Reklamı Kapat

Seçimlerin değiştirmeyeceği makûs talih…

Yaklaşan seçimler, çoğu insanı ilgilendirmemekte.

Zira halk çok iyi bilmekte ki,

Her seçimle gelen; kendisini ve çevresini abad edecektir.

Geçmişin dava, ideoloji kavramları darmadağın oldu.

Siyasi partiler artık ticari holding işlevi görmekte.

Bu durumun herkes farkında olduğu için,

Yakın geçmişte siyasi partilerin bayraklarıyla süslenen meydanlar,

Ya da partilerin coşkulu seçim arabaları ile geçen konvoylar terk edildi.

Batı’ya göre bir şark ritüeli olan seçin telaşı, bizde de irite eden bir atmosfere büründü.

Zira herkes fark etmekte ki seçimi kazanan artık başka bir dünyaya kanatlanmakta.

Haksız kazançla kazanlarını doldurmakta.

Bu sebeple halk seçim heyecanını tamamen yitirdi.

Oysa hem ülkenin hem de şehirlerin devasa sorunları bulunmakta.

İşsizlik, toplumda en hasar bırakan yakıcı sorun.

Gençler iş bulamadıkları için evlenememekteler.

Yaşlılarımızın mahkûm edildiği yoksulluk ayrı bir trajedi.

Başka bir hayatları yok artık.

Ömürlerinin kalan küçük diliminde mağdur edilmeleri, gözlerinin yaşının dinmemesi, sinelerinden yükselen ahlar; sebep olanları vuracak kadar büyük.

Deprem, şehirleri bekleyen uğursuz bir baykuş gibi.

Hala kalıcı tedbirlerin esamisi yok.

Varsa yoksa ihalelerin gideceği adresler.

Nemalanmalar.

Demek idealist dönemlerin insanıydık, seçilen kişilerin çok malı mülkü olmazdı.

Görevden ayrılanların kıt kanaat geçinmelerine bile tanık olmuştuk.

Lakin son kırk yılda ranta olan evrilme korkunç boyutta.

Böyle bir ahlaksızlık olabilir mi,

Seçilen belediye başkanı, ya da başkan yardımcısı hatta bakan ya da yardımcısı, paralel şirketlerle kurumunu yönetmekte.

Pazarı ele geçirip,

Dışarıdan alınacak hizmetleri kendi şirketi ile karşılayıp torunlarının torunlarına yetecek servet biriktirmekte.

Mizancı Murad, Osmanlı’nın son dönemlerinde memur alımlarındaki abartıyı anlatmıştı, “Turfanda mı Turfa mı”yı 1891’de yazdı. Yapıtında, bir kişinin yapacağı işe onlarca kişi alınıp kurumların yıpratıldığını vurguladı.

Geçmişten gelen bu çarpıklık, bugün de vazgeçilmeden sürdürülmekte.

Ankara’da rahatsız çocuklar için eğitim merkezinde, hasta çocukların bilişsel gelişimlerine yardımcı olacak elemanların sayısı o kadar fazla idi ki.

Koridorlarda boş boş dolaşıyorlardı; sohbet, kahve, kahkaha.

Fakat asıl acı olanı da, Anadolu’da özel çocuklar için bu merkezler yoktu,

Yozgat’tan, Aksaray’dan, Kırıkkale’den karlı kış günlerinde kalkıp gelmiş anneler ve hasta bebekleri ayakta duramayacak kadar yorgunlardı.

Ankara demişken yüreğimdeki bir başka yara Ankapark.

Biz bu kadar zengin bir ülke miyiz ki geçmiş belediyenin yaptığı büyük oyun parkı çürümeye terkedilmiş.

Yanından her geçtiğimde üzülmekteyim.

Kaan nasıl milli gururumuz uçağımız ise bu park da ülke çocuklarının kahkahalarının çınlayacağı bir alandı.

Ne ki yoksul ülkemiz ve biz, hepimiz; onun çürümesini izlemekteyiz.

A partisi ve B partisi birbirlerinin eserlerini hayata geçirmeyerek, yok sayarak eline ne geçmekte acaba.

Hatta İstanbul’da bir ilçede şunu da gördük, bir önceki belediye başkanının başlattığı cami, aynı partiden seçilen başkanın ilgisizliği ile yarım kaldı.

Sırf önceki başkanı anımsatması yükü ağır geldi yeni başkana.

Ki önceki başkan da matah biri değildi, yerine gelen daha büyük hayal kırıklığı.

Böyle büyük hırsların yarıştığı bir ülke nasıl ilerleyebilir ki.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Mizan - Bu yanlış gidişimiz, merkezi otoriteden ziyade, mahalli idarenin acizliğinden, iş bilmeyip alelade ve günü kurtarmaya müteallik faaliyet(sizliğ)inden olduğu kanaatindeyim şahsen. Mahalli idareler halkın sağduyusu Olmalıydı hatta gerektiğinde hükümete usül dairesince karşı durabilmeliydi. Ama ne çare ki milletçe kısm-ı azamımız ahlaken tesadüf etmişiz.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 28 Şubat 05:24
02

Tencere Dibin Kara - Komşuda pişer bize de düşer. Devletin malı deniz, yemeyen ....... bir süz söz var. Ağlamaya gerek yok. Nasıl iseniz öyle yönetilirsiniz.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 25 Şubat 10:12
01

mehmet emin kartal - Mine hanım resmi çizmiş körlerin ve sağırların bile anlayacağı şekle getirmiş. Aklı ve vicdanı olanın itiraz edemeyeceği satırlar.Toplumun değer yagıılarına ve mantalitesine bakınca en ufak bir umut görülmüyor.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 25 Şubat 08:47


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler