Reklamı Kapat

İliç mi? bir İl’in iç edilmesi mi?

SAĞLAM KAFA SAĞLAM VÜCUTTA BULUNUR

İliç’te maden göçüğü olmuş. Altın madeninde meydana gelen faciadan 9 gün sonra olay mahalline giden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, “Özel sağlık sorunları” nedeniyle gidemediğini belirterek, “Eğer özür dilemem gerekiyorsa, bütün kamuoyundan özür dilerim” diye beyanat vermiş.

Geçen hafta yazdık. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, Samsun’a çıktığında, “Bakanlıklardan, kurumlardan, belediyelerden, ordudan, özel sektörden ve sivil toplum kuruluşlarından binlerce kişinin arama kurtarma faaliyetlerine destek verdiğini” ilan ederken, ilgili bakan olarak atadığı Sayın Özhaseki’nin kendine öz sağlık sorunları olduğundan olay mahalline gidemediğini duyurmaması, milletimizin bir de Sayın Bakan Özhaseki’ye üzülmesini istemediğinden olsa gerek.

AKP medyası, nasıl bir medya ki, ne 1 ay önce 48 saat süren özel sağlık operasyonundan Sayın Özhaseki’nin haber ve resim koyuyor, ne de Sayın Erdoğan’ın tarifini verdiği binlerce kişinin arama kurtarma faaliyetlerinin fotoğrafını.

“Eğer özür dilemem gerekiyorsa...” demiş Sayın bakan Özhaseki. Herhalde partisinin yetkili kurumlarının kararını ya da Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tensiplerinin zatına ulaştırılmasını bekliyordur.

“Gelememe nedenim sadece özel sağlık nedenleri.”

Maden faciasının olduğu İliç’e, 9 gün sonra giden Sayın Özhaseki, nedeninin nedenlerini, bedeninin bir arızasına böyle bağlamış.

Sayın Özhaseki, Ankara’ya belediye başkanı adayı yapıldığı günlerde, “Türkiye’yi terk ederim!” demecini vermişti.

Sayın Erdoğan’ın “Giderlerse gitsinler” emrini elbette Sayın Özhaseki ile ilişkilendirmeyeceğiz.

Gelmek, gitmek, terk etmek fiilleri, bir AKP Bakanıyla İliç maden faciası günlerinde ilişkilenince, biz de 16 Mart 2019 tarihli ve “Saadet standlarına saldıran ‘köylüsü’ bir kahraman” başlıklı yazımızın içinde Sayın Özhaseki’yi anlattığımızı hatırladık.

“Uzun araştırmalardan sonra yeniden keşfedilip Ankara adayı yapılan ve izinsiz adım atmamasıyla övünen Özhaseki’nin beyanatının Türkiye geçen kısmı başlık yapılmış tüm haber sitelerinde.

“Türkiye’yi terk ederim!”

Partisinin yönetici insanlarının ve desteklerini esirgemeyen basıncı elemanların, rakibi adayı sıkıştırma projelerini konu ederken vermiş o beyanatı.

“Benimle ilgili bir şey varsa” şartını koşmasını elbette önemsemeyiz, siyasi iddialı biri “Türkiye’yi terk ederim” dediği zaman.

Kime ceza vermiş olacaksın, Türkiye’yi terk ettiğinde...

Türkiye’yi terk ederim, Türkiye’yi terk ederim..

Türkiye terkedilecek, terkedilmeyi hak eden bir ülke olmadığına göre, neyinizle ve hangi özelliğinizle kendinizi Türkiye’den üstün görüyorsunuz ki, böyle tehditler savuruyorsunuz?

Bugün seslendirdiğiniz Türkiye’yi terk ederim duygusunu kaç yıldan beri içinizde tutuyordunuz? Kaybedeceğiniz ve hesaba çekileceğiniz ayan beyan ortaya çıkınca, son koz olarak mı bunu oynadınız?

Türkiye’yi terk ederim restini çeken birinin, daha iyi şartlarda ve başka ülkelerde yaşayacağına dair imkanları ve hayalleri mutlaka vardır. Sizin tercihiniz herhalde küçük bir ada değildir.”

YİNE AŞK VE ŞEVKİ İLE DEDİLER

Bir seçim gününe daha yaklaşırken, gündemi kaos’laştırsın diye bir düğünde konuşturulan politikacı, İliç’i, yardıma giden binlerce kişiyi ve gidemeyen sağlık sorunlu bakanı mı konu etti?

Hayır!

Gazze’nin işgalini mi, hastanelerin bombalanmasını mı, Filistinlilere uygulanan soykırımı mı, kravatlarına pişti olduğumuzu mu, gemileri mi konu etti dersiniz malum ve provokatörlükle maruf o kişi.

Hayır!

Gemiden bahsetmiş, doğru. İstanbul’dan İngiltere’ye yüz yıl önce giden bir gemiden bahsetmiş.

“Ticari mal” etiketi altında, basit harp malzemeleri mantığında, İsrail’e aylardır yük taşıyan gemilerden hiç biri münasip bir şekilde gözüne sokulmamış o politikacının.

Devir MHP artı AKP’den oluşan “Cumhur İttifakı” devridir. Dün “Sis” altında görülen “Sisi”ler, bugün “Süs” altında ‘’Süslü’’ oldukları iddiasına tabi olabilir. Hayrete gerek yok. Biliyoruz!

Onu haberleştiren 28 Şubat medyasının bugüne intikal eden artıkları, şöyle başlıklar kullanıyorlar.

“Eski Refah Partisi milletvekili.”

“Refah Partisi’nin eski milletvekili.”

1995 24 Aralık’ında RP’den milletvekili olan ve 28 Şubat sürecinde istifa eden bir politikacı,

Her seçim öncesi yaptığı konuşmalarla AKP’yi destekleyen bir politikacı,

Aile fertleri AKP milletvekili olan bir politikacı, neden hâlâ ve sürekli olarak “Eski Refah Partili” diye sunulur kamuoyuna?

Gelmiş geçmiş en başarılı hükümeti ve Refah Partisi adı altında başarıları tescilli belediyeler destanını karalamak için planlanmış bir oyundur bu.

Saadet Partisi belediye başkan adaylarının, ülkemizde yaşanan Refah Partisi belediyelerini örneklemesini önlemeye yönelik planlı bir provokasyondur.

Geçmişte onu da çok yazdık.

“ZEYTİN GÖZLÜDÜR ŞEVKİMİZ BİZİM

Tarımı mahveden, hayvancılığı sıfırlayan, tohumu bitiren, hileli gıdaya tavan yaptıran, çiftçiyi budayan, ormanların yanmasına ve yağmalanmasına sebep olan bakanı bu ifadelerle anlatmış sosyal medyada gazetemizin yazarı Ekrem Şama ağabey. Devamındaki cümlesi aynen şöyle:

“Zeytinliklerimize göz diktiği anda Reis farkına vardı, AKP’yi bitirmesine fırsat vermeden başımızdan def etti de rahat bir nefes aldık.”

Acaba öyle mi?

Anlatılan onca eylemi yapan bir bakan, son icraatını da emredilen bir plan dahilinde yapmıştır. Şevki Yılmaz’ın öne sürülüp ortamı hazırlaması ilk hatırlanacak başlama işaretiydi.

Rize Belediye Başkanı iken 23 Nisan’da Don Kişot psikolojisi yaşayan Ş. Yılmaz, AKP iktidarında 20 kere 23 Nisan görmesine rağmen değirmen aramayan Ş.Yılmaz, ne demişti zeytinliklerimiz söz konusu edilmeden?

“700 ton altınımız var, Merkez Bankası’nda şu kadar dolarımız var, diyorsunuz. Kime bırakacaksınız?”

Bu sorgulama ne çağrıştırdıysa artık, Tarım Bakanı’nın kulağına üflemek kolaylanmıştır.

“Zeytinlikleri kime bırakacaksınız?”

Dağlardaki ormanların mahvedilmesi yetmedi, maden çıkartacağız gerekçesiyle, ovaların zeytinliklerine diktiler gözlerini.

Hangi kitapta okumuşlardı zeytinliklerde maden olduğunu da, iktidar olursak geleceğe bırakmayalım hayalini kurmuşlardı? Zira çocukları ve torunları kendileri kadar zeki, çalışkan ve becerikli olmayabilirdi.’’(O ne minute, bu ne Erdoğan’’ 12 Mart 2022)

“TETİKÇİLER  YILMAZ

“Erbakan dahil, FETÖ’nün kandırmadığı kimse yok...”

28 Şubat hazırlayıcılarından ve ünlülerinden Şevki Yılmaz nam şahsın ağzından yayılmış bu cümle internet medyasında.

İlk kelimesiyle tepki çekmesini sonraya bırakarak, ikinci kısmıyla ilgilenelim.

“FETÖ’nün kandırmadığı kimse yok.”

Kim böyle bir iddiada bulunabilir? İki kısım insan. Ya ömrünü FETÖ’yü anlamaya ve çözmeye adamış bir araştırmacı, analizci uzman olacak... Ki geriden geleceğinden, kaçırdıkları ve tespit edemedikleri de çok olacaktır.

Ya da FETÖ’ye nefesi kadar yakın birinin itirafları sayılmalıdır bu cümle. Şevki Yılmaz nam şahsın bu tanıma uygunluğu ise tartışılmaz.

İktidara yakın kalemler, 2012 yılının 7 Şubat’ında MİT’e kirli ve haince bir saldırıyı her fırsatta yazıp dururlarken, bugün FETÖ mankeni sıfatıyla sayfamıza aldığımız Şevki Yılmaz, FETÖ tetikçisi olduğunun açığa çıkmasını göze alarak şunları yazmıştı 11 Nisan 2013 tarihinde?

“Fetullah Gülen Hocamız neden taşlanıyor? Şehidlerin kanlarından üstün olan kalemleriyle ve sohbetleriyle hep insanlığa nur ve ışık olacaklar.”

Maksadı ne olabilirdi? Biraz olsun iade-i itibar FETÖ’ye. Zira hem yazdığı gazetenin iktidara çok yakın duran gazetelerden olması, hem de her seçim öncesi iktidar adına FETÖ gibi ağlama rolleri, o maksadın avantajlarından idi.

Önce bir suçlama... Ardından da ululama(!) İktidar kalemcilerine, köşecilerine hizaya girin çağrısı da cabadan.

Kandıramadığı

Kimse yok.

İktidar cephesi kalemşorlarında da itiraz yok. Gerçi bugün dahi şikayetleri söz konusu değil, iktidardan ne istemişse almış o şahıs için...

İddiasına dönersek, Şevki Yılmaz nam şahsın...

Taşlanan biri var, taşlayanlar var.

Taşlama sebebini sormuş mu, araştırmış mı? Taşlayanların hangi eğitim ve kalitede insanlar olduklarını anlamış mı? Bilmemesi yetersizliğinden mi, yoksa FETÖ tetikçisi olarak ta baştan beri yetiştirildiğinden mi kaynaklıdır?

Muhal farz, Şevki Yılmaz’ın şehit kanı, kalem, nur ve ışık kelimelerinin manasını bildiğini var sayalım. Taşlandığını gördüğü biri için doğrudan ve ilk kullanılacak savunma kelimeleri bunlar olabilir mi?

Bu suçu işlemesi, kandırıldığından mı yoksa bağlılığından mı sorusunu getiriyorsa insanımızın aklına, yine de hayıflanmalıyız. Zira ikinci şık adı ile özdeşleşmeliydi o şahsın.

“FETÖ’nün kandırmadığı kimse yok.”

Beni ve iktidardakileri hep kandırdı diyor ama, bir şey daha demiş oluyor, ya da insanların şuuraltına bir işleme yapıyor.

Bu kadar kandırma gücü olan FETÖ, bir dahidir, bir akıllar üstüdür, bir ilmine erişilmezdir, geçmişi geleceği ve ne haltlar ettiğimizi bilen biridir. (Buna benzer satırları cemaatleri yazan ve iyi para kazanan solcu yazarlarımız çok döktürmüştü köşelerinde.)

Kandırıldım, kandırıldık diyenlerin ve kandırıldıklarından dolayı ne istemişlerse verenlerin hepsinin üstünü örtmenin itirafını çözelim şimdi.

Erbakan dahil...

Kandırılamayacak yegane insan o idi ama...

İltifat eder gibi yaparak iftira etmenin örneğini veriyor Şevki Yılmaz nam şahıs. FETÖ’yü ululamaya da çalışıyor (sümme hâşâ na mütenahi) utanmadan, sıkılmadan, korkmadan...

Bir FETÖ yetiştirmesi Türkçeyi böyle kullandı işte. Haberiniz olsun!”(03 Aralık 2016/ Konuşamazsak da yazarız’’

İliç mi? bir İl’in iç edilmesi mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler