Güneşi söndüren hırslarımız

İnsanoğlunun cennet yeryüzüne rahat vermediği yüzyıllardır bir vakıa. Ya da beşerin diğer kardeşlerine huzur vermeyeceği de bir realite. Bu yüzden o gün, o düğün töreninde çok bilmiş ev sahibi haz etmediği yakın akrabalarını salonun en arka tarafındaki tuvaletin yanındaki masaya oturttu.

Akrabalarına böyle bir ceza vererek neyi ispat etti, yıllardır içinde birikmiş öfkeyi mi?

Ya da gelen yeğenlerini, kuzenlerini kendi çevresindeki üst düzey insanlardan düşük gördüğü için mi böyle bir şey yaptı.

Bir türlü çözemedim.

Fakat arkaya attıkları da saygın kişilerdi; bilim insanları, profesörler, bürokratlardı.

Elbet, insanlığını, iyi kalpliliğini, ferasetini, basiretini, cömertliğini, hoşgörüsünü sergilemedi. Arka masa cezası ile hırslarını, nefretini, kinini, hiddetini, düşmanlığını, bagzasını da yansıttı fotoğraflara.

O gece, tuvalete girip çıkanların yanında oturtarak gözümde değeriniz bu dediği akrabalarını mutsuz ederek, kendi düğününün bütün ışıklarını söndürdü.

Ortalık karanlıkta kaldı, dahmede bulduk kendimizi.

Salonun bütün ezharı, çiçekleri soldu.

Şık salonun bütün ıssını kapattı, donduk buz kestik. Oy istemek için gelen muhtar adaylarından birinin projesiyle de öylesine buz kestim bütün ışıklar, güneş söndü, her yan karardı. Adam sanki fezaya yatırım yapacakmış gibi mahallemizdeki el kadar ormana sağlık ocağı projesini açıkladı.

Yapamazsınız, dedim.

Şaşırdı, bu gerici kadına ayıplayarak baktı.

Yüzlerce yılda yetişmiş bir hazine olan ormanı kesip sağlık ocağı yapamazsınız.

Gidin, düz arsada yapın sağlık ocağını, bahçesini ağaçlandırın. Kafayı takmış ya o küçük ağaçlık alana “biz ocak yapmazsak orası zaten park olacak”.

Yeni bir ağaç vurgununun adı park.

Birkaç demir yığını spor aleti koyup yine tarihi ağaçları idam edip bir iki ithal bodur ağaç dikip işi bitirecekler.

Hayır, o projede tutarlı değil, başka yerde, ormanın olmadığı bir alanda yapın parkınızı sonra da ağaçlandırın diyorum.

Siz hiç duymadınız mı Avrupa ülkeleri odun ihtiyacını bile kendi ormanlarından karşılamaz, yoksul Afrika ülkelerinden alır, kendi ağacına dokunmaz.

Muhtar adayı benim çok aksi bir seçmen olduğuma hükmetti, sinirlenerek gitti.

Kapıya bıraktığı kâğıda baktım ki, emekli öğretmenmiş.

Eyvah, dedim öğretmenimiz bile çevre bilincinden yoksunsa hazır ormanlara göz dikip kesip tüketip yok etmeyi marifet sanıyorsa, normal halktan ne beklenir.

Bunun yetiştirdiği talebeler belki de bunca duyarsız işleri başımıza çıkarmaktalar.

Sonra mahallede komşularıma anlatmaya çalıştım, sakın ola ki bu orman düşmanı adaya oy verip muhtar seçmeyesiniz diye.

Ne duysam iyi, “ama sağlık ocağı yapacakmış”. Böyle öğretmene böyle halk.

Oran hiç şaşmamakta.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?