Reklamı Kapat

Sorun çözmek

1. Sorun çözmenin ilk kuralı, daima bir sorun olacağını bilmektir. Dünya imtihandır. Bir derdin bitmesi diğerinin başlamasıdır. Ta ki ölene kadar bu böyle devam edecektir. Bir imtihandan ancak diğerine kaçılabilir.

2. Bu da sorun olur mu dememek gerekiyor. Her şey sorun olur. Her alanda sorun olur. Her zaman sorun olur. Sorunların bir vakti ya da yeri olmadığı gibi alan sınırlaması da yoktur.

3. Mevla insanı her şeyle imtihan eder. En çok korktuğu şeyle ve hatta en çok sevdiği şeyle de. İnsan; ailesi, çocukları, anne-babası, dostu, işi vs. sahip olduğu her şeyi ile ve her alanla imtihan edilir.

4. Aslında dünyada sorun çözmek diye bir şey yoktur. Bize düşen, olaylara karşı bir duruş sergilemektir. Bu duruş; bir taraftan isyan etmeden olayları karşılamak iken diğer taraftan elinden gelen gayreti göstermektir. Neticede bu sorun ya çözülür ya da çözülmez. Veya bir sorunun yerine başkası verilir.

5. Bu durumda sorunlara karşı gereken şekilde duruş sergilememek; ekstra sorunların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Zira üzerine düşeni yapmamanın da ilahi bir bedeli illa ki vardır.

6. Dertsiz olduğunu iddia eden insanın ya ömrü tükenmiştir ki bu durumda ölüme hazırlıklı olmak gerekir. Zira dünya dertsiz olmaz. Ya da dertlerini göremiyordur ki bu da, Allah muhafaza, hakikati görememek anlamına gelmektedir.

7. Her insana kendi işi zor; kendi derdi büyük gelir. İnsan başkalarının dert ve sorunlarını göremeyebilir. Aslında bunun olumlu tarafı, birinin çözemediği derdi diğerinin çözmesi; birine zor gelen derdin diğerine kolay gelmesidir. Aslında bu da her derdin kolay olduğu ve her derdin muhakkak çözümü olduğu anlamına gelmektedir.

8. Özetlemek gerekiyorsa “derdiyle yaşamayı öğrenmek” ve “derdiyle mutlu olabilmeyi başarmak” daha uygundur diyebiliriz. Zira “dertler” değişir ama “dertli olmak” hep devam eden bir durumdur.

***
İnsan Kendisi İçin İyi Olanı Bilebilir Mi?

1. İnsan tabi ki kendisi için iyi olanı bilebilir. Kötü olanı da bilebilir. Aksi halde imtihan ve hesap adil olmaz. Zira kişi bilmediği veya gücü yetmediği şeyden sorumlu tutulmaz.

2. İnsanın kendisi için iyi olanı bilebilmesi için üç şey gerekir: Araştırma, tecrübe ve Allah’ın inayeti.

3. Araştırma; bilgi ve istişare ile olur. Öğreniriz, sorarız, nasihat ederiz, istişare ederiz. Fakat tüm bu olayların neticesinde kendimiz karar veririz.

4. Tecrübe ve feraset; araştırma ve bilmeyi olumlu etkiler. Zira insanın tecrübesi ne kadar fazla ise bilme ve bilgileri değerlendirme kabiliyeti o derece gelişir. Feraset ve zihnin hızlı çalışması ise bilme sürecini ve derecesini etkileyecektir.

5. Bilme, planlama, karar verme, gayret ve takip gibi aşamalardan sonra tevekkül etmek esastır. Zira elimizden geleni yaptıktan sonra kadere teslim olmak gerekiyor. Allah yardım etmezse kula iyilik nasip olmaz. Kulu beladan koruyan da sadece Mevlâ’dır. Hakikate ulaştıran ve hatalarımızı düzelten de hatta unuttuğumuzda hatırlatacak olan da Mevlâ’dır. Mevlâ bazen olaylarla bazen de başka insanlarla bize yol gösterir. O’nun hidayet ve yardımı olmaz ise biz hakikate ulaşamayız.

6. Ama gayret, dua, rıza ve talep olmadan da hidayet kula nasip olmaz. Tevekkül etmemek, Allah’ın güç ve yardımına güvenmemek anlamına gelir ki Allah, kendinden istemeyene ve kendine güvenmeyene bir şeyi nasip etmez. İlim ve hidayet böyledir. Yani ilim ve hidayet için gayret ve dua şarttır. Tevbe için de niyaz şarttır. Yani Mevlâ, af dilemeyene affı nasip etmeyebilir. Doğruya ulaşmayı talep etmeyene bu nasip olmayabilir.

7. Kul, elinden gelenin yüzde yüzünü yapmadan dua etme hakkı olmadığı gibi dua etse de duasına cevap verilmeyebilir. Her insanın gücü farklıdır fakat her insan kendi gücü nispetinde gayret etmek ve elindeki tüm imkânları tüketmekten mesuldür. Yüz taş atma imkânı varken doksan dokuz taş atan kimse, görevini tam olarak yerine getirmemiş olur. Yani aslolan gayret etmek değildir; gayretin şartları ve usulüne riayet ederek tam gayret etmektir. Usulsüz veya eksik gayret, gayret olmaz. Aslında her işte böyledir. Evi tamamlayıp çatı ya da tuvaletini eksik yapmış kimse, ev yapmış olmaz veya evi teslim etmiş sayılmaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Turgut Akyüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?