Reklamı Kapat

İstemediğini yapma

İnsanın bencil bir varlık olduğu görüş ve tespiti, yeni bir şey değildir kuşkusuz. Bencilliğinin fıtratından, yani doğasından mı kaynaklandığı (vehbi), yoksa sonradan mı kazanıldığı (kesbi) hususu tartışma konusu yapılmıştır. Hâlâ da tartışmaya açıktır. Nitekim insanın bu niteliği, farklı tanımlar veya adlandırmalar yapılmış olsa bile, sanat ve edebiyat eserlerinde özgün ve kalıcı tema olarak tasvir edilegelmiştir. Ayrıca, düşünce ve bilim alanında da insan üzerine irdeleme ve incelemelerde temel bir sorun şeklinde ortaya konulmuş, en azından öyle görülmüştür.

Kuşkusuz, insanın bencil oluşu, kendi bağlamında nötr bir durum olarak anlaşılmalıdır. Bir başka ifadeyle, insanın bencil bir varlık olduğunun tespiti, kendiliğinden olumlu veya olumsuz bir anlam içermez. Sadece var olan bir şeyin belirlenmesi veya tespitidir. Bu yoldan, insan denilen varlığın kavranılmasında genel geçer bir verinin elde edilmesi söz konusudur. Dolayısıyla, insanın bencil bir varlık olduğu görüş ve tespiti, insanı kavramaya ilişkin bir olgu olarak kabul edilebilir. Düşünce ve bilim bakımından olgu, kendiliğinden bir değer içermez.

Bu bağlamda, insanın bencil bir varlık olduğu görüş ve tespitinin ne anlam ifade ettiğini kavrayabilmek ve açıklayabilmek için, onun dışında bir ilke ya da ölçüte başvurmak zorunluluğu vardır. Bu zorunluluğu “değer” şeklinde ifade edebiliriz. Ayrıca, insanın bencilliğini tespit etmeye yöneldiğimizde, aslında göz önünde tuttuğumuz şey, onun edimleridir, faaliyetleridir. Bu edim ya da faaliyetlerin bedensel veya zihinsel olması ikincil bir meseledir. Aslolan, insan dediğimiz varlığı, ancak edimleri ölçeğinde düşünme ve değerlendirme konusu yapabilmekteyiz. Sözgelimi, doğaları ya da fıtratları bakımından eşit konumda bulunan insanlar arasında, eşitsizliğin ortaya çıkışını Fransız düşünür Rousseau, “İnsanlar Arasında Eşitsizliğin Kaynağı” adlı eserinde (6 Kitap ile Birlikte Rousseau, Türkiye Yayınevi, İstanbul 1967, içinde) şöyle ifade eder: “Ne zamanki insan toprağın üzerine bir kazık çaktı, eşitsizlik de başladı.”

İnsan, toprağın üzerine kazık çakarken, esasında doğasında var olan bencilliği tezahür ettirip gerçekleştirmeye yönelmiştir. Söz konusu bencilliğin yönelimini denetleyecek bir değer söz konusu değilse, buna sınır çizilmesi mümkün olamayacak demektir. Bütün bir yeryüzüne hâkim olması bile, onun bencilliğinin tezahürünü ve gerçekleşmesini sınırlandıramayacaktır.

İşte, “değer” olarak nitelenen şey bu noktada önem kazanmaktadır. Bu kavramı, din, ahlak, hukuk, siyaset, estetik, teamül, örf ve adet vb. kategoriler bağlamında anlamak gerekmektedir. Dolayısıyla, insanın bencil varlık olgusuna, değer ilke ve ölçütleri, gerçek bir anlam kazandırmaktadır. İnsan bu anlam yükümleriyle, bencil varlık olgusunu insanileştirme imkânını elde edebilmektedir. Sözgelimi, bencilliğinin doğal akışını izlediği takdirde, diğer insanların varlıklarına tehdit oluşturabilecek, kendi çıkarını elde etmek için diğerinin hayatını söndürebilecektir.

Onun için, ahlakın en basit ve en önemli ilkelerinden olan “kendine yapılmasını istemediğin bir davranışı başkalarına da yapma” ilkesi, insanın bencilliğinin insanileşmesinde belirleyici olacaktır. Mesela, pazarda satıcının soğanı fahiş fiyattan satmasını istemezsiniz. Fakat bir dernek yönetimi seçiminde rakibinize verilmiş oyları geçersiz saymaya çalışırsanız, bencilce davranışınızı erdeme uygun görürseniz, kendinizle çelişkiye düşersiniz. Bu çelişkinizi bencilliğiniz size normal gösterse de, değer bakımından erdemli insan olduğunuz yargısının doğruluğunu ispatlamaz. Demek ki, bencilliğinizi, değer ilkeleri ölçütünde ve denetiminde sınadığınız takdirde, erdemli insan olmaya başlayabilirsiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?