Reklamı Kapat

İslam Medeniyetinin Bilime Katkıları 4

(Trigonometri, Sinüs Cetveli, Pi Sayısı, Paralel)

Şimdi bu sinüs meselesine gelelim. Trigonometri okuyan nispeten yaşlı kardeşlerimiz, ağabeylerimiz burada bilirler ki, eskiden trigonometri dersi okunurken sinüs, kosinüs kelimeleri yerine ceyp, taceyp kelimeleri kullanılırdı. Bizim otuz sene önce yazılmış lise kitaplarında bunlar ceyp, taceyp olarak geçer. Ceyp kelimesi Arapça bir kelimedir. İlk defa halife Memun zamanındaki Müslüman âlimleri mesafe ölçerken bu kelimeyi kullanmışlardır. Bu uzunluğu o zamanki insanlar cebe benzetmişler ve buna bizim Türkçede cep demek olan ceyp demişlerdir. Hesaplarında, kitaplarında "ceyp aşağı, ceyp yukarı" diye bir sürü hesaplar yapmışlardır.

Şimdi bu kitapları Haçlı Seferleri’nden sonra Avrupalılar almışlar, bakmışlar ki, bunlar Akdeniz’in genişliğini fevkalâde doğru bir şekilde ölçmüşler. Bunu nasıl yaptıklarını ve hesaplamalarda ceyp gibi kullandıkları tabirleri anlamamışlardır. Bu hesapları anlamadan lügatı açmışlar, Arapçadaki ceyp kelimesinin Lâtince karşılığı olan (sinüs) kelimesini kullanmışlardır. Avrupalılar buna (sinüs) dedikleri için, biz de her şeyimizi Avrupalılardan aktarmağa kalktığımızdan bugün kendi mekteplerimizde kendi bulduğumuz ilimlerin adlarını onların anlamadan kullandıkları kelimelerle okutuyoruz. Onun için sinüs, kosinüs tabirlerini kullanıyoruz. Halbuki bunları bulanlar Müslümanlardır. Malın sahibi Müslümanlardır. Avrupalı bizden bunu anlamadan almış, bizde anlamadan onlardan alıyoruz.

Bakın Müslümanların yaptıkları sadece bunlardan ibaret değildir. Müslümanlar bugünkü coğrafyada bildiğimiz arz daireleri arasındaki mesafeleri ölçmüşlerdir. Halife Memun zamanında, Harran Ovası’nda, bizim Türkiye’de bulunan bir kaza ile Irak’ta bulunan diğer bir şehir arasındaki mesafelerin fiilen ölçülmesi ve mesafelerde güneş bölgelerine ait yapılan hesaplarla tespit edilmiştir. Arz daireleri arasındaki miktar bugünkü bilgilerimize göre 111.000 kilometredir. Daha Halife Memun zamanında bunun 111.000 km. olduğu hesaplanarak ortaya konulmuştur.

Mesele bundan ibaret değildir, Müslümanlar, bu ilimler arasında sinüs, kosinüs vs. bulduktan başka bunların tablolarını da yapmışlardır. Sinüs cetvelini bugün mekteplerde kullanıyoruz. Hattâ bu cetvellerin çokları tercüme edilmiştir. Tercüme edilen kitaplara bakarsak, İngiltere’de, Fransa’da, Almanya’da basılmış kitaplardır. Ve biz zavallı insanlar olarak bugün zannederiz ki bu kitapların içindeki hesapları ilk defa yapanlar Avrupalılardır. Halbuki ilk defa trigonometri cetvellerini Müslümanlar hazırlamışlardır. Hem de öylesine hassasiyetle. Büyük Müslüman âlimlerinden Horasanlı Gıyasettin Cemşîd, “Risâletül-Muhitiyye" adlı kitabında bir derecenin sinüsünü ilk defa hesaplamışlardır.

Şimdi tekrar karşımıza Avrupalıyı, hususiyle müsteşriki alıp soralım: Siz diyorsunuz ki, Müslümanlar bu ilimleri Yunanlılardan ve Mısırlılardan aldılar. Nerede Mısırlılarda sinüs mefhumu, nerede Mısırlılarda trigonometrik hesap mefhumu? Nerede Mısırlılarda sinüs bir derecenin kıymeti? Böyle şey yok. Ama Gıyaseddin Cemşid, sinüs bir dereceyi bakın ne hassasiyetle hesaplamıştır: 0, 017 452 404 437 238 371. Takriben virgülden sonra 18 hane hassasiyetle sinüs bir dereceyi hesaplıyor. Bugün bu hesabı elektronik makine ile yaptığımız zaman bir rakamı şaşmıyor. Gıyaseddin Cemşîd, trigonometri cetvelini bu hassasiyetle oturup yapmıştır. Nasıl yapmış? Onların bu işi nasıl yaptıklarını düşündüğümüz zaman akıllar duruyor. Öyle metotlar karşısında hayranlıktan başka bir şey duymak mümkün değildir.

Keza bugün yine Avrupalılara "pi sayısı"nın kimin tarafından bulunduğunu sorsak, efendim pi sayısını eski Yunanlılar bulmuşlar derler. Hayır, Pi sayısını ilk defa bulan ve pi sayısının rakamlarını hassasiyetle hesaplayanlar yine Müslümanlardır. Ve yine Gıyaseddin Cemşîdin Risâletül - Muhitiyye adlı kitabından bu hesabı sizlere veriyorum. Gıyaseddin Cemşîd pi sayısı için şu rakamları veriyor; 3,141592635589743 yani virgülden sonra 15 hane hassasiyetle pi sayısını doğru olarak hesaplıyor. Bugün elektronik makinelere hesaplattığımız zaman bunun hiçbir rakamının yerinden oynatamıyoruz. Çünkü asr-ı saadet gelmiştir, insanların ilmi, Müslümanların eline geçmiş ve ilim, asıl ilim olmağa başlamıştır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Harun Yapıcı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Vatandaş - Ebu Abdullah Muhammed bin Musa el Harezmi = Algoritma. Algoritmanın mucidi.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 19 Mart 02:19
01

Misafir - Daha sonra ne olmus? Medreselerde fizik kimya matematik kaldırılır, fizik kimya matematik ogretimez ise ne olur? Islamın içi yahudi, hıristiyan hurafeleri ile doldurulur. Onların akıllı olanları bu hurafeleri terk etmiş. Bizde ne olmuş? Mesela bir ornek Mikail melegi sanki meteorilojiden sorumlu i bakani gibi anlatılmış. Allah dünyanın ve evrenin işleyişi için fizik kimya kurallarını koymuştur. Insanın görevi de bu kuralları öğrenip bu kurallara uygun yaşamak ve bu kuralları keşfetmek ve kullanmaktır.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Mart 16:26


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?