Reklamı Kapat

Çözüm bu coğrafya

Seçim öncesi yerel basın ziyaretindeyiz. Güzel şekilde örtünmüş bir basın çalışanı ki hedef kitlesi dindar/muhafazakâr olan bir gazetenin önde gelen çalışanı, Filistin konusunda, “Daha ne yapılır? Yapacak bir şey yok” babında cümleler kuruyor.

Bu medya mensubuna bu çaresizlik içeren cümleyi kurduran amil düşünce neydi? Yaşadığı coğrafyanın potansiyeli hakkında bilgi eksikliği miydi? Siyonizm’in yıllardır devam eden algı ve manipülasyonlarının etkisi mi altındaydı? -Oysa başını Allah’ın emri gereği örten birisi kuvvet ve kudret sahibinin sadece Allah olduğunu kabul etmiş olması gerekir.-

Katil ve işgalci İsrail’in saldırılarına karşı yapacak bir şey olmadığını düşündürten sebep tarih konusundaki bilgi eksikliği yüzünden miydi? Çok uzun bir süre önce değil, bu coğrafyada yaşayan biri, yirminci yüzyılın başında Anadolu’da emperyalist yedi düvele karşı mücadele vererek bulunduğu toprak için kanıyla canıyla mücadele edenlerin sonunda kazandığını biliyor olması gerekir.

Artık böyle “çaresizlik” ifadeleri kullanan kişilere toplum olarak farklı bir noktadan da bakar duruma getirildik. İnsanın aklına şu da geliyor; -hedef kitlesinin muhafazakâr demokrat kitle olduğunu bilince- acaba gerçeği yazmak yerine hitap ettiği kitlenin desteklediği iktidarın sorumluluğunu örtmek için mi bu tarz ifadeleri kullanıyorlar?

Oysa Müslüman ülkelerin liderlerinin önceki dönemlere göre katil İsrail’e karşı beraber yapabilecekleri daha fazla işler vardı. İşgalci İsrail’in Filistin topraklarını gasp etmeye başladığında Müslümanların yaşadığı ülkelerde devletler hemen hemen yeni kurulmuş, çoğu kendi bağımsızlık savaşını veriyordu. Herkes kendi sorunlarını çözmek için içyapılarındaki aksaklıkları gidermek, ülkelerin sıkıntıları için çalışıyordu. Müslüman coğrafyalarda Batı’nın sömürgeci faaliyetlerine karşı direniş grupları ortaya çıkmıştı. Bu direniş grupları zamanla ülkelerin siyasi kadrolarında kurmay oldular. Özellikle Soğuk Savaş sonrası iki kutuplu dünyadan sonra Müslümanlar daha fazla uluslararası sorunları çözmek için birlikler kurmaya, ekonomi alanında ortak çalışma yapmaya başladılar. Bu açıdan başlı başına D-8 gibi bir çözüm adresi ortaya konuldu.

D-8 gibi başta Müslüman coğrafya olmak üzere dünyadaki madun ve mağdur halklar için çözüm üreten bir sistemleşmiş kurum varken hâlâ bazı kişiler Filistin için yapılacak hiçbir şey olmadığını nasıl söyleyebiliyor? Hele bunu toplumu aydınlatmak, insanları göremediğini görerek millet adına dördüncü kuvvet olarak denetim yapması gereken basın bu sözleri nasıl sarf edebiliyor?

Filistin konusunda sadece siyasi iktidar değil birtakım yerel ve ulusal kanallar da insanımıza ve ümmete çaresizlik pompalıyor. Hiçbir şeye gücü yetmediğimiz gibi bir çaresizlik aşısı yapıyorlar. Daha önceden köşemizde yazdığımız gibi “Siyonizm’i rahatsız etmeyecek kadar” protestolara, boykotlara yönlendiriliyor. Filistin’e destek vermek adına, Kudüs’e sahip çıkmak adına yapılan her eylem, her söz çok kıymetlidir. Ama İncirlik ve Kürecik gibi NATO’ya ait üstler kapatılabilecekken insanımızı sadece “dua edebiliyoruz” acizliğini yaşatmak kimsenin hakkı değildir. Ülkemizin limanlarından giden gemileri durdurmak mümkün iken sadece birkaç önde gelen malları boykot etmeye sıkıştırmak aziz tarihimize en büyük ihanettir. Başta D-8 ülkeleri olmak üzere diğer Müslüman ülkeler ve Amerika’nın kesik damarlı emperyalizmin en büyük mağdurları olan Güney Amerika ülkelerini bir araya getirerek “insanlık adına” bir cephe oluşturmak varken İslam İşbirliği Teşkilatı’nda toplanıp “şiddetli kınamalar” ile Filistin konusunu geçiştirmek ahirette en büyük hesap hanesine girecektir.

Oysa “Filistin için yapacak hiçbir şey yok” diyen meslektaşımız, meslektaşlarımız güçleri nispetinde Türkiye’nin siyasi, ekonomi ve diplomasi alanında yapabileceklere dikkat çekerek toplumda bir şuur oluşturmaya çalışsalardı çözümün bir parçası olma onurunu yaşayacaklar, meslek adına en büyük katkıyı sağlamış olacaklardı. Sadece mesleki görevlerini değil, insan ve Müslüman kardeşi olma vazifesini de yerine getirmiş olacaklardı.

Hepimizi biliyoruz ki; bu coğrafyanın çocuğu olup, zalime karşı olup mazlumun yanında olmayacak kimse yok. Bu coğrafyada bin yıllık tarihin evladı olup Filistin’de yaşanan soykırım sebebiyle içi yanmayan hiçbir vatandaşımız yok. Ekranlardan haberleri izlerken boğazı düğüm düğüm olmayan yoktur. İnsanımız aklının yettiği kadar gücünün yettiğini yapmaya çalışmakta. Bu konu hakkında basın dünyası da edebiyat âlemi de üzerine düşeni yapmalı ve artık sorumlulara, iktidarlara görevlerini hatırlatmalıdır.

Dünyadaki mazlumlar aslında çaresiz değillerdir. Katil İsrail’in saldırıları şu an bile durdurabilinir. Yeter ki siyasi idareler, Müslüman ülkelerin liderleri bunu istesin. Bunu çözmek için ne Birleşmiş Milletler’e ne Avrupa Birliği’ne muhtaç dünya halkları. Çözüm bu coğrafyadadır. Millî Görüş/Saadet Partisi’nin ortaya koyduğu ilkelerdedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Elif Örs - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler