Reklamı Kapat

Yüz yüze baktıracak sözümüz ve yaşantımız olsun

1970 veya 71 yılında Konya’da, Prof. Dr. Mu­hammet Hamidullah merhum, Yüksek İslam Enstitüsünün konferans salonunda bir konferans vermişti.

Tercemesini Doç. Dr. Yusuf Ziya Kavakçı beyefendi yapmıştı.

Verdiği bu konferansta, Hamidullah merhum, Fransa’da her gün, üç dört kişinin Müslüman olduğunu ha­ber vermişti.

Dinleyicilerden biri kalktı sordu, “Efendim, en çok Müslüman olmalarına sebep nelerdir?” dedi.

Dedi ki: “Söylesem gülersiniz. Siz zannediyorsu­nuz ki çok ilmi konuşmalar, tartışmalar, çekişmeler, netice­sinde adamı ikna etmişiz ve adam Müslüman olmuş. Hayır hiç öyle değil. Adam bir Müslüman’ın hayatına bakmış onunla Müslüman olmuş.”

Yani anlamayacağınız se­beplerden dolayı Müslüman oluyorlar. Orada, Efendimizin (S.A.V.) Bismillahirrahmanirrahim kelimesi, karşıdaki insanın gönlünde değişiklik meydana getiriyor.

Efendimizin (S.A.V.) davranışı gibi davranışların içerisine girebildik mi tebliği her halükârda yapıyoruz demektir.

“Tebliğ yapı­nız” deyince şu anlaşılıyor, üniversitenin kantininde birine İslam’ı anlatayım.

Tebliğ, 24 saat, havanın içinde soluyarak yaşadığımız gibi, bakışımız, tutuşumuz, adım atışımız, kulak verişimiz, konuşmamız, uyumamız, uyanmamız, yürüyüşümüz, oturuşumuz, özetle her halimiz çevremize İslam’ın misk gibi kokusunu yaymaktır.

Güneşin ısı ve ışığının bizi kuşattığı gibi, İslam bizi kuşatmalı.

Bir kayanın dibinde açan küçücük bir çiçek, gören gözlere güzelliğini, kokusu burun sahibi insanlara kendi adresini verir ve koku navigasyonuyla ona doğru gider ve koparmadan koklarız ya işte tebliğ de öyle bir şey.

Tebliğ, yerini, zamanını, mekanını ve konuşulacak kelimeleri iyi seçmektir.

Adamına göre davranışların içerisine girmek gerekir.

Yanlış anlaşılmasın, adamına göre konuşmak, doğruyu adamına göre yamultmak anlamına değil, onun eğitimine, kültürüne, yaşına, diline… göre doğruyu onun anlayacağı dille söylemek ve canlı olarak göstermektir.

Hani her insanın farklı, tamamen ayrı parmak izi vardır. Yani 8 milyar in­sanın 8 milyar parmak izi vardır.

Yine 8 milyar insa­nın da 8 milyar ayrı gidiş yolu vardır.

 “Hocam, bunları öğrenmek mümkün değil” demeyin.

Mümkün değil diye bir şey yoktur. Allah mümkün olmayan bir şeyi bize teklif etmez.

Allah (C.C.) öyle bir ayarlama vermiş ki, eğer iyi niyetle ihlasla ve İslami usullere uygun olarak bir kişinin yanına varacak olursak, onun frekansına göre kendimizi ayarlama kabiliyetini de Rabbimiz hepimize lutfetmiştir.

Ama oturduğu yerden, “Şöyle bir adamla karşılaşsak acaba ona ne diyebilirim ki” diye düşün düşün, mantığın hiçbir şey söylemez, söylerse de cevabını da sana verdirir.

Öğrenciler imtihan önce­sinde birbirlerine diyorlar ki “Aklımda hiçbir şey yok.” Kitabı şöyle bir düşünüyorsunuz. Hiçbir şey yok ama içe­ride sorunun biri soruldu. “İşte bu kolay, bunu yaparım” diyorsunuz. İkinci soru, üçüncü soru kolay, böyle geçip gi­diyor.

Ama soru sorulmadan evvel benim aklımda hiçbir şey yok diyordunuz. Bu durum da aynıdır.

Yani bir insanla, bir filanla hayal kurarsanız olmaz. Filanla karşılaşsam acaba ne diyeyim ki diye üç gün düşünsen bir şey olmaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?