Miracın mesajları muhasebesi - 1

Geçen hafta Miraç Kandilimizi idrak ettik. Kısa bir muhasebe yapmalıyız. Miraç denince aklımıza ilk olarak namaz hediyesi, şirk hariç günahlardan affedilebilme, cennet müjdesi, ilk ve ikinci kıblelerimiz, Mescid-i Aksa, İsra Suresi’nin ilk ayetleri, Bakara Suresi’nin son iki ayeti, Araf Suresi 167. ayeti, Beni israil, Siyonizm geliyor.  

İsra ve miraç mucizeleri her şeyin, zaman ve mekânların da Meliki Allah-u Teala’nın sonsuz/sınırsız ilim, hikmet, kudret ve keremine işaret eden ayetlerdendir. Mucizevî bir gece yolculuğu çok kısa bir süre içinde beden ve ruh bütünlüğüyle gerçekleşmiştir.  Mekke, Medine 1921’den beri Suudilerin, Kudüs 1967’den beri Yahudilerin, Ayasofya da 1934’ten beri bizim elimizde tutsaklar. Osmanlı’da bu kutsal mekânlar tevhitle özgürdüler.

Mescitleri imardan daha üstün ibadet cihat değil mi? Camilerde de tutsak değil miyiz? Beytullah, Mescid-i Aksa, Ayasofya tutsak değil mi? Biz Müslümanlar için tüm yeryüzü mescit değil mi? İsra Suresi, Beni İsrail, Filistin, Kudüs, Siyonizm hep gündemimizde olsun. Ve ölüm ayeti kadar kesin Araf / 167’yi okuyarak, düşünerek sevinelim, umudumuzu yitirmeyelim. İnşa edilen binalara Filistinliler mirasçı olacak. Siyonizm sonlanacak, Filistin/Kudüs yeniden tevhitle özgürleşecek. Mescid-i Aksa’ya zeytinyağı gönderiyor muyuz, gidebiliyor muyuz?

Rehberimizin (s.a.v) beyanlarıyla: Namaz “gözümüzün nuru”, “dinimizin direği”, “miracımız” iken, bizi doğrultuyor/günahlardan/kötülüklerden uzaklaştırabiliyor mu? (Ankebut / 45). Hayatımıza, günümüze düzen veriyor mu? Namaz kılanlarımız azalıyor mu, çoğalıyor mu? Namazsız doğru yol mümkün mü? Namaz kıldığımız halde neden batıl yollara sapabiliyoruz? Neden, “Şuna bak! namaz da kılıyor, üstelik?..” dedirtiyoruz... Neden namazımız bizim dilimizi, işlerimizi doğrultmuyor? Devletimizin kıblesi doğru mu? Milletimizin kıblesiyle devletimizin kıblesi neden farklı? Yöneldiğimiz Batı’nın kıblesiyle bizimki aynı mı? Neden kıblemiz Kâbe’nin imamının kıblesi/yüzü/yönü ABD?

“Namaz imandır”, imanımız namazla yenilenmektedir. Allah’a yaklaşma, konuşma, huzur vesilesidir. Namaz, Rabbimizle iletişim aracı, cennetin anahtarıdır. İbadetlerin tamamını kapsar. Yüceltir, arındırır, nurlandırır, nefsi ıslah eder, ruhu güçlendirir. Huzura kabul, davetine icabet, dua/dilek, münacat, niyaz, tezellül, ihtiyaç arzı, af, acziyet, fakirlik, af dilekleri, ahdimizin yenilenmesi, hatırlanması. Namaz duadır, zikirdir, şükürdür, nurdur, buraktır, yolculuktur. Masivayı, tağutları, nefsi, şeytanı ret ile cihattır. Rabbe yöneliş, “lebbeyk”tir. Kalplerimize ilaçtır, gıdadır, tevhit eylemi ve bilincidir, kimliktir. İlticadır, yöneliştir. İmana alamet, işarettir. Müslümanlarla inanmayanlar arasındaki farktır. Ezan çağrı, ilan; namaz icabettir: “İşittik, itaat ettik”. Kimliktir, ahde vefadır.

Günde 5 vakitte namaz gıdasına, ilacına muhtacız. Allah-u Teala Samet’tir (ihtiyaçtan müstağnidir). Namaz ezeldeki sözleşmemizi hatırlamak ve yenilemektir. İmanımız da yenileniyor. Namazda “doğru yol” duası var; yanlış yollardan Rabbe sığınma/iltica var. Namazsızlar doğru yolu nasıl bulurlar, istemeden? Nasıl doğrulurlar? Namaz nuru olmadan yollar nasıl ayırt edilir? Rabbimizin namaz kılanlara cennet vaadi var; namazsızlara vaadi yoktur. Namazın kabulü için ihlâs, niyet, ilim, sabır, sünnete uygunluk ve helal lokma gerekir. “Helal lokma olmadan salih amel oluşmuyor” (s.a.v).

Namazsızlık sorunumuz yanında kıblelerimizde de sorunlar var. Tutsaklar, işgaldeler. Namazı ikame edemeyenler, cihat için kıyam edebilirler mi?

“Namaz kılanlardan değildik” (Müddessir / 43) ayetleri kapsamında olmak tehlikesi bizi tehdit etmiyor mu?

“Vay o namaz kılanların haline. Onlar namazlarından gafildirler, hem de gösterişçidirler...” (Maun / 4-6).

“Namazı terk edip, şehvetlerine uyanlar cezalandırılırlar” (Meryem / 59). Ne yazık ki, namaz kılma oranı gittikçe düşüyor... Namazlılar şaşırırsa, namazsızlar ne yaparlar?!

Namazda/camide kalıplarımız yan yana olsa da, kalplerimiz parça parça. Namazsızlar ahirette “rüyetullah” ve kelam/selam nimetleriyle şereflenebilirler mi?

Şirkten arınmış bir sahih imana sahip miyiz? (En’am / 82). Şirk en büyük zulüm/günah (Lokman / 13). “Allah şirki affetmez” (Nisa / 116) (Tevbe / 31, Nahl / 36, Bakara / 256).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?