Reklamı Kapat

Kerhen seçti, pir seçti!

Dün 1 Nisan’dı. Madem 4 yıl daha seçim yok. Her seçimde ufak tefek mesaj veren yorgun milletin mesajı bu kez çok sert ve net oldu. Hem iktidara, hem muhalefete. Önce iktidara, Cumhur’a:

Ne kazanan memnun, ne kaybeden. Sanki millet kerhen seçti! Yurtdışı oyunun olmaması AK Parti'ye büyükşehirleri kaybettirdi. Kıyı şeridinin dalgası içe, AK Parti’ye doğru vurdu. Nihat Zeybekçi, “AK Parti’yi İzmirlileştirmek” için didindi durdu, ama İzmirliyi “kandıramadı”! AK Parti, Mansur’la, çek senetle uğraşırken İmamoğlu sıyrıldı. Bakmayın siz bazı kendini bilmezlerin Pütürge’de işi cinayete vardırmalarına, çatışma dili halkı iktidardan uzaklaştırdı. Kürt seçmen, HDP’yi yüzde 4.22’ye “düşürdü” ama başta İstanbul, Ankara, Mersin, Adana… Bütün Türkiye’de gücünü hissettirdi. “Türk ne ise, Kürt de odur bu ülkenin bin yılında. Asli unsuruz, bırakın bu pagan şovenizmini!” diye sert bir mesaj verdi rejimin kurucu iradesine!

***

Sürekli bel altı, sürekli algı, sürekli manipülasyon, sürekli korku, sürekli tehdit… Olmayan durumları olmuş gibi göstermek… Sanki iktidar başkasıymış gibi ekonomiden hiç dem vurmadan sürekli bekayı dile dolamak, sonuç getirmedi. Millet, dışarıdan hayâsız bir akın var Anadolu’ya. İçeride ekonomiden, toplumsal, manevi, ahlaki, birlik bütünlük çözülmesine kadar büyük risk var. “Al sana yüzde 52! Ama başkanlığı kendine göre değil, yasama, yürütme, yargı ve medyayı kendine değil, olması gerektiği gibi kur! Kendine gel” dedi. Kürtçüsüne de, Türkçüsüne de, Türk’üne de, iktidarına da, muhalefetine de hepsine ince ayar mesajlar verdi!

İKİ ŞEHRİN GİZLİ İŞBİRLİĞİ!

İki şehrin, son otuz yıldaki “kararı” hiç dikkatinizi çekti mi? İstanbul ne karar verdiyse, hemen hemen Ankara da aynı kararı veriyor! 1984’te ikisi de ANAP dedi. 1989’da ikisi de SHP dedi. 1994’te ikisi de REFAH dedi. Şimdi ikisi de CHP diyor. Gizli bir “işbirliği” var gibi! İzmir’e ayrı baş çekmek yakışıyor mu hiç!

NARGİLE TAKIMINA MESAJLAR!

Anadolu bu sefer yüksek düzeydeki beklentisini çok aleni gösterdi. Düşük yoğunluklu alt düzey değişiklikler değil. Yukarıdaki güç zehirlenmesine dikkat çekti. Halk kitlesinden kopuk, plazalarda yaşayan, kafelerde nargile içen, başörtülü eşleri Avrupa’dan Türkiye’ye gelmeyen tabandan ve davadan kopmuş olanları da, o politikaları da değiştir mesajı verdi. Cumhurbaşkanı da bu değişim mesajını aldığını çok üstü kapalı ihsas etti. AKP’li ağır topları balkondan düşürdü! Hepsi aşağıda dinliyor. 

Eğer bu güçlü mesajı 7 Haziran ve 24 Haziran’da olduğu gibi kulak ardı ederse, değişim ve dönüşüme İmamoğlu tarzıyla devam eden CHP’ye daha çok açık çek verebileceğini açık etti.

YILDIRIM KAZANDI, SOYLU KAYBETTİ!

Kürt seçmen, bugüne dek özelikle metropollerde AK Parti’ye kazandırıyordu. Ancak iktidarın, sadece, “Türk, Türkçülük, Türk milliyetçiliği” diyen Süleyman Soylu tarzı siyaseti Kürt tabanı, İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na, Ankara’da Mansur Yavaş’a itti. Demek ki bu ülkede ırk temelli milliyetçilik kaybettiriyor. Karşı tarafa kazandırıyor. 1990’lardan beri Milli Görüş’ün tuttuğu Kürt tabanı adım adım HDP’ye kaptıran AK Parti, şimdi HDP’nin gücünü fena hissetti. Çözüm süreci bitti. Kürtler ise olayı çözdü. Doğu’da AK Parti’ye kazandırdı. Batıda rakiplerine!

Dahası beka tartışmasına Kürtler inandı. En çok inanması gereken MHP tabanı, ülkücüler ve Türk milliyetçileri inanmadı. 

Binali Yıldırım, İstanbul’u belki kaybetti ama… Partisinin ötekileştirici tarzına karşın; dışlamayan, sakin, esprili ve yumuşak tarzıyla gönülleri kazandı.  

İKTİDAR “YOLDAŞLARININ” FATURASI AĞIR OLDU!

Eski Marksist, solcu, Kürtçü, Türkçü, liberal… Ama havuzun ekran ve manşetlerinden 7/24; Müslüman kardeşliği, eski dava arkadaşlığı, hukuku demeden taramalı gibi “AK Parti’nin gayrısına saydıran” ama belki gerçekte CHP/HDP’ye oy veren, menfaati her dönem en üstün tutan aydın, yazar, çizer takımının samimiyetsizliğini hisseden Anadolu irfanı, tokadı eski dostlarını düşman eden AK Parti’ye attı.

YILDIRIM NE YAPACAK!

AK Parti’nin bu seçimdeki en ağır adamı, eski Ulaştırma Bakanı, Başbakan ve TBMM Başkanı Binali Yıldırım’dı. Millet o kadar kızgınlığı 17 yılda o kadar birikmiş ki, Yıldırım’a bile vize vermedi. Acaba Yıldırım için bundan sonra ne düşünülür. İstanbul’dan Sorumlu Devlet Bakanlığı mı, yeniden TBMM’ye dönmek mi ya da yeni kabinede bir görev mi? Bekleyip göreceğiz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Yavuz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?