Reklamı Kapat

Saklı inci

Müslüman genç kız! Engin okyanusların dibinde, istiridyeler içinde saklanmış inciler vardır bilir misin? İşte sen o güvenli istiridyeler içinde gizlenmiş, ışıl ışıl parlayan inciler gibisin. Çok kıymetlisin, çok değerlisin, çok özelsin! Senin saklı olman, özel oluşundandır. Senin gizli tutulman, kıymetini bilemeyeceklerin sana ulaşmasını engellemek içindir. Senin sapasağlam bir kale gibi istiridyenin içinde bulunman naif bedenine bir zarar gelmesin, paha biçilmez güzelliğin ve kıymetin incinmesin diyedir…

Müslüman genç kız! Dünyandaki kadınlar, yanı başında duran hemcinsler açılıp saçılır, ilgi ve rağbetin odağı olurken senin diplerde saklı olman, kapalı tutulman yüreğini berelemesin. Kendinden bir nebze dahi olsa gösterenlerin el üstünde tutulduğu bu çirkin dünyada senin, seni sen yapan tüm özelini, maddi ve manevi tüm benliğini, en ufak ayrıntısına kadar gizlemen duruşundaki vakarı zedelemesin. Çünkü sen, yalnızca hak eden ve görmek için okyanusun ta dibine inmeyi göze alanların görebileceği ve hiçbir çirkin bakışın üzerine değmesine kıyılamayacak kadar değerlisin. Çünkü sen, milyonlarca çift kirli göz, gözlerine değmesin diye Rahman-ı Rahim’in güvenlik çemberine aldığı bir incisin...

Müslüman genç hanım! “Hanım” diyorum sana. Çünkü sen tam anlamıyla bir hanımefendisin! Hem hanımsın bu cihanda hem de evinin, eşinin, çocuklarının, sevdiklerinin, yakınlarının, sokak ve mahallenin efendisisin. Senin elinle dikilir tüm fidanlar. Senin sularınla ıslanır tüm topraklar. Sen bahçıvanı iken büyür, filiz verir tohumlar. Ve senin kıymetli ellerinde büyür ellerinden tuttuğun tüm nesiller...

Genç kız, sen başın önünde yürüyüp okuluna sadece ilim tahsil etmeye giderken; cilveli yürüyen, kaş göz eden, giyinip kuşanıp arz-ı endam eden, nameli sesiyle dikkatleri üzerine çeken, davetkâr tavırlarla karşı cinsi tahrik edenlerin gördüğü yalancı rağbet, sakın içini karartmasın, sakın seni hüzne uğratmasın. Çünkü sen, kendi evinde, kendi eşine, çocuklarına, aile ve arkadaşlarına göstermen gereken tavırları, dışarıda hiç tanımadığın, hiçbir hukukunun olmadığı yüzlerce insana gösterecek bir zihniyette olamazsın! Çünkü sen, asıl vermen gerekenden çalıp ilgini ve alakanı sana haram olanlara yöneltecek kadar kendini kaybetmiş olamazsın. Sen, karma ortamlara girince Rahman’ın çizdiği sınırlardan çıkacak kadar verdiğin sözü unutamazsın!

Elbette haram olmayan ortamların parlayanı sen olmalısın. Nezaketinle, şirinliğinle, sevecen ve samimiyetinle, jest ve mimiklerinle, makul ve uygun ortamlarda insanların yüzünü güldüren sen olmalısın. Helal mekânlar ve helal insanlar arasında parmak ile gösterilen sen olmalısın. Elbette adın anılınca yüzlerine bir gülümseme gelmeli sevenlerinin. Elbette gönlünü hoş etmelisin sevdiklerinin. Ama Allah’ın sınırları aşılarak yapılan sevecenliğin sonunun pek de iyi yerlere gitmeyeceğini her zaman bilmelisin!

Müslüman anne! Sen ne mübarek bir şeysin. Senin elin nasıl mübarek bir eldir öpülecek. Yaşın kaç olursa olsun bil ki sen bu dünyadaki tüm kadınların büyüğüsün. Değil mi ki doğum sancılarını bile paylaşıp da binlerce beğeni alanların yanında sen gizli çekersin her bir derdi, değil mi ki kendini, ailesini, mahremini, özelini aşikâr ederken her bir internet annesi, sen örtersin aileni, değil mi ki bilmediğinden, duymadığından, görmediğinden kimse tebrik etmez senin anneliğini, işte bu yüzden sen, yalnızca sen fenomensin bu âlemde.

Çoğu zaman eşinin bile gayretlerini görmemesi, evladının değerini bilmemesi incitmesin seni. Rabbim ayağının altına sermiş ya cenneti. Cennete yürüyor, cennete yürütüyorsun ya evindekileri, dünyaya değil ahirete dikmişsin ya gözlerini. Bırak sinede kalsın gayrı acıların. Bırak didede kalsın gayrı yaşların. Mutlulukların, acıların, sevinçlerin, hayal kırıklıkların, bırak her şeyin tartılacağı güne kalsın!

Mücahide kadın! Çalışan, çabalayan, boş durmayan kadın... Sana hayretle bakanlara, “Allah’a sunulacak mazeretim olsun” diyen kadın...

Sen evinin içinde, akrabalarının arasında, okulunda, çarşında, pazarında, yürüdüğün yolda, dinlendiğin bankta, mutfağında, tezgâhında, her yerde cihat üzeresin. Senin başındaki örtün, vakarlı duruşun, gerektiğinde ciddi gerektiğinde samimi oluşun, senin toprağa düşen tohumlar gibi fidana duruşun, hizmet sahanda bulunan her yüreğe dokunuşun, senin sevdan, senin onurun, senin umut oluşun, pahası ölçülebilir şeyler midir?

Kariyer için evliliği erteleyen, çocuk planlarını atama durumlarına göre belirleyen hemcinslerinin yanında, “Allah için evlenirim, Allah için anne olurum ve Allah için dinimin hizmetçisi olurum” diyorsun ya sen, adanışın mübarek olsun!

Ey Müslüman genç kız, Müslüman anne, Müslüman hanımefendi, Müslüman kadın! Elinde yeşerecek nesiller parlak, ayak bastığın yerler ihya olsun...

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Meryem Nida - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Abdurrahman Serdar - Her HAKİKİ Müslüman (süslü-liman olmıyan) kızı bu yazıyı okumalı,

anlatılanı yaşamalı, diğer genç müslümanlar da.

Ne yazık ki, kimse İlm-i Hal, Fıkıh, Hadis kitablarını, RESUL'ün ahlakını

okuyup, öğrenmiyor, yaşamıyor.

M.Şevket Eygi Abimiz bile, " Namaz Dinin direğidir...."diye naklediyor

ve muütlaka kılınmasını bildiriyor. Fakat, NEDEN Niçin kılınması gerektiğini açıklamıyor. Halbuki, ALLAH, "Ankebut Suresi, 20.Cüz SON AYETİNDE, " NAMAZ sizi MÜNKERden, FUHŞİYATın her türlüsünden ALIKOR " da, onun için EMREDİYOR. HERKES bunu bilmeli. Nitekim, Hz. Peygember, " sizi günahlardan alıkoymuyorsa, bilinki Kabul OLMUYOR "

diye İKAZ ediyor.

Birgün gece (ve kadın) kulubü İşleten bir şahsı İMAMIN arkasında , SAFTA

gördüm, çıkınca, bunla onu nasıl bağdaştırıyorsun ? deyince, "bu onu SONLANDIRIR"

diye umuyor ve ÇABA gösteriyorum dedi.

Osmanlı döneminde, Şair Abdülhak Hamid'in Başı Örtük Hizmetcisi, Fransız hanımı ile çarşıları gezdiğinde, fark etmiş ki, herkesin, BAŞ ÖRTÜLÜ HİZMETÇİYE İTİBAR

ettiğini görünce, EŞİ eve döndüğünde, A.Hak Hamid'e bana da BAŞ ÖRTÜSÜ alacğız ve takacağım, demiş. YETER ki, İNCİ'ler kendi kıymetlerini UNUTMASINLAR.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Mart 13:01

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Özel araçlarda sigara yasağı uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?