Şehrin öbür ucundan koşarak gelen adamın haykırışı

 “Şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve şöyle dedi: Ey kavmim! Bu elçilere uyun. Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar doğru yoldadırlar. Hem ben, ne diye beni yaratana kulluk etmeyeyim. Oysa siz de yalnızca O’na döndürüleceksiniz. O’nu bırakıp da başka ilâhlar mı edineyim? Eğer Rahman bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar. O takdirde ben mutlaka açık bir sapıklık içinde olurum. Şüphesiz ben sizin Rabbinize inandım. Gelin, beni dinleyin!” (Yasin Suresi, 20-25).

Hakk’ın bizzat kendisinin toplum üzerinde güçlü bir etkisi vardır. Davası İslam olanın çağrısı mutlaka sağduyulu insanlarda karşılık bulur. Zira insan fıtratı Hakk’ın güçlü esine karşı bigâne kalamaz, Hakkın güçlü sesine karlılık verir.

İşte bunun bir örneğini Yüce Allah bu ayet-i kerimelerde bize haber veriyor. Burada bahsedilen şahıs, her türlü dünyevi karşılıktan soyutlanmış olarak Hak yola yapılan çağrıyı duymuş, -kendi kavmine söylediği gibi- bu çağrının hak olduğuna dair delilleri görmüş ve onlara teslim olarak samimi bir mümin olmuştur. İman kalbinde tam bir istikrarla karar kılınca da vicdanını harekete geçirmiştir. Zira iman kalpte bir kor halini alınca o kalbin sahibini harekete geçirir. Bunun neticesi olarak da böyle bir kalp sahibi etrafında olup bitenlere karşı kayıtsız kalamaz.

İşte burada böyle bir kalp sahibi bir müminden, koşan adamdan bahsedilmektedir. Etrafında onca isyan olurken evine kapanıp olup bitenler karşısında kör ve sağır gibi davranmayı vicdanına kabul ettirememiştir. Tam aksine vicdanına yerleşen ve düşüncesinde harekete geçen hak ile birlikte kavmini uyarmak için bırak yürümeyi koşmaya başlamıştır.

Kavmini uyarmak için uzaktan koşup gelen bu kişinin toplum içerisindeki sosyal statüsünün ne olduğundan Kur’a-ı Kerim bahsetmemektedir. Ama bu hiç de önemli değildir. Zira Kur’an ayetlerinin dikkat çektiği şey, bunu kim yaptığı değil nasıl yaptığı, hangi aşkla yaptığıdır. Kur’an onun,  kendinin idrak ettiği hakikatleri kavminin de kabul etmesi, onların da uçurumun kenarından uzaklaşması için onu şehrin bir ucundan diğer ucuna koşmaya iten imanına dikkat çekmektedir.

Bu davetçi kavmine olan şefkat ve merhametinden onlara koşarak giderken kavmi ise tam bir sapkınlık ve aşırılık içerisindedir. Zira kavmi peygamberleri yalanlamakta, onlardan yüz çevirmekte ve hatta onları korkutup ölümle tehdit etmektedirler.

Burada kullanılan kelimelere Rabbimiz şöyle dikkat çekmektedir: “Sizden bir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar.”

Evet, bugün ücret istemeden bu dini anlatan, davası sadece İslam olan,  şahsi çıkarlarını veya cemaatinin menfaatlerini İslam’ın maslahatlarının önüne geçirmeyen davetçilere ne kadar da ihtiyacımız var. Bir işten hiçbir çıkar elde etmediği, hiçbir ücret istemediği halde davet yolunda her türden eziyete katlanmayı göze alan davetçilere…

“Bu inanmış adam, yaratılışın doğru, bilinçli ve apaçık dili ile konuşmakta ve yalanlayan, tehditler savuran ve korkutmaya çalışan bu insanların yüzüne son kararını haykırmaktadır. Çünkü onun kalbindeki sağduyunun sesi, her türlü tehdit ve yalanlamadan çok daha güçlüdür. Şüphesiz ben Rabbinize inandım, beni dinleyin”

İşte böylece, imanın içinde güven ve gönül huzuru taşıyan sözünü söylemiş ve onları da buna şahit tutmuştur. İnanmış adam bu sözü ile onlara, “Siz de benim gibi söyleyin» demiş oluyor veya onlar ne derlerse desinler hiç de önem vermemiş oluyordu.

Ayetlerde bu konuda her ne kadar bir açıklık yoksa da, bu hikâyenin bundan sonraki ifade tarzından anlaşıldığına göre çok geçmeden bu adamcağızı öldürmüşlerdir. Yüce Allah dünyaya ve içinde olan her şeye, o topluma ve onların durumları üstüne bir perde çekmekte ve başka bir sahnenin perdesini açmaktadır. Yaratılışın sesine uyup hak sözü haykıran ve bu sözü inkârcılarla işkencecilerin suratlarına bir şamar gibi çarpan bu şehidi görelim diye... Yüce Allah›ın kendisine hazırlamış olduğu ikramı görelim diye... Samimi, cesur ve şehit müminin makamına yakışır hizmeti görelim diye... Ona cennete gir denince:

“(Kavmi onu öldürdüğünde kendisine): ‘Cennete gir!’ denildi. O da: ‘Keşke kavmim, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikram edilenlerden kıldığını bilseydi!’ dedi.” (Yasin, 26-27).

Dünya hayatı ile ahiret hayatı birbirine bitişiktir. Ölüm fani âlemden ebedi âleme geçiş ve mümini yeryüzünün darlığından kurtarıp cennetin genişliğine ulaştıran bir adımdır... Batılın küstahlığından hakkın huzur ve emniyetine, zulmün tehdidinden cennet nimetinin esenliğine, cahiliyetin karanlıklarından imanın nuruna kavuşturan bir adımdır ölüm...

İnanmış adamı görüyoruz. Yüce Allah’ın kendisine cennette bahşetmiş olduğu bağışlama ve ikramı görmüş ve kalbi hoş gönlü hoşnut olarak hemşerilerini hatırlamış ve onların kendisini görmesini Rabbinin kendisine bahşettiği hoşnutluk ve ikramı görmelerini, arzu etmiştir. Böylece hakkı tam anlasınlar istemiştir.

İşte imanın karşılığı böyle idi. İsyan ve azgınlığa gelince, yüce Allah’ın katında öylesine hafif, öylesine önemsiz ki, onları yok etmek için melek göndermeye bile değmez.  Zira onlar alabildiğine güçsüzdür.

“Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik. Sadece korkunç bir ses oldu. Bir anda sönüp gittiler.” (Yasin, 28-29).

“Yüce Allah burada, onların durumlarının hakirliğini ve güçlerinin hiçliğini vurgulamak için, akıbetlerini uzun uzadıya anlatmıyor. Sadece bir tek çığlık onların kökünü kazımaya yetmiştir. Ve burada Yüce Allah perdeyi onların bedbaht, hakir ve aşağılık görüntüleri üzerine çekmekte ve kapatmaktadır.” (Fizilal). İşte kâfirlerin şirk düzenlerinin sonu. Yeter ki samimi davetçiler ortaya çıksın ve bedel ödemeye razı olsunlar…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı şehrinizde parlatın, bu tanıtım fırsatını kaçırmayın!

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?