Reklamı Kapat

Yeniden kardeşlik partisi

Yıllar önce rahmetli Hocamız “Yaşanabilir Bir Türkiye” dediğinde aslında tam olarak söylemek istediğini idrak edemediğimi şimdilerde anlıyorum. Ya da o bu yılları görürmüşçesine bu sözü söylediği zamanlarda aslında ülkemizin, zamanımıza nispeten daha yaşanabilir bir yer olduğunu görüyorum. Çünkü o zamanlar hayvancılık, tarım, dış politika, işsizlik, çöken ahlak ve maneviyat gibi unsurlar ve kaybettiğimiz maddi manevi değerler bu ülkeyi yaşanmaz bir hale getiriyor idiyse şimdi tüm bunların artmasının yanında çok daha değerli ve geri getirilmesi güç bir şeyi de kaybettik, kardeşliğimizi...

Nasıl kaybetmeyelim ki her zaman alıştığımız bir seçim yaşayacağımızı sanırken Malatya’da hayatlarımız kurşunlarla bölündü. Diyarbakır’da seçimi kazanan başkan başka partililerce darp edildi. Bu süreç her zamankinden değişikti. Afişler kesildi, dille sataşıldı, iftira atıldı, yalan haber yapıldı. Her bir partizan bir diğerine sözlü ve fiziksel olarak saldırdı. Canlara kast edildi, kardeş kanı döküldü. Birkaç oy için yavrular yetim bırakıldı. Herkes ülkesi için değil partisi için çalıştı. Vatanın kârı değil partilerin kârı esastı. Seçim değil sanki bir savaştı.

Peki, ne oldu bize? Ne zaman oldu? Nasıl oldu? Birkaç oy için birbirimize silah doğrultacak kadar ne zaman dünyaya ve dünyalık güçlere tapınır olduk? Bir hiç uğruna çocukları yetim bırakacak kadar ne zaman gözü dönmüş katillere dönüştük? Hangi fikirden, hangi inanıştan olursak olalım tereddütsüz birbirimize arkamızı döndüğümüz zamanlardan bu zamanlara nasıl geldik? Bırakın sırtımızı dönmeyi, yüz yüze bakarken bile ne zamandır birbirimizin çirkefliğinden bu denli korkar olduk? Biz tarlamızı, sapanımızı, malımızı, mülkümüzü, ekonomimizi, saygınlık ve itibarımızı ve hatta toprağımızı bile kaybeden, yaşadığımız son yıllarda her anımızı bir şeylerimizi kaybetmekle geçiren bir millettik zaten. Ama tüm bunları, bir an gelip de aklımızı başımıza toplayıp geri almaya azmettirecek, bizi cesaretlendirecek olan şeyi yani kardeşliğimizi ne zaman, nerede, kimler yüzünden kaybettik?

Biz böyle değildik. Seçimler gelir geçerdi, darbeler gelir geçerdi ve hatta savaşlar bile gelir ve geçerdi üstümüzden. Hiçbir zaman, hiçbirimiz tamamen aynı fikirde olmadık. Hiçbir zaman, hiçbirimiz külliyen aynı ideolojiye bağlanmadık. İnanışlarımız, hassasiyetlerimiz, duygu ve fikirlerimiz hiçbir zaman tek olmadı. Yalnızca vatan sevgisi haricinde. Yalnızca vatanımıza duyduğumuz aşkımız haricinde. “Vatan” denince akan sular durdu her birimizde. “Toprak” denince “bayrak” denince hepimizin oldu. Kim neci olursa olsun söz konusu vatan olunca geri her şey teferruat oldu. Sağcısı, solcusu, inananı, inanmayanı, açığı, kapalısı, sakallısı, küpelisi, siyasetçisi, halkı, herkes al bayrağın etrafında tek vücut oldu. Ve bu sayede vermedik vatanı kimseye. Bu sayede küstürmedik hilali kendimize.

Fakat bize bir şey oldu. Ne zaman oldu bilmiyorum. Nasıl oldu bilmiyorum ama oldu. Azar azar oldu. Alttan alta oldu. Bin parçaysak önceden şimdi milyon tane daha parça olduk. Ve herkesinken bu vatan, şimdi her bir grup sadece kendini vatansever ilan eder oldu. Bayrak onun oldu, toprak onun. En çok vatanına âşık olan da oydu. Ondan geri kalan herkes ise hain oldu, terörist oldu, zalim oldu. Ne sevilmeye değerdi bir diğer grubun üyesi ne de vatanına katacak bir şey olabileceğine inanılırdı. Ne güvenilirdi bir başka partiye oy verene ne de değer verilmeye layık görülürdü. Yıllarca liderler, çalışmalarını bu projelerle yürüttü. Kendi partisi dışındakileri düşman ilan ederek ve bu düşmanların(!) kendilerine diş bilediğini iddia ettiler. “Düşmanı olmayan ideoloji yaşayamaz” diyordu ya Margaret Thatcher, bizim liderlerimiz de bu şekilde kendi varlığını ve makamını sürdürdü.

 Buhar olup bulutlara karışan, “Biz gelmezsek bölücüler gelir, bizi seçmezseniz ülke elden gider” söylemleri, yıllarca ülkemin üzerine sağanak sağanak yağdı. Herkes ıslandı bu yağan yağmurda. Herkese bulaştı bu kara bela. Artık aynı grubun içinde bile dostu kalmadı kimsenin. Baba oğluyla küstü fikirleri farklı diye. Koca karısıyla ters düştü partileri farklı diye. Komşular birbirine düştü “Siz vatan hainisiniz” diye...

Oysa şu ana kadar kaç parti geldi geçti hayatlarımızdan. Yıkılmaz denen kaç parti tarih sahnesine gömülüp gitti. Elbette geçecek bu günler de. Şimdi canımız pahasına savunduğumuz, araç olmaktan çıkarıp amaç haline getirdiğimiz partilerimiz elbette bu şekilde kalmayacak. Her şey değişecek. Eskiler gidip yeniler gelecek. Unutulacak her şey. Fakat bunca zedelenen kardeşlik var ya işte onun yokluğu hiçbir şeyle doldurulamayacak. Bize zalime karşı dik durma gücü veren, girdiğimiz her savaştan galip gelme onurunu yaşatan kardeşlik bağlarını yıktık ve birbirimize sırtımızı döndük ya işte bu asla telafi edilemeyecek.

Biz, “biz” olamadıktan sonra ülkeyi kim yönetmiş ne fark eder? Biz birbirimize düşman olduktan sonra başkan kimmiş, başbakan kimmiş ne fark eder?

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Meryem Nida - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?