Reklamı Kapat

Sultanlar Sultanı’nın mülkünde neler oluyor?

Bu kâinat Allah-u Azimüşşân’ın mülkü. Trilyonlarca yıldızlarıyla, milyarlarca galaksileriyle şu koca kâinatın Allah’ın yanında bir değeri yok. Hadis-i şerifte beyan buyrulmuş (mealen); şayet bu dünyanın Allah’ın yanında bir değeri olsaydı, kâfirlere bir yudum su içirmezdi.

İnançsız kitle, kelimenin tam manasıyla zavallıdır, akıl fukarasıdır. Kendilerini dev aynasında görüyorlar, “Bu dünyayı biz idare ediyoruz! Burada bizim sözümüz geçer!” diyorlar. Zavallılar!.. Dün, Nemrutlar, Firavunlar, Şeddatlar ve daha nice zalimler, tâğutlar da öyle demişlerdi. Ya şiddetli bir sesle, ya şiddetli bir zelzele ile, ya su unsuru ile, ya sivrisinek tâifesinin istilâsıyla, ya rüzgârla, ya mücâhitlerin kılıçlarıyla helak olup gittiler.

“Burada Allah’ın hükmü geçmez!” diyorlar. Yuh olsun sizin aklınıza! Şöyle bir kâinata bakın. Vücudunuzun zerrelerine, hücrelerine bakın, her yerde bir nizam, her şeyde bir mizan var. Her yerde Allah’ın hükmü geçerli. Güneş, ay, dünya, yıldızlar, galaksiler müthiş bir süratle hareket ediyorlar. Bir milim mihverlerinden sapmış olsalar kıyamet kopacak. Onları intizam dairesinde hareket ettiren, kâinata bu kadar kanunları yerleştiren Zat-ı Zülcelâl’in bu saltanatı bu azameti karşısında sizin ne kıymetiniz, ne hükmünüz var.

Bütün kâinatta Allah-u Teâlâ’nın tekvini kanunları hükümferma. Allah’ın teklifi kanunları uygulanmıyormuş. Rabbü’l âlemin dilerse o da bir anlık iş. Bakınız Hz. Ömer (r.a.) zamanındaki fütuhatlara… Yalnızca o kısa devrede Türkiye’nin yirmi misli büyüklükte yerler fethedildi. İran, Irak, Suriye, Anadolu’nun mühim kısmı ve Azerbaycan’a kadar çok geniş araziler İslâm devletinin sınırları arasına katıldı. Şayet bu fütuhat devresi Hz. Osman’ın (r.a.) ve Hz. Ali’nin (r.a.) hilafetleri zamanında devam etmiş olsaydı, bütün dünya İslâm devletinin hâkimiyeti altına girecekti. Ancak Kader-i İlâhî buna müsaade etmedi. İmtihan sırrı gereği, bazen müminler, bazen kâfirler galebe çalmaktadır. Şayet devamlı müminler galip gelecek olsa, imtihan sırrı ortadan kalkar. Rabbimiz bu dünyada böyle bir kanun koymuş. Âl-i İmran Sûresi’nin 140. ayet-i kerimesine meâlen bakalım: “Eğer siz (Uhud’da) bir acıya uğradınızsa , (Bedir’de de düşmanınız olan) o kavim aynı acıya uğramıştır. İşte böylece biz, zafer günlerini insanların kâh bir kesimine, kâh diğer kesimine nasip ederiz. Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez.”

Osmanlı Devleti’nin ihtişamlı devresindeki sınırlarını hatırlayınız. O sınırlar içerisinden tam kırk küsur devlet çıktı. Kur’an’a sımsıkı sarıldığı devrede zaferden zafere koşan o devletin fütuhatı devam etseydi, çok kısa zamanda bütün dünya İslâm’ın hâkimiyeti altına girecekti. Aslında bu fütuhat işi çok kolay. Bir defa düşmanın yüreğine korku girdi mi, işleri tamamdır. Bir uçtan girersiniz, atınızı Atlas Okyanusu, Büyük Okyanus kenarlarında sularsınız. Şimdi ise devran tam tersine dönmüş durumda. Müslümanların yüreğine korku girmiş. Hadis-i şerifte işaret buyrulduğu gibi, çok kalabalık kelle sayısı var, ama çer-çöp mesabesinde. Kalplere vehn hastalığı yerleşmiş. Tıpkı Talut’un ordusunda yasak sudan içenlerin hali gibi, dizlerin bağı çözülmüş.

Şu 1,5 milyarlık İslâm âleminin tamamı 40 sahabenin imanının benzerine ulaşırsa, Bedir’in 313 kahramanının salâbet-i dîniyesinin benzerine sahip olsa, iş tamamdır. İşte o vakit bütün kâfirler, bütün zalimler için sıçanın (farenin) deliği bin para olur. Kaçacak delik ararlar. İşte o vakit Mısır’ın münafık zalimleri mazlumlara el uzatamaz, ecnebilerin uşaklığına soyunup da Müslümanlara bomba yağdıran ve açlığa mahkûm eden madrabazların saltanatı sona erer. Doğu Türkistan’daki kardeşlerimize kan kusturanlar, diz çöküp yalvarır. Milyonlarca Müslüman’ı katledenler, yaptıklarının hesabını verir. Bakmayın siz aldatıcı manzaraya. Gerçek şu: Sultanlar Sultanı’nın hükmü her yerde geçerli. Her bir yağmur tanesini bir melek indirmekte. Bütün yıldızlarda bir karışlık boş yer olmamacasına Allah’ın o mutî’ (itaatkâr) memurları secde etmekte, emrine hazır beklemekte. Yahu şöyle bir düşünün şu kâinat içinde şu yaşadığımız dünyanın cirmi ne kadar? Kaldı ki bu dünyanın da her zerresinde Allah’ın hükümleri cari. Peki, daha ne konuşuyorsunuz? Ey Müslümanlar, sahi size ne oldu?.. Siz de mi aklınızı yitirdiniz!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

03

Mizan - müslüman olduğunu söyleyip gereğini yapmayanlar çok korkaklaşdı, menfaatçilerden oldu. Öyle ödleklerle ne fütuhat olur ne bir işe girilir.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Mart 10:52
02

Sami - Tıpkı Talut’un ordusunda yasak sudan içenlerin hali gibi,bu zamanın müslümanları da masum kredi adı altında FAİZ suyundan kana kana içtikleri için haram olana bulaştıkları için hidayetleri karardı,hayrı şer şer olanı da hayr görmeye başladılar.Haram çok büyük bir beladır,vücuda girdimi dengesi bozulur ve şeytanın uşağı olur insan.Bu günün müslümanlarıda maalesef bu haramlar ile çok haşır neşir oldukları için dengeleri bozuldu.... Hak ile batıl ı ayırt edemez oldular.Allah yardımcımız olsun.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Mart 10:08
01

Ahmet Geyik - Eline emeğine yüreğine sağlık Allah razı olsun hayırlı cumalar dilerim abi

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 22 Mart 07:42

İstanbul Markaları

Milli Gazete, İstanbul ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Meclis lokantasında yemek ücretlerinin artırılmasını doğru buluyor musunuz?