Reklamı Kapat

Din “afyon” mu? “iksir” mi?

Hıristiyanlık dini, nasıl ki, kilisenin, cenneti parselleyerek halka sattığı için, Batı’da kitleleri uyutan/narkozlayan bir din olduysa, İslâm da dünyalıklara/kişisel veya siyasi çıkarlara alet/araç edilerek sömürüldüğünde/hükümet zulümlerine destek olduğunda halk için bir narkoz/afyon olur. Böylece dine, din karşıtlarından daha büyük zarar verilebilir...

Halkı Müslüman olan ülkelerdeki dinî temsil konum ve iddiasındakiler de, Batı’da kilisenin yaptığını yaparak/dünyalıklara karşılık ayetleri satarak, gizleyerek, hakkı batılı karıştırarak, istismar ederek iksir olan dini, afyon konumuna dönüştürebilmektedirler.

*İslâm/Kur’an ve sünnet bize hayat verir. (Enfal/24) *Kur’an adalet için gönderilmiştir. (Hadid/25, Nahl/90) *Kur’an şifadır. (Yunus/57, İsra/82, Nahl/89) *Kur’an, en doğru yola götürür. (İsra/9) *Kur’an, ilahi kanundur. (Nisa/105, Maide/48, Araf/3) *Kur’an, şeriat/ hukuktur (Maide/48, En’am/151-153) *Kur’an, ilahi korumadadır ve değişmez. (En’am/115, Hicr/9) *Eşsiz ve mucizdir. (Bakara/23, 24, 62). Peygamber sözü değildir. (Hakka/40, 44-47) *Sözlerinde eğrilik yoktur. (Kehf/1) *Kur’an’da her şeyin beyanı ve misali var. (Nahl/89, İsra/89, Kehf/54) *Din tamdır, eksiği yoktur. (Maide/3, En’am/38)

Bütün peygamberlerin dini, İslâm... Allah Teâlâ'nın bütün insanlara ilettiği din, İslâm...

TEVHİDİN gereği nasıl ki, İslâm'ın dışındaki bütün beşeri dinleri/düzenleri/ideolojileri reddetmek ise laikliğin gereği de, ilahi dinî/İslam'ı reddetmektir. (Tek ilahi/tevhid dini, İslâm'dır.)

İSLÂM; Allah Teâlâ'nın, dünyada Kendisinden başka kimseye kulluk/itaat edilmemesi için, ezelde bize teklif ve tavsiye ettiği, bizim de kabul ettiğimiz, bütün peygamberlerin ortak/tevhid çağrısı ve dinidir. (Araf/172, Nahl/36, Nuh/1)

İSLÂM; dinlerin içinde "hak" olan, yolların içinde cennete götüren "doğru" olan, düzenlerin içinde "hak ve adil" olan, mizanların/ölçülerin, ilkelerin içinde "hak ve doğru" olan, hayat tarzlarının, dünya görüşlerinin içinde Rahman’ın (c.c) rızasına uygun/"güzel" olanı, yasaların, hükümlerin içinde "adil ve doğru/maslahata uygun" olanlarıdır. (Fatiha/6-7, Al-i İmran/19, 83, 85; Maide/3, En'am/153, İsra/9, Hadid/25, Nahl/36, 90, 93; Şura/13, 17; Yasin/61)

LAİKLİK/ LAİSİZM; insanın, kendisini yoktan/topraktan/sperm ile yumurtadan/yaratarak hayat veren Allah Teâlâ'nın, hayatımızı en güzel şekilde düzenlemesine/hak ve yetkisine itirazdır; kendisine, O (c.c)’nun verdiği, seçebilmek yeteneği ile seçenek özgürlüğünü kendi aleyhine kötüye kullanmasıdır. Bu ise, “çok cahilliğimizden ve nankörlüğümüzden" değil midir?

Cemil Meriç:

-"Marx'ın "-Din, halk için afyondur" sözü, bütün dinlere teşmil edilemez. Onun muhatabı Hristiyan kilisesidir. Sosyalizm, insanları uyutup, sömürüsünü kolaylaştıran inancın karşısındadır. Din de, bütün ideolojiler gibi, tarihin bir döneminde “uyutucu" olabileceği gibi, bir başka döneminde bir "kurtuluş". Marksizm, İslam'dan habersiz bir İslâm karikatürüdür. Bizdeki Batıcılar, Batı'nın Hristiyanlığa yönelttiği tenkitleri, İslâm için de geçerli saymışlardır. Böylece, halka yabancılaşmışlardır."

-“Osmanlı, teokratik değildi. Kuralların hüküm sürdüğü “nomokrasi”/hukuk düzeni vardı. Hem padişah hem de şeyhülislâm, sadece kanunların bekçisi ve icra vasıtası konumundaydı. Hâlbuki Batı’da kral, aynı zamanda dinî liderdi. Din, devlete bağımlıydı. Osmanlıda ise tam tersine, devlet dine bağımlıydı.”

-“Osmanlı’da İslam ikinci plana atılmış ve din gelişmeye engel olarak görülmeye başlanınca, yıkım mukadder olmuştur. Bize ait olmayan “sağ” ve “sol” kavramların tahakkümünden kurtulmalı, “İslami” dünya görüşünde birleşmeliyiz. Tefrikaya son vermeliyiz. Kutuplaştırmak yobazlıktır.”

Avrupa'da laiklik fikri de, Protestanlık da; kilisenin halkı sömürüp, cenneti parselleyerek satması nedeniyle haklı olarak ortaya çıkmıştır.

Avrupa'da dinin yerine akıl/bilim ikame edilmiştir. İnsan, tanrılaştırılmıştır (hümanizm). Kilisenin/rahiplerin yerine filozoflar öne çıkmıştır. Düşünce hürriyeti, hiçbir otorite tanımaz. Rasyonalizm, laisizm, reform, rönesans, deizm, hümanizm… vb. kilisenin/dinin reddiyle ortaya çıkmıştır.

Böylece Avrupa’daki devlet ile kilise (din) arasındaki ayrılık ve uzlaşma ilkesi, bizde İslâm karşıtlığı olarak konumlandırıldı... Öyle ki, ülkemizde hiçbir hukuki düzenleme, İslam’a dayanılarak, çıkartılamaz... Laiklik, devletin dini haline dönüştürülmüştür. Bu anlayış, sadece İslâm ile sınırlıdır.

Ülkemizde, laiklik ilkesiyle İslâm (bütünü) bölünmüş, hükümleri hayattan kovulmuş, bölünmüş dinin (iman+ibadet+ahlâk) uygulanması, İslâm'ın, laikliğe aykırı olmayacak şekilde anlaşılması, anlatılması, denetlenmesi görevi de devlet adına DİB'na verilmiştir. Devlet, İslam'ı, DİB eliyle kontrol etmekte, hem de DİB bir anlamda laik düzenin koruyucusu konumundadır. Öyle ki, camide bile bir vaiz, cemaatine, İslami hükümlere göre devlet kanunlarını, hükümet icraatını eleştiremez.

Osmanlı, dine bağlı bir devletti. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başlangıçta/1924 Anayasası’nda, devletin dininin İslam olduğu yazılıyordu. Bu ibare/cümle, 1928’de yapılan değişiklikle, anayasa metninden çıkartıldı. 1937’deki değişiklikle de, yerine, laiklik konuldu. Böylece, laik "devlete bağımlı din” (sadece İslâm) ilkesi kabul edildi. Uygulamada, anlayışta, hukukta, eğitimde, hatta Diyanet’te bu ilke benimsenerek, İslâm ve dindar düşmanlığı yapıldı... 1982 tarihli anayasada, hem de, değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek ibaresi var.(?!)

Hükümetler, başörtüsü konusunu bile -istismara açık tutarak- hukuki/anayasal bir güvenceye kavuşturmamışlardır.

 Bedenimiz nasıl ki, hayatın ve hareketin kaynağı ruhumuzla canlanıyorsa, devlet (bedenimiz) de ruh gibi olan vahiyle canlanır, dirilir, sağlık bulur. (Enfal/24, İsra/82, Nahl/2)

İki yüz yıldır, Şifa'dan uzaklaştığımız için hasta ve mefluç/felçli durumdayız… Osmanlı Devleti de Şifa'dan/Kur'an’dan uzaklaştıkça hastalandı, geriledi ve yıkıldı. Osmanlı Devleti'nin "ruhu" din idi; T.C.’ninki ise laiklik oldu. Ruhsuz beden ne ise dinsiz/İslam’sız devlet de odur.

Osmanlı, sonradan kaybettiği ruhuyla, dünyanın bir coğrafyasındaki bir savaşı, zulmü bir mesajıyla önleyebiliyordu. Bugün ise biz Gazze'ye su, ekmek, ilaç bile ulaştırmaktan aciz ve zilletteyiz.

Günümüzde sadece bizim değil, bütün insanların ilahi hayat iksiri vahiyle yeniden "dirilmeye ihtiyacımız yok mu?

Bu kutsal dirilişi/kıyamı yeniden Filistin'deki/Gazze'deki müminler şanlı direnişleriyle başlatarak, bütün coğrafyalardaki insanlık vicdanının uyanışına vesile oldular... Elhamdülillah… Vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Misafir - AKP milleti afyonluyor. Bu durumda yazarın yazdıklarının hepsi boşa çıkıyor. Fetö afyonlamadı mı? Adnan oktar afyonlamadı mı? Daha niceleri var. Yani kimse ayranım kara demiyor. Bir şey yapıyor isen mükafatını Yüce Allahtan bekle yaptığın işi millete caka yaparak gözüne sokma. Sokuyorsan afyonluyorsun demektir. Aldatıyorsan da afyonlyorsun demektir vs.vs.

Yanıtla . 1Beğen . 1Beğenme 15 Şubat 09:33
01

Misafir - Teşbihte hata olmaz. Bıçak gibidir. Nasıl kullandığına bağlı. En ilkel (ilkelliğin ne olduğu da tartışılır) toplumlarda bile yani amazonlarda hiç bir teknoloji alet edevat bilmeyen toplumlarda bile din olgusu vardır. Dünyada dinsiz bir toplum/topluluk yoktur.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 15 Şubat 09:28


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Erdoğan tarafından 'yüzde 5' ek zamla duyurulan 10 bin TL'lik emekli maaşı sizce yeterli mi?
Tüm anketler