist”, “hain” vs ilan edildi. Bu ekabir ve güçten dolayı azgınlaşmış ruh hali, siyasetin diline yansıdıkça toplumdaki kırılmayı da artırdı. Birbirinden nefret eden, birbirine öfkeyle bakan insanlar artık sıradanlaştı. Bu berbat siyaset dili yüzünden, Malatya Pütürge’deki muhtar seçiminde kan aktı mesela!

Tek ölçütü seçim kazanmak olan, onu da “her ne pahasına olursa olsun” diyerek, rakibine her türlü hakareti ederek, her türlü iftirayı atarak, her türlü yalanı söyleyerek yapmakta beis görmeyen bir siyasi anlayış, bugün de Türkiye’yi tam anlamıyla tıkıyor. Her şeyi kendisine hak olarak gören, her yaptığını doğru sayan, kendisinden başka kimseye hayat hakkı tanımayan bir siyasi zihin, İstanbul seçimleri özelinde resmen insanların iradesine tasallut ediyor.

Kendileri için birkaç oy farkla kazanmak bile yetiyorken (ki herkes için geçerlisi de budur), bir başkasına bunu “hak” olarak görmüyor! Halkı kandırırcasına “teşekkür afişleri” asmak bile bu siyasi anlayış için gayet tabii… Kendisi kazandığı zaman yere göğe kondurulamayan “millet iradesi”, bir başkası kazandığında veya kendisi kaybettiğinde “rafa kaldırılacak” kadar ucuz bir şey!

Bu siyasi anlayışın bir diğer ortağı da başkentte seçilen aday için “benim başkanım değil” diyebiliyor mesela. Halkın oylarıyla seçilen kimselere karşı bile müthiş bir hazımsızlığı, tuhaf bir çekememezliği ve saygısızlığı kendinde hak görebiliyor yani.

Bu siyasi anlayış, hem toplumu yoruyor ve geriyor, hem de kendini tüketiyor aslında. Kendisini her şeyin merkezi ve referansı olarak addedip tüm diğer her şeyi kafasına göre reddeden, itibarsız sayan, kabul etmeyen bu tavır, bunun yol açtığı toplumsal gerginlik herkese yazık ediyor resmen.

“Sistem değişikliğiyle uçacak” denen ancak siyasi olarak giderek kördüğüm hale gelen Türkiye’de halkın biraz nefes almaya ihtiyacı var artık. Sistem değişikliğinin üzerinden 1 yıl bile geçmedi ama ekonomik durum krizden de öte bir buhranı yansıtıyor. İşsizlik oranı son 10 yılın zirvesinde ve işsiz sayısı 4,6 milyonu aşmış durumda. Siyaset, ekonomik krizden, geçim sıkıntısından, işsizlikten bunalan insanların yakasını bırakmalıdır artık.

Meselelere “Olanda hayır vardır” diye yaklaşmak bu kadar mı zor?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?