Saadet Partisi belediye başkanlığı kazansaydı ne olurdu?

Bir mahalli seçimleri daha geride bıraktık. Arkasından konuşulacak o kadar çok mevzu var ki... “Hangisini yazalım?” diye düşündüğümüzde, konumumuz ve misyonumuz gereği bu seçim sonuçlarının engelliler açısından ne anlama geldiğini kendi zaviyemizden bakarak ortaya koymak uygun olacaktı. Şöyle ki; ülkemizde yaklaşık 10,5 milyon engelli yaşamakta. Yaşamakta diyoruz ama aslında yaşamaya çalışmaktalar... Zira yönetimlerde engellilerin de söz ve karar sahibi olması gerektiğini yıllardır dile getiriyoruz. Heyhat siyasilerden tık yok, maalesef. Ne belediye başkanları düzeyinde, ne belediye meclisi ne de il genel meclisinde engelliler yeterince temsil edilmemiştir diyeceğiz ama yeterincesi bile fazla... Hemen hemen hiç noktasında. Hiç noktasında diyoruz, çünkü yaklaşık 10 milyon engellinin içinde yalnız 1 tane belediye başkanı var, o da İstanbul Avcılar İlçe Belediye Başkanı... Seçilen arkadaşımız Turan Hançerli’yi tebrik ediyor, aday gösteren parti yetkililerine ve onu seçen Avcılar seçmenine teşekkür ediyoruz. Gönül isterdi ki, bunun gibi daha çok örnek olsun. Yerel meclislerde engelliler yeterince temsil edilsin. Ama maalesef bu da bizim makûs talihimiz... Şimdi engelli sivil toplumu ve de bireyleri, seçilen belediye başkanlarının icraatlarını adım adım takip edecek ve sosyal belediyecilik esasları ve programlarını uygulamaları hususunda gereğini yapacaklar mı? Yoksa ağlayan çocuğa meme verir gibi yalancı meme verip susturacaklar mı? Bunu zaman gösterecek.

Seçimlerin üzerinden 10 gün geçmesine rağmen, halen seçim sonuçlarına dair tartışmalar Türkiye gündemini meşgul etmektedir. Demokrasiyi kendi menfaatlerine göre yorumlayan siyasiler öyle bir hale geldiler ki, kendi kendileriyle çelişen davranış ve sözler, tutarsız beyanatlar, toplumun gözünün içine baka baka yanlışı doğru, doğruyu yanlış gösterme gayretleri ve daha nice akıl almaz manevralar... İktidar cephesi diyor ki: “İstanbul’u kazanmak için 14.000 oy farkı yeterli değil. İstanbul o kadar önemli bir yer.” Lakin 82 milyonluk Türkiye o kadar önemli olmayacak ki, %50+1 yeterli oluyor. Şimdi sormak lazım: “Bu oy farkı ile iktidar partisi kazanmış olsaydı, yetersiz sayacaklar mıydı?” Allah aşkına bu nasıl bir davranış biçimi? Erbakan Hocamızın çok söylediği bir sözü vardı: “Allah bir adamın hidayetini kararttı mı; doğruyu yanlış, yanlışı doğru görür.” Allah hiç kimsenin hidayetini karartmasın.

Birileri için seçim kazanmak o kadar önemli ki, bütün insani değerleri ve hassasiyetlerini bir kenara bırakarak, alabildiğince iftira, sözlü ve fiili saldırı... Bu da yetmemiş gibi medya ambargosu, sosyal medya hakaretlerini bile az buluyor. Ta ki adam öldürmeye kadar işi götürdüler. Saadet Partisi mensubu iki gencimizi hunharca katlettiler. Hiçbir şey olmamış gibi yandaş medya, gündemine dahi alıp doğru dürüst haber bile yapmadı. İnsan şimdi düşünüyor: “Saadet Partisi il belediye başkanlığı kazanmamışken iki kayıp verdi. Acaba iki üç tane il belediyesini kazanmış olsaydı, Allah korusun kaybı ne kadar olurdu?”

Saadet Partisi bütün imkânsızlıklara rağmen bu seçimlerde, her seçim bölgesinde seçime girmiş, Allah’ın izniyle yüzü ak çıkmıştır. Bu, Saadet Partisi için önemli bir başarıdır. Geleceğe yönelik bir umuttur. Aynı zamanda inancın, ihlâsın ve samimiyetin; hırsa ve öfkeye galebesidir. Allah hiç kimseye makam, mevki ve şöhret hırsı vermesin ve bununla imtihan etmesin (âmin). Vesselam...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsrafil Bayrakçı - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Seçim ittifaklarını faydalı görüyor musunuz?