Delikanlılık dünyada dilenirken…

En mutlu olduğunuz hobi, diye sordu meraklı bir genç kız.

Şehrin arka sokaklarını gezmek, dedim. Duraksayıp, yaa dedi.

Evet, sizce güzel bir saray bana hüzün vermekte, içinde yaşayanlara çektirdiği işkence, tavanlarındaki kötü anılar, duyulmasa da korkunç ses efektleri, gizli hıçkırıklar, sessiz gözyaşları, kulağıma değmektedir.

Bu yüzden ne AVM’si ne de kalabalık caddeleri şehrin.

O gün katılacağım düğüne giderken, İstiklal Caddesi’nden geri dönüp kaçacaktım.

Bir olay var, dedim; yanımdakiler yok burası her zaman böyle.

İmkânı yok bir kalkışma, bir olay, yürüyüş, protesto olmalı; bindiğim tramvaydan inemiyorum binlerce insan önüne çıkanları deviriverecekmiş gibi ordu ritminde hızlı yürümekteler.

Opera binaları, kiliseler, eşcinsel barlar, diskotek ve kafeler arasından geçerek Galatasaray’dan aşağı inip ara sokaklarda düğün mekânını ararken, adres soracağım yerli yok; Batılı ya da Araplar her tarafta.

Sonra hatırlıyorum on yıl olduğunu Pera’ya gelmeyeli.

Fakat kendimi kaptırdığım kırlardan geçip, bahçeye dikeceğim çiçekler için seraya giderken; elbet Beyoğlu’ndaki gibi gergin değildim.

Gecekonduların ferah bahçelerini gördüm, fidelik bir şeyler diken kadınlarla konuştum; bezelyeleri baklaları çiçek vermiş, enginarları yemyeşildi, belli kıştan dikmişler.

Bir başka komşu başını uzatıp latife yapıyor: “Boş verin enginarı kerevizi, onlar zengin yemeği, her yanı delikanlı patates soğanla doldurun zira dokuz lira.”

Hurdacılar, şelaleciler, fıskiyeli havuz imalatçıları, bahçe peyzajları, çim ekilir, kır düğünü tabelaları… “Bir avuç vicdan, ormana mama” levhaları. Merhamet sahiplerinin ayak izlerini yollara döktükleri kilolarla kedi köpek yeminden anlıyorum. Hasta görmeye gelenlerin, uzun konuşmaları, can sıkıcı tahlilleri, siyasa gevezelikleri. Akraba, hısım, hınamı toplanmış, kabine, seçim meseleleri. Eminönü’ndeki mağazasının kirası 57 bine çıkmış, kan ağlamaktadır.

Az kazan, taşı dükkânını, yarı yarıya kira verirsin, demesem de.

Torun bakan kadın depresyonda, çocukların annelerini mecbur tutan o geleneksele boynumuz kıldan ince deyip de, kendimizi kırıp evlatları kıramayışımız.

Tatsız tahlillerden daha önemli aslında, o kadının doğdukları günden ileri yaşlarına kadar torun bakmaya mecburiyeti, en fazla da kendi kocasının delikanlılık gösteremeyip; “çocuklar anneniz artık yaşlı ve hasta” diyemeyişi ile her gün biraz daha antidepresanlarla ayakta durmaya çabalayışı. Boşanmalar, nafakalar, kadınların evliliği şirket görme algısı, “eşimden ayrılsam bana niye baksın, ben neden parasını alayım” diyorum, kendime.

Delikanlı bir kadın, ayrıldığı adamın parasına göz dikmemeli.

Fakat delikanlı bir erkek de ayrıldığı eşini, çocuklarını mağdur etmemeli, onlar istemeden her ihtiyaçlarını görmeli.

Dünya değişiyor her halde ayak uyduramıyorum. İnsanlar ayrılsa da birbirleri ile helalleşmeli.

Kocasının kumar tutkusunu anlatmakta temizlikçi kadın; kayınvalidesi görümceleri, delikanlı insanlar diyor, topladılar aralarında eve icra gelmişti ödeyip durdurdular.

“Aylık gittiğim kadın maaşımı vermedi, beni idare et durumum kötü dedi, aslında zengin be abla vermiyor paramı, hiçbir lüksünden vazgeçmezken maaşımı gasp etmekte sadece çorba yapabilmekteyim çocuklarıma.”

Yoksullar zenginleri hep idare etmekte zaten. Sigortasını yatırmazlar idare eder, ücretini düşük tutar idare eder, maaşını vermeyen patronunu anlattı genç adam, patronu parayı dövizde tutuyormuş, bozdurmayıp bekletmek istiyormuş.

Dünyanın düzenini bozan zenginler.

Güzelim sahile ünlü zenginler, otellerini dikmekte; inşaatın sesleri geldikçe kulaklarımı tıkamaktayım; insanlığın, kültürün, doğanın, delikanlılığın, medeniyetin mezarını kazmaktalar zira.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?